6 şubat pazartesi Yunanistan’ın borçlarının tartışıldığı masaya, başbakan olarak oturmayı herhalde hiçbir politikacı istemezdi. Bu görev Lucas Papademos’a düştü.
Ekonomi alanında çok önemli bir kariyere sahip olsa da Papademos’un, acemisi olduğu politikada zorlandığı da çok açık... O masada nasıl zorlu bir pazarlığın döndüğü de öyle...
Masadaki pazarlığa geleceğim ama Papademos’un o masada neler hissettiğini de ayrıca merak ediyorum. Bunu tahmin etmek için önce onun kim olduğunu incelemekte fayda var.
Başlangıçta fizikçi olan Papademos, ekonomiyle ilgilenmeye 1972’de yüksek lisans yaparken başlamış. Bu durum pozitif bilimciler arasında nadir görülen bir olgu değil. Tam tersine pozitif bilimlerin deterministik ve dingin yapısından sıkılan birçok fizikçi veya mühendisin iktisat ile ilgilenmeye başlaması sık görülen bir olgu...
İktisadın matematikten yoğun olarak yararlanması bunda bir etken olsa da benim gördüğüm örneklerde hep farklı bir neden ön plana çıkıyordu: iktisadın belirsizlik ve kaosla kol kola yürüyen, ilginç bir yapısının olması...
Maceralı bir bilimdir iktisat... Krizler, kitle hareketleri, sömürü, ekonomik savaşlar, ticaret satrançları, kısaca hayatın ta kendisidir...
Papademos da benzer hislerle mi fiziği bıraktı bilinmez ama 1972’de MIT’de (Massachusetts Institute of Technology) ekonomi alanında doktora yapmaya başladı. Doktorasını tamamladıktan sonra ABD Merkez Bankası Fed’de bir süre çalıştı. 1975- 1984 arasında Columbia Üniversitesi’nde sonra da Atina Üniversitesi’nde hocalık yaptı.
1985’ten itibaren Yunanistan Merkez Bankası’nda da çalışmaya başlayan Papademos 1994-2002 arasında Yunanistan Merkez Bankası Başkanı, 2002-2010 arasında da Avrupa Merkez Bankası Başkan Yardımcısı görevlerini yürüttü.
Yazının devamını okumak için tıklayın.