1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:41
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Gökhan Özgün MÜREKKEP 13.09.2008
Gökhan Özgün
12 Eylül 1480
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Gökhan Özgün - 12 Eylül 1480 Gökhan Özgün - 12 Eylül 1480 Gökhan Özgün - 12 Eylül 1480 Gökhan Özgün - 12 Eylül 1480 Gökhan Özgün - 12 Eylül 1480 Gökhan Özgün - 12 Eylül 1480 Gökhan Özgün - 12 Eylül 1480 Gökhan Özgün - 12 Eylül 1480
Gökhan Özgün köşe yazılarını web sitenize ekleyin

12 Eylül’le ilgili bir film yapsam, son sahnesi belli. Hatta benim için o sahne kaçınılmaz. Dahası, bütün film zaten o sahneye nasıl geldiğimizin filmi olmalı. Amerika, derin devlet, bu filmde olsa olsa bir dipnot olur. O kadarcık. Çünkü onlardan daha karanlık güçler devrede. Ruhlarımızın karanlığı devrede.

Ben bu ‘son’ sahneye şahit olduktan sonra, artık meseleye başka türlü bakamıyorum. Siyaset zaten şahitlikten ibarettir. Hakikat bir an için size göründüyse, geçmiş olsun. Bir daha ne kendinize ne başkasına huzur verirsiniz.

İşte benim hapsolduğum resim. Kenan Evren’in 2006 yılı Muğla Üniversitesi konuşması. Muzip paşa, bir üniversite amfisinde 12 Eylül ‘işkenceleri’ üzerine muziplik yapıyor. Salon kahkahaya ve alkışa boğuluyor. Yakın plan, alımlı bir genç kızımız, esbabı çok meçhul bir mahcubiyetle hafifçe boynunu eğiyor, bir eliyle perçemini düzeltirken, bütün edebiyle ve diğer eliyle ağzını kapatıyor. Ve koyveriyor kahkahasını. Son.

Ne var bunda? demeyin. Burası Türkiye demeyin. Bu resimde burası Türkiye değil. Dahası, bu resimde burası dünya değil, bu gezegen değil. Burası, ta cehennemin en dibi.

Türkiye’de nedir en büyük tabu? Ermeni soykırımı. Bir konuşma hayal edin. Bir konuşmacı hayal edin. En Türkünden, en resmî görüşünden bir konuşmacı. Size Ermeni meselesini anlatıyor. Büyük bir Ermeni düşmanlığıyla konuşuyor. Bunlar Türkiye’de olabilir, burası Türkiye, diyebilirsiniz.

Ve/fakat elinizi vicdanınıza koyun ve söyleyin. Hayal edebilir misiniz ki, bu konuşmacı bu kıyımla ilgili espriler yapsın, gülsün, güldürsün, eğlendirsin. Yüzünüz ekşir, o kadar da değil, dersiniz. O kadar da değil.

Ermeni soykırımını kabul etseniz de, karşı da olsanız, bu konuda acımasız, ırkçı cümleler de kursanız, bu mesele Türkiye’de alenen bir mizah mevzuu olmaz. Olamaz. Her bakış açısının taraftarı bu konuda ‘ciddidir’. Çok ciddidir. Çünkü, bu bir hakikattir. Böyle bir hakikat, acı zekâ, sulu gülüş kaldırmaz.

‘12 Eylül’ Türkiye’de henüz bir hakikat bile değil. Toplumun hafızasından sanki iz bırakmadan silinmiş. Sanki memlekete lobotomi yapılmış. Beş milyon kişiyi dolaylı mağdur eden, acıya boğan bir felaket, uçmuş gitmiş.

Bunu derin devlet başaramaz. Bunu Amerika başaramaz. Bu bizim marifetimiz. Hepimizin marifeti.

Amerika’nın en kör göze parmak darbesi Şili’de oldu. Şili’de, Güney Amerika’da, gariptir ama, hâlâ sevenleri, taraftarları vardır diktatörün, Pinochet’nin. Ama buna rağmen Pinochet, hiçbir yerde böyle bir stand-up yapmadı. Yapamazdı. Çünkü Pinochet’yi seven, sever. Nefret eden, nefret eder. Pinochet karton değildir. Sahicidir.

Yeni Aktüel dergisinde Alper Görmüş’ün ‘Nefret edermiş gibi yaptığımız diktatör, Kenan Evren’ adlı, hayranlık verici derecede sahici bir cesaretle yazılmış yazısını okuduktan sonra, uzun süredir aklımda tamamlayamadığım bu yazıyı, nihayet kurabildim. Alper Görmüş’ün bu tarihi yazısını siz de mutlaka okuyun.

Alper Görmüş, sanki kendiyle yüzleşmenin hiddetinden kırılmış bir aynanın parçalarını biraraya getirmeye çalışıyordu yazısında. O kırık aynanın parçaları biraraya gelince ortaya bir ucube diktatör portresi, Evren Paşa çıkıyordu. Kartondan bir diktatör. Bir çizgi film kahramanı. Bu kahramanın filistin askısı da, idam sehpası da kartondan.

Sanki bir uzak ülkenin mizah dergisinde bir başka uzak ülkenin acı hakikatini hicvederek anlatan bir ‘çizgi diktatör’ Kenan Evren. Sahici değil. Olamıyor. O mu bizim eserimiz, biz mi onun? Hangimiz daha kartonuz? Artık belli değil.

Dünyada böyle acımasız karikatürler vardır. Ve neredeyse hepsi de ‘engizisyon’ dönemiyle ilgilidir. 500 yıl öncesiyle yani. Dünya mizahı, insan vicdanı, 500 yıllık bir mesafeyi acımasız bir mizah için ancak ‘kabul edilebilir’ buluyor.

Kenan Evren canlı bir ‘engizisyon’ karikatürü gibidir. Biz çizdik onu, kendi ellerimizle. Mükemmel çizdik. Kültürümüzün bir parçası yaptık. Artık onu yok etsek, hiçbir şey ama hiçbir şey hatırlayamayacağız. Onu yok etmesek, insanın kanını en donduran anda, dudaklarımızdan dünyanın en hayasız gülümsemesi, hatta kıkırdaması, eksik olmayacak.

Kimse diyemez ki 12 Eylül’ü hatırlamıyoruz. Hatırlıyoruz. 12 Eylül 1480’de Türkiye’de acımasız, kanlı bir darbe oldu. Üzerinden 40 nesil geçmesine rağmen, hâlâ hatırlıyoruz.

Bu garabetin, bu felaketin, psikolojinin en orta yerinden bir açıklaması vardır. Suç ortaklığı.

 

Diğer Gökhan Özgün Makaleleri:
  1. Mürekkebimin sonu - 06.04.2009
  2. Saatlerinizi tekrar ayarlayın - 02.04.2009
  3. Kifayetsizliğimi kabulümdür - 30.03.2009
  4. Seçim tarifesi - 28.03.2009
  5. Tekel değil, ‘çiftel’ - 26.03.2009
  6. İhanete davet - 21.03.2009
  7. İki kez rehin alınmak - 19.03.2009
  8. Maymunlar cehenneminde Muhammed... - 16.03.2009
  9. Halk jürisi - 14.03.2009
  10. Demokrasinin ekonomisi - 12.03.2009
  11. Forza Sicilia - 09.03.2009
  12. Direnişe direniş diyebilmek - 07.03.2009
  13. Çocuktan küfre varmak - 05.03.2009
  14. Eyvah, Fatih Altaylı! - 02.03.2009
  15. Muhafazakâr korku, faşizan korku ve AKP - 28.02.2009
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: 12 Eylül 1480 - Gökhan Özgün
03.09.2010 06:41:56