Obama, seçim kampanyası esnasında çok önemli bir kaç kelime sarf etti. “Fear politics is over” dedi. “Amerika’da korku siyasetini bitiriyorum” dedi. Obama’nın en önemli misyonu budur. Obama’nın sağlamasını bu cümle üzerinden yapmak gerekiyor. Obama’nın hakiki imtihanı budur. Obama’dan bundan daha fazlasını beklemek ‘saflık’ olur. Daha azına razı olmak da, tabir caizse hıyarlığın daniskası.
Bu cümle tarihî bir cümledir. Tıpkı aşağı yukarı aynı zamanlarda Tayyip Erdoğan’ın sarf ettiği “Türkiye artık dört tarafı düşmanlarla çevrili bir ülke değildir” cümlesi gibi. Dev devrimci ruhlar böyle şeylere önem vermeyebilir, ama benim gibi cüce dilenci ruhlar için böyle çıkışlar çok önemlidir.
Obama’nın kullandığı kelime ‘fear politics’ di. Yani, ‘korku siyaseti’. Bu kelimeler bizim sıradan insanımız için nasıl bir perde yüksekten bir anlatımsa, Amerikan halkı için de öyledir. Bu, Amerikan halkına yönelik bir popüler siyaset cümlesi değildi. Obama bu mesajı aslında bütün dünya politikacılarına veriyordu. Anlayana... Neocon’lara elveda diyordu.
Amerika’da ‘korku siyaseti’ ve neocon’luk siyasi iletişim düzleminde bir ve aynı şeydir. Korku siyasetinin Amerika’daki mimarları neocon’lardır. Bunun için uzun yıllar çalışmışlardır. Türkiye’deki ‘korku siyaseti’nin mimarı Ergenekon gibi, onların da bir karanlık, bir de merkezî, itibarlı yüzü vardır. Onların tek farkı, korku siyasetini artık uzun süredir ‘mecburen’ yalnızca dış politikayla sınırlamalarıdır.
Maşallah Türkiye’de, korku siyasetini yalnızca dış politikada değil, aynı zamanda, içeride, sağda, solda, aşağıda, yukarıda, her yerde büyük bir azimle yürüten merkez medyamız var. Korku siyasetini yalnızca dış politikada yürütselerdi, onlara da, neocon, yani ‘yeni muhafazakârlar’ diyip ‘medeni’ bir tanımlamayla geçiştirebilirdik. Ki ben bile, böyle iyi niyetli bir girişimde bulundum. (Modern muhafazakârlar diye bir yazı yazdım)
Ama korkuyu mümkün olan bütün bir espasa zehir gibi yaydıkları için onlara ‘Yeni Gericiler’, ‘Yeni İrticacılar’, ‘Laik İrticacılar’ demek daha doğru.
Bu Yeni İrticacılar’ın Ergenekon’la organik bağları ne kadar kuvvetlidir bilemem, ama, Ergenekon’a kesintisiz yaptıkları ideolojik servisin leş kokusu o kadar ortaya çıktı ki, artık onların ‘ifadesine’ olsun başvurmadan Ergenekon ideolojisinin karanlık sırlarına nasıl tam olarak vakıf olunabilir, benim aklım almıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.