Davos’taki çıkışın en büyük ehemmiyeti Avrupa’nın ve Batı’nın sınanmasıydı. Ben, Erdoğan’ın Davos çıkışının İsrail devleti ve Gazze katliamıyla hesaplaşmanın çok ötesinde bir anlamı olduğunu düşünüyorum. Türk dış politikasında bir dönüm noktası olduğunu düşünüyorum.
Niye tarih yapmak Tayyip Erdoğan’a nasip oldu? Bu soru, bambaşka bir soru. Memleketimizdeki Beyaz Adam’ın en hazmedemediği soru da zaten bu. Çünkü illa bir tarih yapılacaksa, onu da Beyaz Adam yapmalı.
Memleketimin Beyaz Adam’ı her varaklı çerçeveye taliptir. Bu yüzden Türk’ün büyük filozofu Serdar Turgut bile
Taraf gazetesini ‘temelde’ destekler. Öyle der. Dikkatinizi çekerim. ‘Temelde’ karşı değildir. Arsa spekülasyonu gibi. Temelden ucuza ortak olacaksın binaya, bir bakarsın yarın ‘pirim’ yapmış, di mi? Ne olur, ne olmaz? Kambersiz düğün olmaz. Ama aynı Serdar Turgut, karşı ‘taraf’taki ‘orduyu yıpratmayın’ binasına da ‘temelden’ ortaktır. Ee, Beyaz Adam’ın daniskası işini en iyi bilendir, bütün yumurtaları aynı sepete koymaz. Çünkü o, hep yumurta siyasetindendir.
Ama tarih yalnızca geleceğin varlığını kabul edenlere sahnesini açıyor. Geleceği yok sayanlara, tarihi kıyma yapıp günü geldikçe ‘yedirilmek’ üzere ‘deep freeze’e atanlara değil. Bu donmuş, son kullanım tarihi geçmiş, zehirli ‘tarihi’ önüne atıldığı gibi ‘yemeyen’ ve ‘yememek’ için nedeni olan herkesin Türkiye’nin ‘geleceğinde bir yeri’ olacak. İdeolojilerinden bağımsız olarak bir ‘yeri’ olacak. Bunu ‘takdir’ etmek lazım.
MHP bile kendini bir ‘geleceğe’ hazırlıyor. Orhan Miroğlu’nun sözlerine bakılırsa, bir Kürt-Türk iç savaşının önlenmesindeki en önemli aktörlerden biri Devlet Bahçeli’dir. Bu sözlerin Orhan Miroğlu tarafından sarfedilmesinin apayrı bir ehemmiyeti var. Yani, Devlet Bahçeli, bir MHP lideri bile, tarih yapıyor. Yeni bir geleceğin ‘kuruluşunda bir rol oynayabiliyor’. Ve Orhan Miroğlu, bu durumu ‘tanıyor’, ‘kabul ediyor’.
Yazının devamını okumak için tıklayın.