1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:30
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Gökhan Özgün MÜREKKEP 28.08.2008
Gökhan Özgün
Biz bize benzemeyiz
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Gökhan Özgün - Biz bize benzemeyiz Gökhan Özgün - Biz bize benzemeyiz Gökhan Özgün - Biz bize benzemeyiz Gökhan Özgün - Biz bize benzemeyiz Gökhan Özgün - Biz bize benzemeyiz Gökhan Özgün - Biz bize benzemeyiz Gökhan Özgün - Biz bize benzemeyiz Gökhan Özgün - Biz bize benzemeyiz
Gökhan Özgün köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Avrupa’ya girmek istiyorsak, artık Avrupa’yla biraz ilgilenmemizde fayda var. Çünkü Avrupa’nın hastalıkları bize de sirayet etmiştir. Niye etmesin ki, en azından iki yüz yıldır başka bir üst-kültürden besleniyoruz da, ben mi bilmiyorum?

Kendimizi o kadar Avrupa’dan uzak hissediyoruz ki, Türkiye’de gerçekten Avrupalı olduğunu düşünen insan yok gibi.

Ben kendimi bir Avrupalı olarak gördüğüm için Avrupa Birlikçi’yim mesela. Yoksa bir takım ‘pragmatik’ ve ‘uyanık’ gerekçelerle değil.

Avrupalı olduğumu öncelikle hastalıklarımın benzerliğinden anlıyorum. Kendi içimde, ruhumda bir çamur keşfettiğim zaman, bir bakmışım bu çamur Avrupa’nın ‘en batak’ bölgesinden geliyor.

Merak ediyorum Avrupalı olduğumuzu ne zaman kabul edeceğiz? Eğer Avrupa’nın hastalıklarını içimizde taşımıyorsak, niye Avrupalı olalım?

AB, ‘geleceği karşılamakta’ güçlük çeken bir Avrupa’nın hastalıklarıyla mücadele etmek üzere yaratılmış bir proje.

Bizim hastalıklarımız ‘tamamıyla’ bize özgüyse, bu hastalıkların Avrupa’yla hiçbir alakası yoksa, AB bizim ne işimize yarar?

Bu her yere sirayet etmiş ‘biz bize benzeriz’ muhabbeti ne zaman bitecek?

Bizi bize özgü yapan tek şey, Avrupalı kimliğimizi, Avrupalılığımızı, bütünüyle reddetmek. Bu ‘inanılmaz’ derecede ‘tatsız’ gerçeği bilinçaltımıza tıkıştırmak.

Bunu yaparken hem Avrupa’yı hak ettiğinden fazla yüceltiyoruz hem de aynı anda kendimizi ilelebet Avrupa’nın dışına koyuyoruz. Yani, aşağılıyoruz, dışlıyoruz.

Türkiye’de ifade özgürlüğü olsa, ‘Kürt’ün derdinden’ kopmak isteyen bir siyasi görüş de belirecektir elbet. İtalya’nın Kuzey’inin Güney’inden ayrılmak istemesi gibi. Bu ‘pislik’ bize bulaşmasın siyaseti, pragmatik, snob, acımasız bir merkez periferi siyasetidir.

Bu tavır, kendi parçası olanın meselesini çözmektense ondan kurtulmak ister. Avrupalı’nın mağrur ve muhafazakâr olanının Türkiye’ye karşı siyaseti de budur. Ve biz, her şeyimizin ama her şeyimizin bize özgü olduğunu iddia ederek bu acımasız siyasete milletçe çanak tutuyoruz. Sağcımızla solcumuzla. Hatta, liberalimizle demokratımızla.

Acaba biz hep o kadar bize benziyor muyuz?

Yoksa çoğu zaman Avrupa’da yaşanan veya yaşanmış olanın azgelişmiş, anakronik, periferik ve trajik bir parodisi miyiz?

Avrupalı kimliğimizi kabul etmeden Avrupalı hastalıklarımızla nasıl mücadele edeceğiz?

Avrupa’nın hastalıklarını tanımak için, önce basit bir gerçekten başlayalım.

Avrupa diye coğrafi bir kıta yoktur. Bu tamamıyla Avrupa kültürünün uydurmasıdır. Avrupa kıtası koskocaman coğrafi bir palavradır. Yıllar önce Atlas dergisinde bunu ‘coğrafi’ olarak derinine inceleyen, bu durumla kafa bulan bir yazı okumuştum. Bence o yazı, Türkiye’de yazılmış en önemli ‘siyasi’ yazılardan biriydi.

İşte, demiştim, kendi kendime. Nihayet bir Türk böyle bir yazı yazabilmiş. Yazının edası Avrupa’ya taraftar ya da karşı olmaktan ziyade, tam bir ‘Avrupalı muhalif’ gibiydi. O yazıyı ancak bir Avrupalı yazabilirdi.

Avrupa’nın karanlık, bataklık yüzünde, bir ‘öteki’ yaratma, dışlama kültürü vardır. Avrupa kıtası adı verilen büyük coğrafi palavra, ötekileştirmenin ilk adımıdır.

Sizce bizimkine biraz olsun benzemiyor mu?

Sonra gelelim mesela Avrupa ırkçılığına. Zenciyi köleleştiren ırkçılıkla Yahudiyi tasnif ve tasfiye eden ırkçılık arasında çok önemli bir fark vardır.

Yahudi zenci değildir. İlk bakışta onu diğerlerinden farklı kılan beş duyuya hitap eden fiziki özellikleri yoktur. Bu ‘ötekini’, Yahudi’yi yaratabilmek için Avrupalı’nın ‘kafasını kullanması’ ve ‘ekstra bilgi’ üretmesi gerekir. Ancak bu bilgiyi icat ettikten sonra, Yahudi’nin kapısına çarpı koyup onu tasfiye edebilir.

Peki, kendi farkını Yahudi kendi ortaya koysa... Mesela hasidik kıyafetlerle ortalıkta dolaşsa... O da olmaz. Bu kez de homojen Avrupa Kültürü dejenere olmaya başlar.

Yani Yahudi, kendini gizlese de, açık da etse, her iki koşulda da, birbirinden büyük tehlike yaratır. Birinde ‘takiyeci’, diğerinde de ayrılıkçı ve ‘küstah’tır.

Bu size bir şeyleri hatırlatıyor mu?

Son günlerde Fransız solu’nun tartışmalarını takip ediyorum. Birbirlerini ezberden ötekileştirme kabiliyetlerini görünce, evden ‘nickname’le kelle uçuran okuyucu yorumlarını okuyunca, kendimi, evimde, memleketimde hissediyorum.

Richelieu değil miydi, merkezi bir devlet nasıl kurulur diye yüzyıllarca önce Osmanlı’yı inceleyen. Çılgın Türkler değil miydi, devletten bir gram kaybetmeden on beş dakikada bir ulus nasıl kurulur diye Fransa’dan gözünü alamayan?

Yoksa, Türk’ün o meşhur mottosunu tersine çevirmek ve şöyle mi demek gerekiyor?

Avrupa’nın kötü yanlarını zaten çoktan almışız. Artık iyi yanlarını da alma zamanı gelmedi mi?

Bu Türkiye nasıl bir memlekettir ki, zehir, sınır tanımadan gayet ‘liberal’ içeriye sızıyor, sıra panzehire gelince, sınırdan kuş uçmuyor.

 

Diğer Gökhan Özgün Makaleleri:
  1. Mürekkebimin sonu - 06.04.2009
  2. Saatlerinizi tekrar ayarlayın - 02.04.2009
  3. Kifayetsizliğimi kabulümdür - 30.03.2009
  4. Seçim tarifesi - 28.03.2009
  5. Tekel değil, ‘çiftel’ - 26.03.2009
  6. İhanete davet - 21.03.2009
  7. İki kez rehin alınmak - 19.03.2009
  8. Maymunlar cehenneminde Muhammed... - 16.03.2009
  9. Halk jürisi - 14.03.2009
  10. Demokrasinin ekonomisi - 12.03.2009
  11. Forza Sicilia - 09.03.2009
  12. Direnişe direniş diyebilmek - 07.03.2009
  13. Çocuktan küfre varmak - 05.03.2009
  14. Eyvah, Fatih Altaylı! - 02.03.2009
  15. Muhafazakâr korku, faşizan korku ve AKP - 28.02.2009
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Biz bize benzemeyiz - Gökhan Özgün
03.09.2010 06:30:09