1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:39
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Gökhan Özgün MÜREKKEP 22.09.2008
Gökhan Özgün
CERN, din ve milliyetçilik
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Gökhan Özgün - CERN, din ve milliyetçilik Gökhan Özgün - CERN, din ve milliyetçilik Gökhan Özgün - CERN, din ve milliyetçilik Gökhan Özgün - CERN, din ve milliyetçilik Gökhan Özgün - CERN, din ve milliyetçilik Gökhan Özgün - CERN, din ve milliyetçilik Gökhan Özgün - CERN, din ve milliyetçilik Gökhan Özgün - CERN, din ve milliyetçilik
Gökhan Özgün köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Bu dünyada ve her dünyada kıyamet kopacak. Bu kesin bir bilgi. Dünya yok olacak. Dünyayla beraber bizim hayat diye bildiğimiz her şey de belki ateşte yanacak.

Din ve bilim ‘başlangıcımız’ konusunda tam olarak anlaşamıyor olabilir ama sonumuz konusunda tam bir ittifak içinde. Dünyanın sonu kıyamet.

Bilim ‘bilimsel’ olabilir, ama sıradan insanla kurduğu ilişki ‘dînî’ bir ilişkidir. Her din gibi, bilimin de sıradan insanın muhayyilesiyle rabıtası tasvirler ve tasavvurlar üzerinden ilerler.

Bilimin yarattığı her yeni tasvir, her yeni tasavvur, hem insanı hem de insanlığı geri dönüşsüz bir şekilde değiştirir.

İlk dünya haritasını gören insan bir daha eskisi gibi olamaz. Dünyanın uzaydan çekilmiş fotoğrafından sonra artık yaşadığımız dünya aynı dünya değildir. Dünyayla ilgili hissiyatımız, maneviyatımız değişmiştir.

Memleketimde herkes, günlerce orada, CERN’de, ne olup bittiğini anlamaya ve anlatmaya çalıştı. Halbuki anlatmaları ve anlamaları gereken işin bilimsel boyutu değil ‘manevi’ boyutuydu. Sıradan bir Batılı da orada ne olup bittiğini anlamıyordu ama bizden çok farklı şeyler hissediyordu.

İnsanlığı CERN’e götüren bilim macerası yolda birçok tasvir ve tasavvur yarattı. Bunlar da, Batı’da sıradan insanın ruhunda tıpkı dünyanın uzaydan fotoğrafı gibi zaman içinde yavaş yavaş yer etti.

Karadelik tasavvuru bunlardan en derin iz bırakanıydı. Uzaydaki her şeyi yutan karadelikler. Galaksimizin ortasında bile koskoca bir karadelik vardı. Bütün bir galaksi bu karadelik tarafından yutulmak üzere onun etrafında dönüyordu.

Karadelikleri yaratan patlayan yıldızlardı. Bizim güneşimiz de bir gün patlayacaktı. Ondan önce bir başka felaket olmazsa, güneşimiz bir karadeliğe dönüşmese bile, bu kaçınılmaz patlama bütün dünyayı, bütün canlılarıyla yakıp kül edecekti.

Ne zaman kopacak kıyamet? Üç-dört milyar yıl sonra. Ve kıyametten sonra insanlık hayatını sürdürecekse nerede sürdürecekti? Bir başka gezegende ve çok muhtemelen de geçici olarak Mars’ta.

CERN deneyi sırasında basınımızda yazılanları takip ettim. Memleketim bilime tapıyordu. Ama o kadar. ‘Bilimin maneviyatıyla’ ilgimiz ise koskoca bir sıfırdı. Bir günlüğüne herkes yüksek fizikçi olmuş, tabir caizse, kelimelerini anlamadıkları bir kutsal kitabı yüksek sesle okumuş ve iman tazelemişlerdi.

Bu arada Batı’da azımsanmayacak sayıda insan, epeydir dünyaya baktığı zaman sanki yeni bir maneviyatın ilk ayetlerini yazıyordu. Burası, dünya, insanın evi değil. İnsan göçebe. Kâinatın yolcusu. İnsanın evi kâinat. İnsan sürekli yeni dünyalar bulacak, ve her dünyadaki kıyametten kaçmaya çalışacak. İnsanlığın kaderi, kaçınılmaz olarak ortak. İnsanın cevheri toprak (karbon) ama, her şeyin, toprağın da kaynağı, ışık ve ateş

CERN deneyi ise muhtemelen bu yeni tasavvura tasavvufu çağrıştıran bir mevhum daha ekleyecek. Her şeyin ama gördüğümüz her şeyin tek, basit ve aynı hamurdan olduğunu gösterecek.

Hayatın kaynağı ışık. Dünya fani. Evimiz artık kâinat. Ve belki de kâinattaki her şeyin ve insanın hamuru tek ve aynı.

Bu yenilenmiş ‘maneviyatın’ insanları, artık Mars’ı düşündükleri zaman, göç edecekleri, bir süre yaşayacakları bir yeni dünya tasavvur ediyor.

Stephen Hawking, geçtiğimiz yıl, milyonlarca belki de milyarlarca yıl öncesinden insanı uyardı. Bir an önce uzaya gidin, dedi. Çünkü uzaylısınız. Çünkü hayatınızı er ya da geç orada idame ettirmeye mecbursunuz.

Bilim sıradan insanlarla konuşurken dinin dilini kullanır. Toplu selametin, toplu kurtuluşun dilini kullanır. Mucizelerin hakikiliğinden vazgeçse bile, tasvirde hakikatin mucizevîliğinden vazgeçemez. Dinin eski diliyle yeni cümleler kurar. Yeni maneviyatlar yaratır. Geleceği karşılayabilecek, insanlığı hayatta tutabilecek yeni maneviyatlar. Sayısız kıyametten kaçabilecek kurtulabilecek en son kıyamete dek varolacak maneviyatlar.

İşin garibi, bu yeni maneviyattan yoksun olun kültürler, dinini, dilini, kültürünü, kimliğini eninde sonunda kaybeder. Kendi kıyametinden kaçamaz.

Halbuki bu maneviyata açık kültürlerin dini de dili de kültürü de şu veya bu şekilde hayatta kalmaya devam eder.

İşte benim ‘milliyetçilik’ten anladığım bundan ibaret. Kendimizi kaybetmemek için milletçe insanın geleceği karşıladığı yere taşınmak. Her şeyle orada hesaplaşmak.

Orada, geleceğin eşiğinde, bilim, dinin diline, din de, bilimin eline muhtaçtır.

Orada üniversiteler vardır. Üniversitelerin kapısı yoktur.

Din bilimi bilim dini rencide ediyor diye internet sitesi kapatan insanlık müsveddeleri yoktur.

Bu ‘sivilceli bilim kurgu’ yazısı kimde beyhude bir sırıtış uyandırıyorsa şunu unutmasın. Şu anda torunlarınızın geleceği muhtemelen oradaki bir ‘sivilceli yeni yetmenin’ elinde. Onun tasavvurunda. Onun tasarrufunda. Ve onun hür maneviyatında.

 

Diğer Gökhan Özgün Makaleleri:
  1. Mürekkebimin sonu - 06.04.2009
  2. Saatlerinizi tekrar ayarlayın - 02.04.2009
  3. Kifayetsizliğimi kabulümdür - 30.03.2009
  4. Seçim tarifesi - 28.03.2009
  5. Tekel değil, ‘çiftel’ - 26.03.2009
  6. İhanete davet - 21.03.2009
  7. İki kez rehin alınmak - 19.03.2009
  8. Maymunlar cehenneminde Muhammed... - 16.03.2009
  9. Halk jürisi - 14.03.2009
  10. Demokrasinin ekonomisi - 12.03.2009
  11. Forza Sicilia - 09.03.2009
  12. Direnişe direniş diyebilmek - 07.03.2009
  13. Çocuktan küfre varmak - 05.03.2009
  14. Eyvah, Fatih Altaylı! - 02.03.2009
  15. Muhafazakâr korku, faşizan korku ve AKP - 28.02.2009
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: CERN, din ve milliyetçilik - Gökhan Özgün
03.09.2010 06:39:32