İnternette karşıma çıkıyor. Hayatımı reklamcılıktan kazanmış olmam Türk solcusu için bulunmaz bir nimet. Bana küfür etmek istediklerinde Birinci Cihan Harbi’nden kalma muhayyilelerini bile kullanmaları gerekmiyor. Reklamcılığım yetiyor da artıyor.
Reklamcılığı bir küfür olarak kullanabiliyorlar ve kendi aralarında anlaşabiliyorlar. Allah muhabbetlerini artırsın.
Çünkü Türkiye’de emeğini reklam sektörüne satmış biri ‘emekçi’ değildir, olamaz. Hele hele solcu hiç olamaz. Ama mesela bir vagon fabrikasında bölüm şefi olsaydım, benden proleteri olmazdı.
Benle ne yapacağını bilmeyen, daha doğrusu çok iyi bilen, beni yürüyen bir küfür, bir kafir kabul eden ‘sol’u ben ne yapayım?
Bu solculardan herhangi biri acaba, şu anda Avrupa’da, birilerinin ‘cognitariat’ diye bir kavram geliştirdiğini, global kapitalizmi anlamak için proletarya yerine ‘cognitariat’ kavramını kullandıklarından haberdar mı?
Yok, bu kavramdan hoşlaşıp hoşlaşmamaları değil derdim. Merakım, yalnızca bundan haberdarlar mı? Yoksa post-modern bir sürü şey gibi, buna da mı gümrükte el konuyor?
Ordumuzun post-modernizm düşmanlığıyla solumuzun post-modernizm düşmanlığı arasındaki tatlı cilveleşme size olan biten hakkında bir fikir vermiyor mu?
Modern postlarını korumak isteyen başkumandanların ve abilerin birbirinin ayağına basmaması normal değil mi?
Ben meseleye, ben solcu muyum değil miyim diye bakmam, bakamam. Sol beni kabul ediyor mu, etmiyor mu diye bakarım. Bana açık mı, değil mi, diye bakarım. Adam ekmeğimi, alınterimi, kimliğimi küfür sayıyorsa, yürür giderim.
Yazının devamını okumak için tıklayın.