Erdoğan’ın Davos çıkışını beğenin, beğenmeyin, ama bu çıkış, Türkiye’nin bir Batı periferisi, bir Avrupa taşrası olmaktan çıkıp Batı siyasetine giriş ‘denemesi’ yaptığının ilk resmidir.
Merkez medyamız ne yapacak şimdi? Tabii en önce, devlet adamı terbiyesi verecekler Tayyip Erdoğan’a. Zaten ilk terbiye derslerini vermeye başladılar. Çünkü medyamızın en üstün değeri devlet adamı terbiyesidir. Ondan başka pek bir değerleri, vicdanları olduğunu da ben görmedim.
Erdoğan’a terbiye verme işini, derin devletin katlettiği binlerce insanı görmezden gelecek kadar ‘devlet terbiyesi’nin en derinini almış merkez medyamıza bırakalım, biz asıl mevzua gelelim.
Ne oldu? Tayyip Erdoğan, bütün dünyanın gözleriyle gördüğü bir hakikati bütün dünyanın gözleri önünde söyledi. Ve bunu Batılının dilinde söyledi. İşi, hâşâ Müslümanlığa, Müslüman kardeşliğine getirmedi. Hakikati söylemeye, insanlıkla, insanlık değerleriyle başlayıp yine insanlık değerleriyle bitirdi. Kullandığı dilin grameri Batılı bir vicdanın grameriydi.
Bu dil de, umarız, merkez medyamızın İslam korkusu adlı kimyasal silahını belki bu sefer etkisiz kılar.
“Şah hep aynı şah, vezir hep aynı vezir, yıl ha 1071 ha 2071 ne değişir” tarzı dış siyaset analizi yapanların bu konuda ne diyeceği belli. Türkiye’nin uluslararası ‘arena’daki prestiji sarsıldı vesaire vesaire diyecekler. Boşuna bu ‘arena yorumcularına’ kafa patlatmayın. Süslü ‘güç cümleleri’ arkasına gizlenmiş sözlerinin özü, gariptir ama, piyonsan piyonluğunu bil, demeye gelir. Onlar siyaset deyince, siyasi analiz deyince, ‘devlet’ anlarlar. Daha hiçbir analizlerinde insanla gözgöze bile gelmediler.
Yazının devamını okumak için tıklayın.