Dostoyevski, “dünya yüzünde tek bir çocuk acı çekiyorsa, Tanrı yoktur,” demişti.
Böyle mutlak sorgulamalar kimilerine beyhude gelir. Çünkü temel meseleyi çözmez. Ama bu basitliği hor görmeyin, zira böyle sahici isyanlar meseleye yeni bir temel kazandırır.
Bu yeni temel üzerine bir başkası, Dostoyevski’den yılarca sonra, şu mealde sözler edebilir ve etti de; “İnsanlık büyüdükçe, erişkinleştikçe, Tanrı insanı yalnız bırakacaktır, onun işlerine karışmayacaktır”. Ve böylece, Dostoyevski’nin meselesi en azından gökyüzünden yeryüzüne iniverdi.
Bunun DTP’nin kapatılmasıyla ne ilgisi var diyeceksiniz?
DTP’nin kapatılması DTP’nin içinden bazı kişilerin fena halde işine geliyorsa, DTP, zaten yoktur. Bir parti değildir.
Zaman’da Bejan Matur yazdı. “DTP’nin kapatılması DTP’nin içinde ‘şahinleri’ güçlendirecek, ‘ılımlıları’ tasfiye edecektir,” diye. Dikkatinizi çekerim. “Ilımlıları şahinleştirecektir,” demiyor. Arada büyük fark var.
AKP’nin kapatılma davası esnasında böyle bir parti içi siyasi dengeden söz edeni ben hatırlamıyorum. Belli ki böyle bir itişme yoktu. Türkiye büyük vakit ve enerji kaybetse de, eninde sonunda Tayyip Erdoğan’ın yine partisinin başına geçeceğinden neredeyse kimse kuşku duymuyordu. AKP’nin kapatma davası Türkiye’nin meselesiydi. AKP’nin kendi içinde hesaplaşma zemini değildi. Olmadı da.
Bence demokratları DTP’nin kapatılması konusunda paralize eden hakikat de zaten bizzat bu.
Yoksa, birine terörist deyip dememek, mesela benim indimde vicdan özgürlüğüne girer. Bunun hazmı çok zordur, ama vicdan özgürlüğünü düşünce özgürlüğünden ayıran da budur.
Yazının devamını okumak için tıklayın.