Oğlum üç buçuk yaşındayken, salak, manyak diye küfür sallamaya başladı oraya buraya. Oğlum, dedim. Salak deme, manyak deme, ona buna. Ben böyle diyince, sinirlendi. Gözlerini gözlerime, kafasını kafama iyice dikerek, kelimesi kelimesine şöyle dedi. “Ben”, dedi, “konuşamıyor muyum?” Cevap verdim. Tabii ki konuşabiliyorsun Hasan. “Salak bir kelime değil mi?” Evet bir kelime. Sonra iddiasını noktaladı. “Niye ‘salak’ diyemiyecek mişim, o zaman?”
Çıplak otoriteyi deşifre etmek çocuk işidir. ‘Bilginin merkezine’ seyahat edilmeden geçirilmiş 3,5 sene yeter de artar bile. Totaliteyi deşifre etmek ise o kadar sene bile almaz.
Derdi, yarası, çırılçıplak bir otorite/totalite olan bir toplumda, 3,5 yaşından sonrası ne işe yarar? Aydın dediğimiz, entelektüel dediğimiz mahlûkat ne işe yarar böyle bir cemiyette? Olan bitene çanak tutmaktan, çanakçılıktan bir başka zanaat, bir başka fırsat, bir başka zemin nerede ne zaman çıkar buralarda bu insanların önüne?
Ben istemez miyim mesela liberal demokrasi eleştirisi yapmayı?.. Mevcut olan tek medeniyeti, Batı medeniyetini, sabah akşam yerden yere vurmayı... Her şeyden çok isterim. Düşünen herkesin bir hesabı vardır elbette Batı’yla, Merkez’le. Ama buna sıra gelmez. Vakit hep erkendir.
Batı’da baskı yok mudur? Âlâsı vardır. Cinsel baskı, siyasi baskı yok mudur? Âlâsı vardır. Cemaat baskısı yok mudur? Âlâsı vardır. Derinleştirilmiş bir baskı vardır. Bu derinleştirilmiş baskıyı deşifre edene zaten entelektüel denir oralarda. Batı’daki karmaşık ve derin otoriteyi deşifre etmek için 3,5 sene yetmez. Bazen 33 sene de yetmez. Batı’da entelektüelin ehemmiyeti buradadır. Batı’nın karmaşık, derin ve fakat ‘insani’ otoritesini deşifre etmek başlı başına bir iştir ve ister istemez entelektüel bir iştir.
Mesela kibirli Müslümanımız da, laik ucubemiz de sanır ki Batı’da sabah akşam seks partisi var. Halbuki seks daha derin bir baskı altındadır Batı’da. Kaç yaşında olursan ol, gençlikle, güzellik ikonlarıyla sabah akşam güreşmen gerekir. Kadınsan iki misli zordur işin. Erkeksen de, mesele yalnızca görünüşte kolaydır. İnsansan, bir gün yorulursun, seksten meksten vazgeçersin. Yalnızca büyük teşhiri izlemeye devam edersin. Batı seksüelleşen bir toplum değil, aksine aseksüelleşen bir toplumdur. İşin enteresan tarafı bu ‘muhafazakârlığı’ bekâret bekçiliği yaparak değil, tam tersini yaparak gerçekleştirir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.