Son yazdığım yazı üzerinden internette iki eski dostun bir hesaplaşmaya girdiğini gördüm. Bu hesaplaşma benim çok ilgimi çekti, çünkü hesaplaşma siyasi değil, insaniydi, dostaneydi.
‘Memin’ imzalı biri, benim son yazımın son cümlelerini alıntılayarak, bir Taraf okuru olan arkadaşına soruyor...
Gökhan Özgün dün şöyle yazmış diyor. “Çoluğunun çocuğunun hayatını ‘dünyanın haline’ borçlu bir millet iki kere rehin alınmıştır. Hem buradaki hayâsızca kibirli aklıevveller tarafından, hem de ‘dünyanın hali’ tarafından. Birinin rehinini bir diğeri kaldırarak velinimetin oluveriyor çünkü.”
Sonra arkadaşına soruyor?.. Hasancığım sen kimin rehini olmayı seçerdin (tercih ederdin demiyorum, “tercih” özgürlük ima ediyor), bir nevi Sophie’s Choice yani...
Sevgile
memin
Yazışmanın havasından suyundan ‘memin’le uzun süredir görüşmeyen ve fakat yakın dost olduğunu anladığımız Hasan, eski dostuna beklenmedik uzunlukta bir cevap veriyor. Bu cevabı, aslına sadık kalarak, ama ister istemez kendi üslubuma yatırıp ‘terbiye ederek’ size aşağıda sunuyorum.
İşte Hasan’ın cevabı...
Tercihim belli değil mi? Çok arzu ediyorsan, amiyane tabirle, bunun köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek olduğunu düşün. En büyük korkum ise, hep köprüde kalmak. Herkesin hep dayı olduğu yerde kalmak. Mekezin son sratejisi, köprüyü ebedi kılmak. Her dayıya yer açmak. Herkesin dayılığını garantiye almak.
Ama işin sonu, ‘laikle mi yaşamayı tercih edersin Müslümanla mı?’ ya gelirse, benim için “Perihan Mağden seçimi” geçerlidir. Müslümanla yaşamayı laikle yaşamaya tercih ederim.
Yazının devamını okumak için tıklayın.