1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:34
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Gökhan Özgün MÜREKKEP 25.08.2008
Gökhan Özgün
İkame edilen aydınlık
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Gökhan Özgün - İkame edilen aydınlık Gökhan Özgün - İkame edilen aydınlık Gökhan Özgün - İkame edilen aydınlık Gökhan Özgün - İkame edilen aydınlık Gökhan Özgün - İkame edilen aydınlık Gökhan Özgün - İkame edilen aydınlık Gökhan Özgün - İkame edilen aydınlık Gökhan Özgün - İkame edilen aydınlık
Gökhan Özgün köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Türk aydınının bahtını, kaderini, niyetini ve kısmetini Türk otomobil endüstrisine benzetirim.

Türk aydını deyince, genellikle kendine solcu diyenlerden bahsediyorum. Çünkü Türk aydınının pasaportunun aidiyet hanesinde solcu yazar. Bu gayet resmî bir durumdur. Türk aydını nedense bunun önden deklare edilmesinde ısrar eder. Tıpkı T.C. laiklerinin müslümanlık hanesini kafa kâğıdında ısrarla görmek istemesi gibi.

Çünkü biri, müslümanlığın baştan çıkmasından korkar, diğeri, solculuğun elden çıkmasından. Bu nedenle birinin müslümanlığı diğerinin solculuğu, kayıt altındadır.

Türk aydınının Batı’yla ağır hastalıklı ilişkisi ithal ikameci bir sanayiye benzer.

En ithalci, en ikameci sanayimiz neydi memleketimde? Otomobil endüstrisi.

Batı’nın yarattığı otomobil dünyada her insanın hayalini süslemiş, ihtiyacını şekillendirmiştir.

Otomobilin kaçınılmazlığını fark eden devlet der ki, niye onlardan alalım? Koçum Türk, onu da yapar. Ve karşınıza ilk Türk otomobili Anadol çıkar. Otomobil demeye bin şahit ister. Olsun, bin şahitten çok ne var memleketimde? Binbir şehit.

O esnada Türk aydını da Anadol’a benzeyen teoriler üretmektedir. Osmanlı’nın ‘feodal’ yapısından bahseden, bir teori arzusu ve hayaliyle üretilen, ama tıpkı Anadol gibi bin şahit isteyen teoriler.

Bir gün Anadol’un otomobil olamadığı, ‘feodal Osmanlı’nın ise teori bile olmadığı bir takım ‘sapkın’ kişiler tarafından farkediliverir.

Artık yerli malı tasarımdan tam ithal ikameci modele geçme zamanıdır. Şahin’ler, Doğan’lar, Doğan görünümlü Şahin’ler, Serçe’ler devri başlar. İthal ikameci Türk otomobili peynir ekmek gibi satmaktadır. Bunu memleket yemiştir.

Bu otomobiller o kadar çok benzin yakar ki, adamı soyup soğana çevirir. Bu hakikat özenle herkesten gizlenir. Onun yerine, etrafa şöyle bir söylenti yayılır. En iyisi Türk malı otomobil. Çünkü yedek parçası ucuz, her yerde de servisi var.

Müthiş bir yedek parça ve otomobil tamir endüstrisi doğar. Aslında, yukardan aşağıya bir ‘rant’ endüstrisidir bu.

Ortaya öyle bir Türkiye çıkar ki, dünyanın en iyi tamircileri buradadır. Çakma çıkma takma parçalarla sıfırdan motor yapabilirler. Bozulan her Türk otomobilini, memleketin neresinde olursa olsun, tekrar yürüyebilir hale getirirler. Gerçekten hayran olunacak bir maharet sahibidirler.

Bu sırada Türk aydını da boş durmaz. O da Batı’dan parça parça düşünce alır, burada monte edip etrafa satar. Öyle bir montaj fikir sanayii oluşmuştur ki, bundan birçok aydına ‘maddi manevi’ istihdam imkânı doğmuştur.

Artık, Türk aydını ‘yeni düşünceye’ açık değildir. Eski montaj düşünceleri tamir edip tekrar yola sokmaktır onun bildiği. Bunu da hakikaten çok iyi yapar. Hakkını yememek lazım.

Bu arada dışarıda binbir fikir, binbir solculuk, binbir felsefe üretilmektedir. Ama bunlar, ‘fikir işçisi’ Türk aydınının ürettiği malın ayrıcalığını korumak için memlekete yüksek ‘gümrük vergisiyle’ ‘burjuva’ malı kıvamında girmektedir.

Bu yeni fikirlere Türkiye gerçeğine uygun değil, çok ‘yüksek sınıf’, çok ‘burjuva’ muamelesi yapılır. Zira, bu fikirler eskisi kadar çabuk bozulup yolda kalmamaktadır. Bu da entelektüel yedek parça sanayiini, ve onun fikir işçilerini işsiz bırakmaktadır. Bu arada çağdışı montaj fikirlerle boş yere ne kadar benzin yakmış Türkiye, hiç mühim değil.

Ama bir gün, ulusun sınırları geleceğin rüzgârlarına dayanamaz, çöker.

Ve aniden ortaya çıkar ki, ‘sistemin içine aldıklarının’ ve ‘sistemin dışladıklarının’ çelişkisi, alttakilerin ve üsttekilerin çelişkisinden daha belirleyicidir bu memlekette. Kazanılanın çoğu da zaten kâr değil ranttır. Ve, maddi ve manevi ‘rantlar’, yukardan aşağıya ‘içerdekilere’ iyi kötü dağıtılmaktadır. Bunun dışında kalanlar da, yukardan aşağıya kendi başının çaresine bakmaktadır.

Ayrıca, kısmete bakın, aynı anda, dünyada da, ‘içerdekiler’ ve ‘dışardakiler’ kavramları, globalizm yüzünden, birdenbire çok daha belirleyici hale gelmiştir. Yani, içerisi ve dışarısı çelişkisi, içeride de, dışarıda da, değişimin motoru haline gelmiştir.

Bu yepyeni ‘motordan’ hiç mi hiç anlamamaktadır Türk aydını.

Eski ‘dahi’ Doğan bayii artık Türkiye’yi yönetemeyecektir. Sıradanlaşacaktır. Uzun ve bozuk yolda vazgeçilmez Türk aydını eski fikir tamirhanelerini, montaj bayilerini kapatmak zorunda kalacaktır. Sıradanlaşacaktır.

Bu tabii ki emperyalizmin bir oyunudur.

Bu arada ‘emperyalizm’ çoktan büyümüş globalizm olmuş ve ‘oyun oynamayı’ bırakmıştır.

Not: İthal ikamesi faydalı olabilir. Ama, sana verilen ilk fırsatı nasıl kullandığın önemlidir. İlk fırsatta bir Anadol sokuşturursan memlekete, ithali de ikamesi de geri teper. İthal ikamesi bir kumardır. Memleketin kaderini, ayrıcalık verdiklerinin insafına, iyi niyetine ve becerisine terk eden bir kumar.

 

Diğer Gökhan Özgün Makaleleri:
  1. Mürekkebimin sonu - 06.04.2009
  2. Saatlerinizi tekrar ayarlayın - 02.04.2009
  3. Kifayetsizliğimi kabulümdür - 30.03.2009
  4. Seçim tarifesi - 28.03.2009
  5. Tekel değil, ‘çiftel’ - 26.03.2009
  6. İhanete davet - 21.03.2009
  7. İki kez rehin alınmak - 19.03.2009
  8. Maymunlar cehenneminde Muhammed... - 16.03.2009
  9. Halk jürisi - 14.03.2009
  10. Demokrasinin ekonomisi - 12.03.2009
  11. Forza Sicilia - 09.03.2009
  12. Direnişe direniş diyebilmek - 07.03.2009
  13. Çocuktan küfre varmak - 05.03.2009
  14. Eyvah, Fatih Altaylı! - 02.03.2009
  15. Muhafazakâr korku, faşizan korku ve AKP - 28.02.2009
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: İkame edilen aydınlık - Gökhan Özgün
03.09.2010 06:34:32