Buradan 300 km. uzakta yeni bir dünya projesi başlamış. Eski dünya, yeni bir dünya kurmaya karar vermiş. Bir işe soyunmuş. Bu projenin adı Avrupa Birliği.
Bu projenin dünya tarihinde bir benzeri yok. Milliyetçiliğin anavatanı eski dünya, teker teker milli devletleri yok etmeye çalışıyor. Milletleri değil, milli devletleri. Ve belki de yakın bir gelecekte, milli orduları. Daha düne kadar birbirini boğazlayanları milletler üstü bir kimlikte birleştiriyor. Milliyeti bir alt kimlik haline getirmeye uğraşıyor. Kendine rağmen, kendi derin hastalıklarına rağmen, buna çabalıyor.
Avrupa Birliği, tartışılarak, konuşularak, sorularak, danışılarak oluşturulmaya çalışılan dünyanın ilk milletler üstü kimliği. ‘Allah vergisi’ olmayan, insan mamulü ilk kimlik. Bir benzerini bilmiyorum, duymadım.
Bu size çok enteresan gelmiyor mu? Kör milliyetçiliğin gazabına uğramış olanlar, faşizm ve ırkçılık kâbusundan kurtulamayanlar, en azından sizin bile ilginizi çekmiyor mu? Çekmiyorsa, siz burada ayrılın, ben devam ediyorum.
Avrupa, dünyada dinsiz ve dine mesafeli en kalabalık nüfusun yaşadığı yer. Yetmez, ateizmin felsefesinin, kültürünün temelleri burada atılmış ve hiçbir yerde buradaki kadar derinlere işlememiş. Yetmez, ‘doğru /yanlış’ laik hassasiyetlerin en tepeye vurduğu yerlerden biri.
Bu biraz olsun ilginizi çekmiyor mu? Dinden, dindardan gulyabani görmüş gibi korkanlar, en azından size cazip ve rahatlatıcı bir teklif olarak gelmiyor mu? Gelmiyorsa, müsaadenizle ben devam edeyim.
Globalizm ekonomik entegrasyonu kaçınılmaz kılıyor. Buna hiçbir şey direnemiyor. ‘Vahşi neo-liberalizm’ ağlaklığı da, buna direniyorum büyük puntolarıyla faça kurtarıyor. Vakit geçiriyor.
Ekonomik entegrasyon bu kadar kaçınılmazsa, en büyük tehlike, siyasi entegrasyonun gerçekleşmemesidir. Yani globalizmin en büyük tehlikesi, birilerinin vatandaş olduğu, birilerinin bir türlü vatandaş olamadığı büyük bir global imparatorluk yaratmasıdır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.