Editörüm Tamer Bey, bugün beni arıyor ve diyor ki, saat 23.30’a kadar vaktin var. Yani, arzu edersem, yazımda seçim sonuçlarını değerlendirebilmek için vaktim olacak.
Seçim sonuçları diye düşünüyorum, kendi kendime... Gerçekten bir seçim ve sonucu var mı ülkede? Türkiye’de seçimin iyi kötü bir matematiği var mı ki, sonucu olsun? Kâğıt üstünde oy sayacağız, yani bir matematikle iştigal edeceğiz. Ama aslında ölçtüğümüz, bir ‘özgül ağırlık’ olacak.
‘Değişmek isteyen Türkiye’nin’ ‘özgül ağırlığı’ nedir? ‘Değişmek istemeyen, ‘nuh derim peygamber demem, çünkü peygamber benim’ diyen Türkiye’nin’ ‘özgül ağırlığı’ nedir? Onu ölçeceğiz.
Bunu ölçmenin ‘objektif’ bir şey olduğunu düşünmeyin. Değildir. Bu, evrensel fizik kurallarının geçerli olduğu yerde ‘objektif’ bir ölçüdür. Bir de, sayının sayı olduğu yerde.
Evliya Çelebi, seyahatnamesinde, Ayasofya’nın boyutlarını çok ‘objektif’ ölçülerle kitabına koymuştur. Mesela, bir ucundan bir ucuna 1273 arşın gibi çok net ve şaşmaz görünen ölçüler, rakamlar vermiştir. Ama daha sonra bu kesin rakamları sınayanlar görmüştür ki, bunun gerçekle hiç ama hiçbir alakası yoktur. Diyelim Evliya Çelebi’nin 1273 arşın dediği yeri ölçüyorsunuz, ortaya 621 arşın çıkıyor. Bir açıklama bulamamışlar bu sapmaya. Bu muamma karşısında şuna hükmetmişler ki, Evliya Çelebi, rakamları, yani matematiği, teşbih niyetine kullanıyor. 1273 arşın onun dilinde ‘muazzam büyük’ demeye geliyor. Evliya Çelebi, kendi tasavvurunu dayatmak için, bir ‘hakikati’, yani rakamları, suistimal ediyor. Rakamları, anlamı ve çağrışımı olan birer ‘kelime’ gibi kullanıyor.
Rakamları bu akşam göreceğiz. Ama bu rakamların büyük mü küçük mü, iyi mi kötü mü, iktidarlı mı iktidarsız mı olduğunu saptayan ölçü, yani bu rakamların Türkiye metafiziğindeki ‘özgül ağırlığı’ bence meçhul.
Şu meşhur, ‘benim oyumla çobanın oyu nasıl aynı olur’ meselesi, hepiniz gayet iyi biliyorsunuz ki, bir temenni değil, taş gibi bir Türkiye hakikatidir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.