Yıllarca metin yazarlığı yaptım. Bir gün gazetede yazmaya başladım. Metin yazarlığından kurtuldum sandım. Baktım benden bir başka metin yazmam bekleniyor. Bir başka edep kurmam isteniyor. Benden aslında yine bir metin talep ediliyor. Hem de bu kez, çok daha az paraya. Ve bir küçük farkla, bu metnin yazarı bir reklam yazarı gibi ‘incognito’ değil, bir adı var bu yazarın, adı, Metin Özgün.
Metin yazarının İngilizcesi ‘copy writer’dır. Copy, en temel anlamında taklit edilecek, çoğaltılacak model anlamına gelir. Copy writer da bu çoğalmaya elverişli modelin üreticisidir. Aslında restoratördür, ama kendine yaratıcı demeyi pek sever. Kendine yaratıcılığının bedelinin ödendiğini düşünür. Oysa, hiçbir zaman hiçbir şey yaratmayacak olmasının tazminatıdır ona ödenen.
Sanmayın ki derdim reklamcıyı küçümsemek. Reklamcıyı küçümsemem. Hatta bu memlekette reklamcıyı takdir ederim. Reklamcı en azından bu tazminatı iyi kötü tahsil edebilen kişidir.
Zira diğer yandan, kendinden isminden cisminden vazgeçişin tazminatını tahsil edemeyen, kendine yazar diyen bir sürü amatör/profesyonel ‘copy writer’la doludur memleketim. Ucuz ‘copy writer’larla.
‘Literatür’ün adının edebiyat olduğu bir memlekette yaşıyoruz. Gariptir memleketim her arapça kelimeden vazgeçmiştir ama edebiyat kelimesini pek sevmiştir. Edep yerini yabancı bir kelimeye terkedemez. Terketmemelidir. Halbuki edepsizlik şeffaflığın temelidir. Kadınsı bir erdemdir. Edepsiz ara sıra da olsa, cemaatinin kapısından dışarı çıkıverendir.
Kelimelerle devam edelim. Güzelim ‘nazariye’ kelimesi yok olmuş mesela. Yerine, herkesin bir kulağından girip tam beyninde patlayan, ismi cisminden büyük ‘teori’ kelimesi gelmiş oturmuş.
Yazının devamını okumak için tıklayın.