Davos patlaması oldu, bitti. Şimdi oturun, insanlık komedyasını seyredin. Nasıl bir ülkede yaşadığınızı anlayın. Büyük Türk erdemini, pişkinliği, şişkinliği seyredin.
Davos bir ‘şok terapi’ oldu sanki. Yarılmış, orta yerinden çatlamış Türkiye, şehvetle birleşmeye karar verdi aniden. Tümüyle dışarı çıkmış kanlı bağırsaklarını nereye sokacağını bilmeyen Türkiye ve korku makinesi medyamız, işe bakın, sanki Gazze üzerinden ‘normalleşecek’. Günah çıkartacak.
Ertuğrul Özkök’ün Cengiz Çandar’ı tutuverdi aniden. Bak sen. Aradığımız ‘ortak vicdan’ meğer Gazze’deymiş. Garip, çok garip.
Ortak vicdanı hovardaca, büyük zevkle, bir korku filmi şehvetiyle orta yerinden çatlatan memleketim, sanki vicdanını Gazze üzerinden teyelleyecek. İnsan sevinsin mi? Üzülsün mü? Bilemiyor.
Bir millet ortak vicdanını sınırları dışında tesis edebilir mi?.. Türk şimdi bunu deniyor.
Türk niye bunu deniyor? Çünkü bedavaya geliyor. Türk her şeyi bedavaya getirmeyi seviyor. Bedavaya vicdan var, alır mısın? Bedavaya ne varsa alırım, yeter ki hiçbir bedel ödemeyeyim.Cumhurbaşkanı’nı Ermenilikle suçlama imkânı gördüm bedavaya, hemen kaptım. Sonra Filistin poşusuyla Meclis’e koşarak bedavaya demokratlık imkânı yakaladım, onu da torbaya attım.
Daha önce bedavaya ‘vicdansızlık’ veriyorlardı, hemen aldım. Bir döndüm baktım ki, bedavaya ‘vicdan’ var, onu da almaz mıyım, tabii ki alırım.
Bakalım Tayyip Erdoğan da bedavaya getirebilecek mi ‘insanlık nutkunu’? Yoksa o da mı, Türk’ün bedavacılığına, Türk’ün Özköklerindeki pişkinliğe, şişkinliğe güvendi?
“Teröristin yarısı” diye bir yazı yazdım bundan bir süre önce.
Yazının devamını okumak için tıklayın.