1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:20
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Gökhan Özgün MÜREKKEP 15.12.2008
Gökhan Özgün
Özrümüzün bir tercümesi var mı?
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Gökhan Özgün - Özrümüzün bir tercümesi var mı? Gökhan Özgün - Özrümüzün bir tercümesi var mı? Gökhan Özgün - Özrümüzün bir tercümesi var mı? Gökhan Özgün - Özrümüzün bir tercümesi var mı? Gökhan Özgün - Özrümüzün bir tercümesi var mı? Gökhan Özgün - Özrümüzün bir tercümesi var mı? Gökhan Özgün - Özrümüzün bir tercümesi var mı? Gökhan Özgün - Özrümüzün bir tercümesi var mı?
Gökhan Özgün köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Türk hareket etmeye kalktı mı kılı kırk yarar. Tabir caizse, hareket ederken bir devlet kadar hantaldır. Söz konusu hareketsizlik olunca, vazgeçişin bütün bireysel imkânlarını kullanır.

Ben de gökten düşmedim buralara. Türk Türk dediğimde kendimi zinhar içine katmıyorum sanmayın. Türk’ün ruhunun grameri benim ruhumun da grameri olmasa, nasıl anlayacağım neler olup bitiyor? Bir yabancı Türkiye’de her şeyi anlayabilir de, Türk’ün sınırsız itaatinin sırrına az da olsa nüfuz edebilmek için buralı olmak gerekir.

Kraldan çok kralcı olanların memleketinde yaşıyoruz. Kralların bile kralcıları sürekli sukutu hayale uğrattığı bir memleketteyiz. Asker Baykal’ı sukutu hayale uğratıyor. Baykal da seçmenini. Türk Eğitim Sistemi denilen mutlak inkârdan, Talat Paşa’nın 100 yıldır yaşayan ölümsüz derin devletinden öyle bir gaz pompalanmış ki, şimdi buna maruz kalanların hepsini sanki teker teker kucağa almak, bir bebek gibi sırtlarını sıvazlaya sıvazlaya gazlarını çıkarmak gerekiyor. Baykal da bugünlerde sokak sokak bu pışpışı icra ediyor. Bir ‘pışpış odası’, bir ‘gaz alma’ odası kursa daha hayırlı olur.

Bu pışpış günlerinde önümüzde imzaya açılmış önemli bir de girişim var. Bu girişim, Ermenilerden ‘özür’ girişimi adıyla meşhur oldu. Acımasızca Hıristiyansızlaştırılmış bir ülke olduğumuzu tam hatırlayacakken unuttuk, ‘özür’ ne demektir onu konuşuyoruz. Ve maalesef, boşuna da konuşmuyoruz.

Evet, ‘özür’ bu memleketin ruhunun gramerinde çok ağır bir kelimedir. Hele hele bu metindeki gibi, son sözün ‘özür’ olursa, vay haline. Özrün Türkçesi, bana artık her şeyi yapabilirsin, ben seninim, demektir. Özür dileyen, karşı tarafa, ben ettim, sen eyleme der. Özür, Türkçede suçun itirafıdır. Mesela kocasına seni aldattım özür dilerim diyen bir kadın, o andan itibaren bir hukuka sığınamaz, kocasının insafına sığınır. Özür dileyen karşı tarafın âlicenaplığına sığınır. Çünkü hukuksuz memleketimde zulümden ve âlicenaplıktan başka bir hukuk yoktur.

Âlicenaplıktan payını alan da, AKP gibi, bir daha eskisi gibi olamaz. Yani açık ya da zımnen özür dileyen, ruhunu satar. Bunun Türkçesi budur.

Söz konusu Ermenilerden özür metnini İngilizceye çevirseniz, ‘özür dilerim’ kelimelerini pekala ‘I am deeply sorry’ diye çevirebilirsiniz. En azından Amerikan İngilizcesinde, ‘özür’ kelimesinin yerine Türkçede çok sırıtan ‘üzgünüm’ tabirinin kullanıldığının artık hepimiz farkındayız.

Kendinizi hiç mi hiç sorumlu hissetmediğiniz bir kaza sonucu birilerine çok büyük zarar vermiş olabilirsiniz, o zaman İngilizcede ‘I am sorry’ dersiniz. Veya olanlar tamamıyla sizin sorumluğunuzda olabilir, yine ‘I am sorry’ dersiniz. Çünkü sivil ve insan olanın dilinde özür, öncelikle acınızı paylaşıyorum, ortaya çıkan felaketin farkındayım anlamına gelir. Çünkü sivil ve insan olanın diyarında insanları insanlar yargılamaz, hukuk yargılar. Sivil özür cümlesi, insani bir empati cümlesidir. Türkçede ise özür dilemek, aslında siz kazandınız, ben kaybettim anlamına gelir. İçi devlet ve egemenlik ve güç dolu bir kelimedir özür. Birinin acısını paylaşmadan özür dileyebilme kabiliyeti, bu toprakların garabetidir. Türkçede özür dileyen, ola ki üzgünse, olsa olsa, kaybettiğine ve çaresizliğine üzülmektedir.

Ben söz konusu bu metnin altına yalnızca imzamı atmakla kalmıyor, ayrıca özür kelimesinin de metinden çıkarılmamasını arzu ediyorum. Çünkü bu kelime burada, özürsüzleşmiş dilimizin de özrünü diliyor. Özür kelimesine sivil ve insani bir anlam katıyor.

Bir gün devletimizin de ‘özür’ dileyebilmesini istiyorsak, özrün ruhumuzdaki anlamını ve referanslarını sivilleştirmeye başlamamızda fayda var.

Ben, bu yüzden, bilhassa özür dilemek istiyorum. Buna ihtiyacım var.

Bu metinde özür kelimesinin varlığına karşı olup bu yüzden imza atmayacak olanlardan da canı gönülden özür dileyerek, –çünkü onları da anlıyorum-, bu kelimenin burada kalmasında ısrar ediyorum.

Zehirlenmiş bir bünyenin panzehire ihtiyacı vardır. Sağlıklı bir bünyeyi anında öldürecek bir panzehir, zehirlenmiş bir bünyeyi ayağa kaldırabilir. Bu metindeki mükemmel panzehir de artık iyice belli ki, özür kelimesidir.

Özürsüzlüğümüzün ‘karakutusunun’ anahtarı biraz da bu özürde gizlidir.

Not: Söz konusu metnin İngilizcesinde, özür kelimesi tercüme edilirken İngilizcede gündelik dilde neredeyse hiç kullanılmayan ‘apologize’ tabiri kullanılmıştır. Bu kelimenin İngilizce metinden çıkarılması, yerine üzüntü içeren bir özür metni kurulması belki bu konuda rahatsızlık duyanları rahatlatabilir. Hoş, ‘apologize’ kelimesi de bence sorunsuzdur. Anadili İngilizce olan bir insan için ‘apologize’ kelimesi bu metindeki bağlamında, bireyin taşımaktan çekineceği bir ağırlıkta değildir.

Yani aslında, bizim Türkçedeki ‘özür’ kelimesinin özgül ağırlığının bir tercümesi yoktur. Çünkü insani özrün Türkçede bir karşılığı yoktur. Mesele de zaten budur. İlacı da, özür kelimesini kendini sakınmadan, pervasızca kullanmaktır.

 

Diğer Gökhan Özgün Makaleleri:
  1. Mürekkebimin sonu - 06.04.2009
  2. Saatlerinizi tekrar ayarlayın - 02.04.2009
  3. Kifayetsizliğimi kabulümdür - 30.03.2009
  4. Seçim tarifesi - 28.03.2009
  5. Tekel değil, ‘çiftel’ - 26.03.2009
  6. İhanete davet - 21.03.2009
  7. İki kez rehin alınmak - 19.03.2009
  8. Maymunlar cehenneminde Muhammed... - 16.03.2009
  9. Halk jürisi - 14.03.2009
  10. Demokrasinin ekonomisi - 12.03.2009
  11. Forza Sicilia - 09.03.2009
  12. Direnişe direniş diyebilmek - 07.03.2009
  13. Çocuktan küfre varmak - 05.03.2009
  14. Eyvah, Fatih Altaylı! - 02.03.2009
  15. Muhafazakâr korku, faşizan korku ve AKP - 28.02.2009
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Özrümüzün bir tercümesi var mı? - Gökhan Özgün
03.09.2010 06:20:05