1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 11 Eylül 2010 Cumartesi 02:05
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Gökhan Özgün MÜREKKEP 18.09.2008
Gökhan Özgün
‘Rantı ye Türkiye’
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Gökhan Özgün - ‘Rantı ye Türkiye’ Gökhan Özgün - ‘Rantı ye Türkiye’ Gökhan Özgün - ‘Rantı ye Türkiye’ Gökhan Özgün - ‘Rantı ye Türkiye’ Gökhan Özgün - ‘Rantı ye Türkiye’ Gökhan Özgün - ‘Rantı ye Türkiye’ Gökhan Özgün - ‘Rantı ye Türkiye’ Gökhan Özgün - ‘Rantı ye Türkiye’
Gökhan Özgün köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Yıllardır, ara ara, bir ‘muz cumhuriyeti’ olmamak, olamamakla övünürüz. Hani, hakikaten değilizdir de.

Bizi bir muz cumhuriyetinden ayıran en önemli şey, ‘rantı’ yukardan aşağıya çok çok iyi dağıtan bir sistemimizin olmasıdır. Gelir dağılmaz, ama rant bu memlekette çok iyi dağılır.

Zamanında Özal ‘benim memurum işini bilir’ derken, bu ‘erdemimize’ dikkat çekiyordu.

Korkmayın, diyordu. Geliri dağıtmıyoruz ama ‘rantı’ çok güzel dağıtıyoruz. Rant dağıtmak sintine boşaltmak gibidir. En tepeden rantı boşaltırsınız. Etrafı büyük bir pislik kokusu alır. Biraz sabrederseniz, o koku yavaş yavaş kaybolur.

O rant süzülür, süzülür, billur gibi ‘tertemiz’ olur. İşte o ‘temiz’ ranttan yukardan aşağıya o kadar ama o kadar çok kişi nasiplenir ki, gelirlerimizi mikroskop altına alsak, eser miktarda değil, ruh sağlığımızı bozacak miktarda rant bulaşmıştır sözde ‘tertemiz’ ekmeğimize.

Rantın bu kadar iyi dağıldığı bir memlekette masumiyet gerçekten müzeliktir. .

50 milyar dolar hortumlanır. O para İsviçre bankalarına bir diktatörün hesabına mı yatar? Yok hayır, paranın çoğu hortumlandığı delikten ekonomiye girer. Bir bakmışsınız dünyanın en toy hizmet sektörlerinden birinde maaşlar arşa ulaşmış. Transfer fiyatları dudak uçuklatmış. Ertesi günün bile büyük muamma olduğu bir ülkede nasılsa ‘vizyon sahibi’ olabilen ‘Genel Müdürler’ allah rolüne soyunmuş. Dünyanın maliyeti en yüksek jipleri sıradan birer aksesuar haline gelmiş. 50 milyar dolar değnekçime kadar ulaşmış. Devletim sana şükürler olsun.

Osmanlı İmparatorluğu’nu Osmanlı İmparatorluğu yapan belki de dünyanın en iyi rant dağıtan sistemlerinden birine sahip olmasıydı. Osmanlı, rantı dağıtırken rantı yiyenin ‘kapıkulluğunu’ garanti ederdi.

Malatyalıya Selanik’te, Selanikliye Malatya’da tımar tahsis ederdi. Bu sayede rantiye tımar sahibi, evinden dışarıya her adımını attığında, velinimetini, devlet babayı, kafasını ‘bu yaban ele’ vura vura hatırlar, saygıda kusur etmezdi.

Osmanlı’da toprak sahibi, hani neredeyse anavatanı ‘devlet’ olan bir nevi ‘sömürgeci’ ecnebi bürokrattı.

Cumhuriyet de aynı geleneği devam ettirdi. Bütün bir ulus, vatan, devletin ‘sömürgesi’ gibi yönetildi.

Şu anda Beyaz Türk’lerin, yani memleketin en ‘Avrupai’ unsurlarının Avrupa Birliği konusunda bu kadar ayak diremesinin arkasında bu hakikat var.

Çünkü bu memlekete hep ‘Fransız’ kalabilmek, rantı toplamanın, ayrıcalıklı kalabilmenin tek yoludur.

Osmanlı da rant, toprağın yabancısına verilirdi, TC’de de rant, bu toprağa yabancı olmayı, yabancı kalmayı başaran devlet kullarına verildi.

Bir farkla, Osmanlı kadar pragmatik olamayan TC, bu ‘yabancılığı’ katı bir ideolojiyle her gün tekrar üretmek zorundaydı. TC yukardan aşağıya sürekli ‘ecnebi Türk’, yani devlete kapıkulu yaratıyordu. Bu ‘yerli ecnebilik’ devletin merkezî gücünü koruyordu. Rantın devletin kontrolünde olmasını sağlıyor ve devlet gücünden gram kaybetmiyordu. (Ecnebinin kendine yabancı bir ülkede rant toplayabilmesinin tek yolu devletten geçer)

Tayyip Erdoğan Aydın Doğan’a çektiği peşrevlerle bu ‘ranta’ ve ‘devlete’ ortak olacağını ele güne deklare etti. Bu, kendi tabanına yerel seçimlerden önce verilmiş bir müjdeydi. Bir tartışma değil.

Abdurrahman’ın davasıyla hukukun kendi kendini lağvetmesinden önce Erdoğan, bu ‘küstahlığı zinhar yapamazdı. Mahkemenin çaresiz ‘kararsızlık kararından’ sonra anladı ki, global ekonomi onun arkasındaydı.

Artık belki de, Türkiye’nin ‘eski yerlileri’ global destek sayesinde Türkiye’nin ‘yeni ecnebileri’ olabilirlerdi. .

Memleketim ‘laik Türk ecnebilerden’ sonra şimdi de yavaş yavaş ‘Müslüman Türk ecnebi’ üretmeye başlamıştı. Onlar da elbet rantı ‘yukardan aşağıya’ nasibine göre herkese dağıtacaktı.

“Onu bizim Çalık grubuna söz verdik” cümlesi, Erdoğan tarafından ne yalanlanıyor, ne de yanıtlanıyordu. Sanki bu cümle bir ahlaksızlık beyanı değil, bir müjdeydi.

Bu müjde uğruna Erdoğan, bütün imkânlarını tüketip zaten çırılçıplak kalmış diğer tarafın karşısında çıplak kalmayı göze aldı. Hiçbir yolsuzluk dosyası onun şahsını bu cümle kadar ‘düşüremezdi’.

Birbirlerini yesinler diyeceksiniz, ama dikkat, yeni anayasayı unutturmak üzereler.

Yeni bir anayasa, küçülecek devlet ve AB’ye doğru atılacak her adım, iki tarafın da yediği, yemek istediği ‘toplam rantı’ azaltmanın tek yolu.

Türkiye’de her ‘masumiyet savaşı’nın sonunda iki taraf da zaten olmayan masumiyetini bir de herkesin önünde kaybeder. Tabiatıyla, kimse gördüğüne şaşırmaz.

Ve/ fakat, bu savaşların sonunda ‘masumiyetini’ tekrar tesis eden hep devlet olur. Ama nedense, buna da kimse şaşırmaz.

‘Yeni’ askere dört koldan yapılan ‘eski’ teşrifata dikkat!

 

Diğer Gökhan Özgün Makaleleri:
  1. Mürekkebimin sonu - 06.04.2009
  2. Saatlerinizi tekrar ayarlayın - 02.04.2009
  3. Kifayetsizliğimi kabulümdür - 30.03.2009
  4. Seçim tarifesi - 28.03.2009
  5. Tekel değil, ‘çiftel’ - 26.03.2009
  6. İhanete davet - 21.03.2009
  7. İki kez rehin alınmak - 19.03.2009
  8. Maymunlar cehenneminde Muhammed... - 16.03.2009
  9. Halk jürisi - 14.03.2009
  10. Demokrasinin ekonomisi - 12.03.2009
  11. Forza Sicilia - 09.03.2009
  12. Direnişe direniş diyebilmek - 07.03.2009
  13. Çocuktan küfre varmak - 05.03.2009
  14. Eyvah, Fatih Altaylı! - 02.03.2009
  15. Muhafazakâr korku, faşizan korku ve AKP - 28.02.2009
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Türkiye’nin bağımlı günleri geride kaldı
  Otuz yıllık bir utancın sonu
  Böyle okul olmaz olsun
  Vesayette çatlak oluşacak
  Genç bir gazetecinin olağanüstü macerası
  Clooney hem usta hem kiralık katil
  445 sterline Jimmy Page
  Önce Larry King sonra da Obama’yla konuşmak istiyor
  3D Jovovich’e ne dersiniz
  Macar sineması İstanbul’da
  Bayramda ne yapalım
  Aşk imkânsızlıklarla spor anlarla hatırlanır
  Devler adım adım finale
  Yarı finalin diğer adı ABD-Litvanya
  Aslan'da prova iyi

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 10.09.2010
Evet
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 10.09.2010
Sivil darbe!
YA DA
Yasemin Çongar - 10.09.2010
‘Mâşeri vicdan müthiştir’
MÜLAYİM
Etyen Mahçupyan - 10.09.2010
Son kerte soruları
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 10.09.2010
Raziye Demir’e saygı yazısı
EKONOMİ POLİTİK
Cemil Ertem - 10.09.2010
Bir politik muhalefet olarak İslam
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 10.09.2010
Biz, Halk: İlk adım?
SAATLER
Leyla İpekçi - 10.09.2010
Yeniden hayat...
JİYAN
Suzan Samancı - 10.09.2010
Daha daha nasılsınız?
SOLAÇIK
Melih Altınok - 10.09.2010
Bu kez başarabiliriz, evet!
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 10.09.2010
Zaman ayarlı baskın
PANDORA'NIN KUTUSU
Nilüfer Kuyaş - 10.09.2010
Saçmalık
EKOL
Fikri Türkel - 10.09.2010
Ağzımızın tadı bozulmasın...
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 10.09.2010
Sevinelim mi, endişelenelim mi, anlayamadık
TERS KANAT
Dağhan Irak - 10.09.2010
Bir küçük hava boşluğundan umut sığar mı içeriye?
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: ‘Rantı ye Türkiye’ - Gökhan Özgün
11.09.2010 02:05:01