Yıllardır, ara ara, bir ‘muz cumhuriyeti’ olmamak, olamamakla övünürüz. Hani, hakikaten değilizdir de.
Bizi bir muz cumhuriyetinden ayıran en önemli şey, ‘rantı’ yukardan aşağıya çok çok iyi dağıtan bir sistemimizin olmasıdır. Gelir dağılmaz, ama rant bu memlekette çok iyi dağılır.
Zamanında Özal ‘benim memurum işini bilir’ derken, bu ‘erdemimize’ dikkat çekiyordu.
Korkmayın, diyordu. Geliri dağıtmıyoruz ama ‘rantı’ çok güzel dağıtıyoruz. Rant dağıtmak sintine boşaltmak gibidir. En tepeden rantı boşaltırsınız. Etrafı büyük bir pislik kokusu alır. Biraz sabrederseniz, o koku yavaş yavaş kaybolur.
O rant süzülür, süzülür, billur gibi ‘tertemiz’ olur. İşte o ‘temiz’ ranttan yukardan aşağıya o kadar ama o kadar çok kişi nasiplenir ki, gelirlerimizi mikroskop altına alsak, eser miktarda değil, ruh sağlığımızı bozacak miktarda rant bulaşmıştır sözde ‘tertemiz’ ekmeğimize.
Rantın bu kadar iyi dağıldığı bir memlekette masumiyet gerçekten müzeliktir. .
50 milyar dolar hortumlanır. O para İsviçre bankalarına bir diktatörün hesabına mı yatar? Yok hayır, paranın çoğu hortumlandığı delikten ekonomiye girer. Bir bakmışsınız dünyanın en toy hizmet sektörlerinden birinde maaşlar arşa ulaşmış. Transfer fiyatları dudak uçuklatmış. Ertesi günün bile büyük muamma olduğu bir ülkede nasılsa ‘vizyon sahibi’ olabilen ‘Genel Müdürler’ allah rolüne soyunmuş. Dünyanın maliyeti en yüksek jipleri sıradan birer aksesuar haline gelmiş. 50 milyar dolar değnekçime kadar ulaşmış. Devletim sana şükürler olsun.
Osmanlı İmparatorluğu’nu Osmanlı İmparatorluğu yapan belki de dünyanın en iyi rant dağıtan sistemlerinden birine sahip olmasıydı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.