Seçimlerle ilgili bugüne kadar tek kelime yazmak istemedim. Zira, bu seçim ruhuma büyük sıkıntı veriyor.
Çünkü bilmem farkında mısınız ama, bir garip ara dönemde yaşıyoruz. Hukukun ve parlamenter demokrasinin nevrotikçe ve fakat açıkça lağvedildiği, sistemin, genel ve ara seçimleri bir ‘yoklama’ gibi kullanarak, siyaseti, adaleti ittirdiği, ve bu küçük ivme tükenince, memleketin, merkezin kendini en iyi idrak ettiği tam oportünist patinaj safhasına düştüğü, bir ara dönem bu.
Aslında ‘demokrasi pozunu’ parlamentosuz verebileceğimiz medeni bir resim bulunsa, bu dur kalka, bu hengâmeye de gerek kalmayacak. Özköklerimiz rahatlayacak. Hep aynı pozu hiç kıpırdamadan verecekler.
Darwin’i ne kadar kapak yapsak da, bir türlü tam olarak evrilemiyoruz. Batı’yı ancak bir maymun kadar anlayan ‘primat’lığımız bir türlü evrilmiyor. Çünkü evrilmemizi sağlayacak her yeni siyasi geni, standart Türk siyasetinden her sapmayı, gördüğümüz yerde kürtajlıyoruz. Darwin’e inanıyoruz ama bir şartla, yalnızca ecnebi maymunlarla ilgili olarak. Ama betondan Türk maymunu evrilip ete kemiğe bürünüp siyasi bir insan olmaya kalkarsa, o zaman başlarız Darwin’e de, Darwin’in sülalesine de.
Evrime tapan memleketimin en küçük bir siyasi evrime, yeni bir anayasaya, direnişine bakın hele.
Sanki, iktidarın her sabah yeniden kurulduğu, öğlene doğru iktidarın çok kısa bir süre idrak edildiği ve daha akşam gelmeden iktidarın yitirilip bir garip boşluğa düşüldüğü, adına birilerinin ‘parlamenter demokrasi’ demeye bayıldığı, bir garip rejimde yaşıyoruz.
Bu ‘yoklama’ tipi seçimlerde ‘laik kesimin’ Türkiye’nin geleceğinin önünden kısa bir süreliğine geri çekilebilmesi için, AKP’nin, yani iktidarın, her seçimden galip ya da büyük çoğunlukla çıkması hâşâ yetmiyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.