Sınır savaşı başladı. Gürcistan’da olan biten sınır savaşıdır. Liberal Batı Medeniyeti’yle Otoriter Doğu’nun sınır savaşı. Yeni’yle Eski’nin sınır savaşı.
Ooo diyeceksiniz, Gökhan Bey, yine çok basit sizin için her şey. Yine tarafınızı seçmişsiniz. Seçtiğiniz kelimeler önden konuşuyor. Yeni’yle Eski’nin savaşı ha? Liberal olanla Otoriter olanın savaşı, bak sen?
Ben de size bu kelimelere takılmayın diyeceğim. Bu kelimeler ‘merkezlerde’ önemli. Sınırda, sınırlarda bu kelimelerin hiçbir anlamı kalmıyor.
Batı Medeniyeti’nin merkezinde liberal demokrasi var, ‘insan hakları’ var. Şiddetten uzak çözümler bulma mecburiyeti var.
Ama gelin görün ki, yine aynı Batı Medeniyeti’nin sınırında Guantanamo var. Irak’ta ölmüş milyona yakın insan var. İsrail var. Filistin var. Batı Medeniyeti’nin sınırında ölüm var, işkence var, faili meçhuller var. Batı’da inandırıcılık merkezden sınıra azalıyor. Özgürlük merkezden sınıra azalıyor. Ve bir noktada öyle bir yok oluyor ki, karşı taraftan bir farkı kalmıyor.
Bir de Otoriter Doğu’ya bakalım. O, Batı’ya göre bir anlamda daha tutarlı. Rusya’da devlet makamında, ofisinde, güpegündüz bir adam öldürülüyor. Kimse failini bulamıyor. Doğu sınırda ne kadar otoriterse, merkezde de o kadar otoriter. Merkezde ne kadar acımasızsa, sınırda da o kadar acımasız. Yalnızca ve yalnızca tutarlılıkta huzur buluyorsanız, buyurun oradan yakın dünyanızı.
Şimdi ben ‘sıradan insan’dan bu ikisi arasında bir seçim yapmam isteniyor. ‘Tutarsız Batı’yla, ‘Tutarlı Doğu’ arasında.
Yazının devamını okumak için tıklayın.