1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:57
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Gökhan Özgün MÜREKKEP 11.08.2008
Gökhan Özgün
Sınırda yaşamak
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Gökhan Özgün - Sınırda yaşamak Gökhan Özgün - Sınırda yaşamak Gökhan Özgün - Sınırda yaşamak Gökhan Özgün - Sınırda yaşamak Gökhan Özgün - Sınırda yaşamak Gökhan Özgün - Sınırda yaşamak Gökhan Özgün - Sınırda yaşamak Gökhan Özgün - Sınırda yaşamak
Gökhan Özgün köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Sınır savaşı başladı. Gürcistan’da olan biten sınır savaşıdır. Liberal Batı Medeniyeti’yle Otoriter Doğu’nun sınır savaşı. Yeni’yle Eski’nin sınır savaşı.

Ooo diyeceksiniz, Gökhan Bey, yine çok basit sizin için her şey. Yine tarafınızı seçmişsiniz. Seçtiğiniz kelimeler önden konuşuyor. Yeni’yle Eski’nin savaşı ha? Liberal olanla Otoriter olanın savaşı, bak sen?

Ben de size bu kelimelere takılmayın diyeceğim. Bu kelimeler ‘merkezlerde’ önemli. Sınırda, sınırlarda bu kelimelerin hiçbir anlamı kalmıyor.

Batı Medeniyeti’nin merkezinde liberal demokrasi var, ‘insan hakları’ var. Şiddetten uzak çözümler bulma mecburiyeti var.

Ama gelin görün ki, yine aynı Batı Medeniyeti’nin sınırında Guantanamo var. Irak’ta ölmüş milyona yakın insan var. İsrail var. Filistin var. Batı Medeniyeti’nin sınırında ölüm var, işkence var, faili meçhuller var. Batı’da inandırıcılık merkezden sınıra azalıyor. Özgürlük merkezden sınıra azalıyor. Ve bir noktada öyle bir yok oluyor ki, karşı taraftan bir farkı kalmıyor.

Bir de Otoriter Doğu’ya bakalım. O, Batı’ya göre bir anlamda daha tutarlı. Rusya’da devlet makamında, ofisinde, güpegündüz bir adam öldürülüyor. Kimse failini bulamıyor. Doğu sınırda ne kadar otoriterse, merkezde de o kadar otoriter. Merkezde ne kadar acımasızsa, sınırda da o kadar acımasız. Yalnızca ve yalnızca tutarlılıkta huzur buluyorsanız, buyurun oradan yakın dünyanızı.

Şimdi ben ‘sıradan insan’dan bu ikisi arasında bir seçim yapmam isteniyor. ‘Tutarsız Batı’yla, ‘Tutarlı Doğu’ arasında.

Ve ben densiz, her şeyin üzerinde bir peygamber edasıyla tarafsız durmak fırsatını, ermişliğin cazibesini tepiyorum ve Batı Medeniyeti’ni seçiyorum.

Niye mi? Çünkü ben ‘sıradan insan’ın çoluğu çocuğu var, umuda ihtiyacı var. Ermişin hijyenik cazibesinden çoktan vazgeçmişim. Birazcık umut için bir mücadeleye, bir boka girmişim. Bir yandan o umudun peşinde koşuyorum. Bir yandan ait olduğumu kabul ettiğim Batı Medeniyeti’nin sınırında üzerime sıçrattığı kanları temizlemeye çalışıyorum.

Memleketimi can havliyle Batı’nın sınırından merkezine doğru çekmeye çalışıyorum. Batı’nın ölümü seçtiği yerden, hayatı seçtiği yere doğru iteklemeye çalışıyorum.

Merkezinde demokrasiye yakın duran Batı’nın yavaş yavaş, çevresine ve sınırına da bu zihniyeti taşımak zorunda kalacağına inanıyorum. Israrlı, kararlı davranırsam, Batı’da ‘bir siyaset’ imkânım olduğunu düşünüyorum.

Doğu’da, ne merkezde, ne sınırda, kaçacak hiç bir yer bulamıyorum. Hiçbir yerde hayat göremiyorum.

Gürcistan’da ben sıradan insan gibi düşündü. Ve Batı’yı seçti. Stalin’in memleketi liberalleşti. İlk defa biraz nefes aldı.

Hiçbir anlamlı zihniyet üretmeden, bir iki varsa üç de vardır kolaycılığıyla, üçüncü yoldan bahseden üstün kişiler, dünyanın bütün karmaşasını anlayan derin kişiler oluyor. Ben ise Sorosçu oluyorum. Gürcistan haydi haydi Sorosçu oluyor.

Ve Gürcistan Türkiye’nin yıllardır düştüğü tuzağa düşüyor. Kendi halkının üzerine kendi ordusunu gönderiyor. Bizim Kürtlerin üzerine saldığımız gibi. Konuşarak ilerlemek yerine, kan dökme emrini veriyor. Karşıda bekleyen zihniyet buna dünden teşne.

Gürcistan büyük yanlış yaptı. Saakaşvili suç işledi. Rusya’nın arsız ateşini kendi vatandaşının kanıyla körükledi.

Gürcistan yanlış yaptıysa, Saakaşvili yanlış yaptıysa, peki ben niye Gürcistan’dan yanayım? Niye Rusya’ya sonuna kadar karşıyım?

Cevabı yine basit. Çünkü Gürcistan’ın değişebileceğini düşünüyorum. Aynen Türkiye’nin değişebileceğine inandığım gibi.

Gürcistan beni ilgilendiriyor. Çünkü Gürcistan artık yüzünü Batı’ya çevirmiş. İşaret edebileceği bir hayali var. Umudu var. Rusya neyi hayal ediyor, neyi umut ediyor, hiç bilmiyorum, hiç anlamıyorum.

Mesela Putin bende hiçbir his uyandırmıyor. Ama Bush’tan nefret ediyorum. Benim Bush’a duyduğum nefret, Bush zihniyetini yavaş yavaş yerinden edebilir. Ve belki ediyor da. Putin’i ne ve kim yerinden edebilir, ben bilmiyorum. Bilen varsa söylesin.

Batı Medeniyeti’nin vahşi sınırlarında yaşayanlar için ‘tarafsız’ olmanın dayanılmaz cazibesini artık yavaş yavaş daha iyi anlıyorum. Öyle megaloman ruhlar ki onlar, hiçbir şeyi beğenmiyorlar. Beğenemiyorlar.

Ve Batı’nın onlara, haşmetmeâblarına, kendini beğendirmesini arzuluyorlar. (O zaman taraflarını seçecekler.)

Valla hiçbir Batılının böyle bir lüksü yok. Ellerinde demokrasi diye küçük ya da büyük bir imkân, bir mecra var. Onlar da bunu kullanarak Batı’yı merkezinden sınırına ‘daha makbul’ bir yer haline getirmeye çalışıyorlar.

Batı’nın sınırında façayı bozmadan Batılı olmak gerçekten zor. Kimi için faça önemli, kimi için çocuklarının geleceği. Normaldir.

 

Diğer Gökhan Özgün Makaleleri:
  1. Mürekkebimin sonu - 06.04.2009
  2. Saatlerinizi tekrar ayarlayın - 02.04.2009
  3. Kifayetsizliğimi kabulümdür - 30.03.2009
  4. Seçim tarifesi - 28.03.2009
  5. Tekel değil, ‘çiftel’ - 26.03.2009
  6. İhanete davet - 21.03.2009
  7. İki kez rehin alınmak - 19.03.2009
  8. Maymunlar cehenneminde Muhammed... - 16.03.2009
  9. Halk jürisi - 14.03.2009
  10. Demokrasinin ekonomisi - 12.03.2009
  11. Forza Sicilia - 09.03.2009
  12. Direnişe direniş diyebilmek - 07.03.2009
  13. Çocuktan küfre varmak - 05.03.2009
  14. Eyvah, Fatih Altaylı! - 02.03.2009
  15. Muhafazakâr korku, faşizan korku ve AKP - 28.02.2009
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Sınırda yaşamak - Gökhan Özgün
03.09.2010 06:57:05