Futbolda giderek büyüyen kaosun suçlusu biz bazı gazeteciler ve tabii bir de UEFA’ymış meğer. Baksanıza medyanın çok önemli bir bölümü süreci sessizce izlerken, benim gibi birkaç gazeteci futbolun temizlenmesi için yazdığı, konuştuğu için Aydınlar Federasyonu tarafından çeşitli zamanlarda mahkemeye verildik. Özellikle Taraf gazetesi yazarları olarak sırayla gidip ifade veriyoruz.
Gerekçeler çeşitli. Kendi adıma konuşayım; benim eleştirim Federasyon’un bir türlü karar veremeyip kirli ligi ısrarla oynatmaya çalışmasıydı. Çünkü biliyordum ki oyalamayla kaos küçülmez daha da büyür. Ayrıca bu yöntemle kimseye de yaranılmaz. Ama sanki futbolun kirliliğinden, gerçeklerin ortaya çıkmasını isteyen biz gazeteciler sorumluymuşuz gibi TFF sadece kendisini eleştiren gazetecileri hedef almayı tercih etti. Yedi aydır Türkiye’de şikeye ilişkin hiçbir karar alamayan TFF bizi mahkemeye verme konusunda ise son derece kararlıydı.
Tabii bir de Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men kararını aldı TFF. Aldı da sanki UEFA almış gibi gösterdi... Zaten şimdi her yerde konuşulan konu da bu. “Bu karar UEFA baskısıyla mı alınmış, yoksa tamamen TFF’nin kararı mıymış? UEFA bize ayrı, CAS’a ayrı tavır mı almış? Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ne katılamamasının asıl sorumlusu kimmiş?” tartışmalarının içine sürüklendik. Yani yine amaçtan koptuk; İddianamede ifadesini bulan çok ciddi iddialar var. Sadece şike ve teşvikle ilgili değil, futboldaki mafyatik oluşumlarla ilgili bu iddialar... Kimse bunları hatırlamak istemiyor bile. Gündemi değiştir ve unuttur. Kirlilikten beslenenlerin en iyi becerdiği şey bu.
Tamam, madem, temiz futbolu değil, bu usul konularını tartışıyoruz, o zaman asıl sorulması gereken soru şu: TFF Fenerbahçe’yle ilgili prosedürü Şampiyonlar Ligi’nde neden aceleyle işletti de aynı prosedürü Türkiye Ligi’nde dosyaları savcılıktan aldığı ağustos ayından beri işletmedi? Belli ki UEFA, ihmal durumunda uluslararası turnuvalara ilişkin olarak gelebilecek yaptırımları hissettirmiş.
Yazının devamını okumak için tıklayın.