ABD belgelerinde Fethullah Gülen

17 Mart 2011 Perşembe 00:00 |

Gizli yazışmalarında, Gülen için “Türk devletine karşı açık ve yakın bir tehlike değil” diyen ABD yine de uyarıyor: Nihai niyeti kuşkulu

ABD belgelerinde Fethullah Gülen

Başbakan Erdoğan 12 Eylül 2010 gecesi, anayasa değişikliklerine ilişkin referandumdan “evet” sonucu çıkmasını kutladığı ve bu sonuç için çalışanlara teşekkür ettiği konuşmasında, “Okyanus ötesinden bu sürece destek veren tüm kardeşlerimi kutluyorum” dediğinde, kimi kast ettiğini herkes anladı. Türkiye’nin kendine özgü siyaset ve medya sözlüğünde, “okyanus ötesi” teriminin karşılığına baktığımızda Fethullah Gülen adını görüyoruz. Boşuna değil; Fethullah Gülen, Mart 1999’dan beri ABD’de yaşıyor... Bu tercihte, Gülen’in sağlık sorunları kadar, hakkında açılan davalar da rol oynadı.

Türkiye’ye dönüşünün önünde şu anda yasal engel bulunmasa da, Gülen muhtemelen böyle bir dönüşün siyasi ve toplumsal sonuçlarını göz önünde tutarak, dönmemeyi tercih ediyor. Gülen’in, Pennsylvania eyaletinde yaşamayı sürdürmesi ise, “Amerika Gülen’i destekliyor” yorumlarını besliyor.

Acaba ABD, Fethullah Gülen’i gerçekten destekliyor mu; Washington, Gülenci cemaatin siyasi duruşuna, faaliyetlerine nasıl bakıyor?

“WikiLeaks Türkiye Belgeleri”ni kafamızda bu sorularla taradığımızda, ABD’nin, cemaatin görüş ve faaliyetleriyle yakından ilgilendiğini gördük. Büyük çoğunluğu 2000’li yıllara ait olan 11 bin civarındaki telgraf arasında, yirmiden fazlası, doğrudan doğruya Gülen cemaatine ayrılmıştı; bunları okuyup incelemek, Amerikan devletinin zihnindeki Fethullah Gülen imajının çizgilerini bizim için netleştirdi. Bugün, WikiLeaks belgeleri arasındaki Gülen telgraflarının büyük bir bir bölümünün dökümünü ve değerlendirmesini sunuyoruz.

 

Olağanüstü yetenekli yabancı statüsüyle...

Fethullah Gülen halen Amerika’da “sürekli mûkim” statüsünde yaşıyor. Ama bu statüyü elde etmesi kolay olmadı. 1999’da “turist” vizesiyle ABD’ye giden Gülen, bu vizeyi daha fazla uzatmasının mümkün olmadığı noktada, bu kez farklı bir statüyle, dinadamlarına verilen “R” vizesi ile ikâmetini sürdürdü. “R” vizesinin de sınırına dayanınca, Gülen’in avukatları, sürekli oturma izni (Yeşil Kart) için başvuruda bulundular. Bu başvuru, önce Amerikan Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri Bürosu tarafından reddedildi. Daha sonra, yine Gülen’in avukatları, Amerikan hükümetinin “ret” kararına karşı Amerikan mahkemelerine itirazda bulundular ve davayı kazanarak müvekillerinin 2008’den itibaren “Yeşil Kart” sahibi olmasını sağladılar.

ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey, WikiLeaks belgelerine yansıyan bir basın değerlendirmesinde bu durumu, “Gülen, Yeşil Kart’ını hükümet kararıyla değil, ABD mahkemelerinin kararıyla aldı. ABD hükümeti onu korumadı. ABD hükümeti, Gülen’in Yeşil Kart talebini reddedince, o kişisel olarak ABD mahkemesine başvurdu ve mahkeme kararıyla Yeşil Kart’ını elde etti” diye özetliyor.

Yine Jeffrey, 4 Aralık 2009 tarihli “KİŞİYE ÖZEL” statülü bir telgrafla, Washington’a, “ABD, Gülen’i niye himaye ediyor” sorusuna karşılık olarak, gazetecilere resmen şu cevabın verilmesi tavsiyesinde bulunmuş:

“ABD, Bay Gülen’i himaye etmemektedir ve kendisinin ABD’de bulunması bir siyasi karara dayanmamaktadır. Bay Gülen, ABD’de sürekli oturum için başvuruda bulunmuş ve 2008’de sonuçlanan uzun bir hukuki süreç sonunda, Federal Mahkeme’nin, kendisinin çok sayıda yazılı eserin sahibi ve dünya çapında bir dinî örgütün lideri sıfatıyla, ‘olağanüstü yetenekli yabancı’ olarak görülmeyi hakettiği yönündeki kararı üzerine bu hakkı elde etmiştir. Bir Yeşil Kart sahibi olarak, Bay Gülen bu statünün getirdiği bütün imtiyazlara sahiptir. ABD’de bulunuşu, ABD’nin Türkiye’ye yönelik politikasının bir göstergesi olarak görülmemelidir.”

 

Hahambaşı’nın mektup sıkıntısı

Jeffrey’nin Gülen’le ilgili 2009 tarihli telgrafına döneceğiz. Ama önce biraz geriye, Gülen’in ABD’de oturma izni alabilmesi için başlatılan kampanyanın ABD’nin Türkiye’deki diplomatlarınca nasıl karşılandığına bakalım.

4 Ağustos 2005 tarihinde, ABD’nin İstanbul Başkonsolos Vekili Stuart Smith tarafından Washington’a gönderilen “GİZLİ” statülü telgrafın başlığı: “Hoca’ya destek için seferber olmak.”

Orijinal metnini bugünden itibaren WikiLeaks’in sitesinde de bulabileceğiniz telgrafın giriş bölümünde, Hahambaşı İshak Haleva’nın ABD’nin İstanbul’daki diplomatlarına anlattıkları yer alıyor:

“Haleva kendisiyle ilişkiye geçen kişilerin, Gülen’in yakında ABD’deki göçmenlik statüsünü değiştirmek için başvuruda bulunacağını ve ABD hükümetinin bazı birimlerinde var olan ‘Gülen, ılımlı mesajıyla, daha sinsi ve radikal bir gündemi gizleyen bir radikal İslamcıdır’ inancına karşı bir tavsiye mektubuna ihtiyacı olduğunu söylediklerini aktardı.”

Söz konusu telgrafın kapsamında, imzalayıp Amerikan hükümetine göndermesi için Gülen yandaşlarınca Haleva’ya verilen mektubun tam metni de var. Haleva’nın telgrafa yansıyan ifadelerinden, bu mektubu hazırlayıp kendisine getirenlerin Türkiye Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı adına hareket ettikleri anlaşılıyor.

Telgrafı okumaya devam edelim:

“Başkonsolos’la yediği öğle yemeğinde, Haleva vakfın kendisini ikilemde bıraktığını vurguladı. Bir yandan, Gülen’in nihai niyetlerinden kendisi de emin olmadığı için, açık uçlu, yaygın olarak kullanılabilecek, ‘İlgilisinin dikkatine’ yazılmış bir tavsiye mektubu vermek istemiyordu. Aynı zamanda, Gülen’in geçmişte Türkiye’nin Yahudi Cemaati’ne verdiği destek nedeniyle, bu talebi öylece geri çevirememişti. Henüz nihai kararını vermemiş olmakla birlikte, Haleva, ABD Göçmenlik Bürosu yetkililerine (bizden uygun bir muhatabın adını vermemizi istedi) hitaben daha sınırlı bir mektup yazarak, sadece Yahudi cemaatinin Gülen’le olan özel etkileşiminden söz etme eğiliminde olduğunu söyledi. Daha sonra, Ekümenik Patrik ile Ermeni Patriği’ne de benzer başvurular yapıldığını ancak onların buna yanaşmadığını öğrenince, Haleva da Başkonsolos’a, sınırlı bir mektup yazmanın uygun olacağı yönündeki fikrini bile yeniden gözden geçirdiğini söyledi.”

Hahambaşı’nın Amerikalı diplomatlara aktardığı tereddütün, son tahlilde, Gülen’i kırmama kaygısına ağır bastığı anlaşılıyor. Nitekim, Yeşil Kart başvurusunun reddi yönündeki kararın düzeltilmesi için açılan davanın iki bin sayfalık belgeleri arasına giren destek mektuplarının yazarları arasında Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) eski çalışanları George Fidas ve Graham Fuller, ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz gibi isimler var ama İshak Haleva yok.

 

Hocaefendi’yi Vatikan destekliyor

Gerek Haleva’ya imzalaması için verilen tavsiye mektubu taslağında, gerekse Gülen’i mahkemede savunan avukatlarının tezleri arasında, kendisinin 9 Şubat 1998’de, Vatikan’da dünyadaki bir milyar Katoliğin ruhani lideri olan Papa İkinci John Paul’la biraraya gelmiş olması da vurgulanmıştı.

ABD’nin Başkonsolos Vekili Smith ise, 4 Ağustos 2005 tarihli “gizli” telgrafta, Vatikan’ın Gülen’e desteğine ilişkin farklı bir gözlem aktarıyor:

“Haleva’nın ve onun (Rum) Ortodoks ve Ermeni meslektaşlarının temkinli tutumu, Türk resmî makamlarının büyük bölümü ile bizim, İslam’a ve Türk cemaat ve tarikatlarına ilişkin bilgi sahibi muhafazakâr Türkler arasında bulunan en iyi kaynaklarımızın tavrıyla benzerlik gösteriyor ama Gülen’in bazı cenahlarda topladığı övgülerle de çelişiyor. Bunlardan en dikkat çekici olanı, kısa bir süre önce, burada (başkonsolosluk kastediliyor) düzenlenen kahvaltılı bir toplantıda, Vatikan Temsilcisi’nin, Gülen’i sadece coşkulu bir şekilde övmekle yetinmeyip, o sırada Türkiye’yi ziyaret etmekte olan Kongre heyetinin başkanına Gülen hakkında yazılmış bir kitabı da takdim ederek, heyeti şaşırtmasıydı. Gülen’in yıllar önce Papa İkinci John Paul’la görüşmesi Türkiye’de büyük tartışma yaratmış, bazı rakip cemaat ve tarikatlar Gülen’i satılmışlıkla suçlarken, bizim en iyi irtibatlarımız arasında olan başka bazı mütedeyyin Türkler de, bu hareketi ikiyüzlülüğün en son noktası olarak değerlendirmişti.”

Taraf
İnternet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Taraf Gazetecilik Sanayi ve Ticaret A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.

Haberin puanı

0/10

Habere puan ver

İlgili Haberler