Asıl kaybeden, çatışmanın tarafları değil; Kürt halkı

01 Mart 2012 Perşembe 00:00 |

DR. MAHİR YEŞİLDAL * / 29. Kürt isyanının üzerinden tam 28 yıl geçti. 40.000 can, boşaltılan 3500 köy var ortada

Asıl kaybeden, çatışmanın tarafları değil; Kürt halkı İmparatorluk bakiyesi olarak kurulan ‘Selanik Türkiye’si’ sadece LAST’ı (laik yaşam tarzına sahip Sünni Türk) makbul vatandaş olarak kabul etti. Kurulan genç Cumhuriyetin bitmek bilmez doğum sancısının ve infantil büyüklenmeciliğinin ceremesini ‘ilk ötekiler’ yani ‘Kürtler’ çekti en çok. Yıllar yılı Kürtlerin anadillerinde ‘ıslık’ bile çalmaları yasaktı bu ülkede, kart-kurt teorisi Darwin’in Evrim teorisi kadar ses getirmediyse bile kabul gördü. Bildikleri tek dilde konuştuğu için insanlar para cezalarına çarptırıldılar, ödeyemeyenler yol inşaatlarında dağları Ferhat misali delerken yüreklerinden bir parçayı da döşediler yollara. ‘Bu ülkede Türk olmayanların görevi Türk’e köleliktir’ dedi bebek cumhuriyetin ilk vesayetçileri. Defalarca isyan etti Kürtler asimilasyona, defalarca dağlara çıktılar yok sayılmaya karşı insanca yaşam uğruna. İlk kadın pilotu gönderdi vesayet sistemi, dönemin belgeleri derelerin kızıla boyandığını yazar. Tek parti döneminde onursuz yaşama bir de yokluk eklendi. Manisa’da da Diyarbakır’da da açlık diz boyuydu. Kemalizm’in cadı avı ise bu kez diğer ötekilere uzandı, ülkelerinde ısrarla kalma dirayeti gösteren gayrimüslimler 1955’te ‘def edildi.’ Takip eden yıllarda bir aklıevvel “1000 Kürt aydınını öldürürsek sorunu kökten çözeriz” dedi. Normal şartlarda akli dengesinin yerinde olup olmadığının tesbiti için Mashar Osman’a gönderilmesi gereken zatın önerisi hayata geçirildi. (49’lar davası) Sonraki yıllarda denize düşenin yılana sarılması gibi Kürtler de ‘marksist palavralara’ sarıldılar. Bir taraftan komando operasyonları vardı diğer tarafta proleterya diktatörlüğünün ham hayali. Sonra Doğu Perinçek’in gayretleriyle Maocu- Leninci ayırımı başladı. Irak’ta Mela Mustafa Barzani otonomi peşinde gayret ederken buralarda Kürtler solun saçma bölünmüşlüklerini evlerinin içinden mahallelerine kadar yaşamın her safhasında hissediyorlardı. Derken 1980’de faşist bir ‘balyoz’ darbesi indi Kürtlerin kafasına. Evrenin kara delikleri Diyarbakır 5 no’lu da deneysel fanteziler uyguluyordu. Fantezileri yaratıcı bulunmuş olsa gerek, işkenceci Yüzbaşı Esat Oktay Yıldıran binbaşı rütbesine terfi ettirildi. Etimesgut zırhlı tümeninde bir caddeye adı verildi ve Aksaray’da heykeli dikildi. Rejimin yılmaz bekçileri vefalıydı ne de olsa. 1984’te Eruh ve Şemdinli baskınlarıyla Kürtler yeniden isyan ettiler.

29. Kürt isyanının üzerinden tam 28 yıl geçti. 40000 can, yüz milyarlarca dolar harcama, boşaltılan 3500 köy, zorla yerinden edilen yüz binlerce insan var ortada. Ancak başlangıçta asimilasyona karşı başlayan isyanın ‘temsilcilerinin’ bugün devletten ateşkesin ilk etapta talep ettiği şeyler hep savaşın sonucuyla ilgili. Genel af, operasyonların durdurulması, TMK’nın kaldırılması, Öcalan’ın cezaevi şartlarının iyileştirilmesi... Şüphesiz bunlar tartışılması gereken makul talepler ama ya Kürt Sorunu... Bu adımların hiçbiri yol inşaatlarında çalışırken güneşin altında bayılan, dili kesilen, evi yakılan, zindanda bok yiyen Kürdün taleplerini tam anlamıyla karşılamayacaktır.

Kürt meselesinin en büyük sonucu Türkiye’de asker ve yargı vesayetini güçlendirmek oldu. Ancak son yıllarda bazı cesur siyasetçiler ve bir kısım duyarlı medya bu vesayetin sorgulanmasını sağladı. Artık bu ülkede kamuoyu askerin de yargının da görev sınırlarını tartışabiliyor.

Türkiye’de pek çok tabu yıkıldı yıkılmasına ama Kürtler iç muhasebelerini hâlâ tam anlamıyla yapamadılar. Ne basılan köyler, ne örgüt içi infazlar, ne ‘içimizdeki Ergenekon’, ne de muhaliflere yönelik ‘mahalle baskısı’ konuşulamadıtartışılamadı. Kürtler inanıp güvendikleri ‘hareketin’ her dediğini, her istediğini yaptı. Onurlu yaşam uğruna her şey sineye çekildi. Gerilla ihtiyacımız var dendi, şehirlerdenköylerden binlerce genç ‘saflara’ katıldı. Çoğunun akıbeti meçhul... Köylerden yiyecek talep edildi, sabah gelecek olan jandarmaya hesap verme pahasına Kürtler ekmeklerini paylaştı. Ertesi gün bütün varlıklarını geride bırakıp meçhule doğru yol aldıklarında yan köyün ‘ihanet’ sebebiyle ‘bizden birileri’ tarafından boşaltıldığını öğrendiler. ‘Düşmandı’ artık birbirlerine komşu köylüler...

Şimdi ‘serhıldan’ zamanı dendi. Cizre, Nusaybin, Diyarbakır döküldü meydanlara. Onlarca sivil bu ayaklanmalarda hayatını kaybetti. Zengin Kürtlerden ‘vergi’ talep edildi, vermeyenler cezalandırıldı. Verenleri devlet, vermeyenleri örgüt... Kürtler devlete isyanı sürdürdü, bizden gelen zulüm değil olsa olsa ‘savaş zaiyatıydı.’ Üniversitelerde okuyanlar çağrıldı, gittiler... Gitmeyip kalanlar muhalif olmadıkları sürece ‘bizdendi.‘ Boşaltılan köylerden Büyükşehirlerin varoşlarına sığınan yol bilmez, dil bilmez onbinler onursuzluğun başka boyutlarıyla karşılaştı. Feodal mütedeyyin babanın esrarkeş oğulları, çakma sarışın kızları... Ama bir gün kazanacağız inancı her şeye değiyordu. Nasılsa ‘irade’ yanlış yapmazdı. Yanlış yaptığını ima edenler ise zaten haindi. Orhan Miroğlu’nun acısı yüreğimizde dedi bir başbakan ve hemen onun zaten ‘kullanıldığı’ ortaya çıkarıldı... Ceylanlar, Uğurlar bu ülkede katledilirken sokaklara dökülen ve çocukların katledilmesini sindiremeyen Kürtler Diyarbakır’da dershaneden çıkarken ölen çocuklara karşı sessiz kaldı. Bütün bunları yazmak için sayfalar yetmeyecektir. Şimdi ise uzun yıllardır konuşulan daha önemli bir konu gündemde: MİTPKK ilişkileri... Kürt siyasi jargonunda ağızlarda sakız edilen ‘ajan-hainişbirlikçi’ yaftasının, onları tanımladığı iddia edilmekte. İstihbarat örgütlerinin illegal yapılanmaların içine sızma girişimleri kadar doğal bir şey olamaz, bu dünyanın her yerinde böyledir. Ne var ki biz de durum biraz çetrefilli. 90’lı yıllarda Hizbullah’ı kurdurduğu iddia edilen ‘derin devletin’ PKK’yi de El-Aksa’ya karşı kurulan Hamas gibi kurdurduğu, bununla yetinmeyip örgütün yeni-son-flaş! Yapılanması olan KCK’yi de kurdurduğu söylenmekte.. Bir Kürt olarak bazı sorular sormak istiyorum;

MİT’in bazı mensupları, istihbarat toplama ve bilgi edinme görevinin dışında, örgütün yönetilmesine aracılık etti mi? KCK, MİT’in gözetiminde mi kuruldu?

Emre Uslu bir yazısında MİT’e çalışan birçok kişinin zamanla örgüt içinde yükseldiğini, KCK kurulunca da bu isimlerin bazı illerin şehir sorumluluklarına getirildiğini ve MİT’in epey bir süre bunlara karşı bir operasyonun yapılmasına mani olduğu iddiaları gerçeği yansıtmakta mıdır?

Kemal Burkay Duran Kalkan’ın MİT ajanı olduğunu iddia etti. Duran Kalkan’ın 80 öncesinde Mazlum Doğan ve Yıldırım Merkit’in (PKK kurucuları) yakalanmasına yardımcı olduğu iddiası doğru mudur?

Öcalan Hakan Aygün’le yaptığı röportajda ‘MİT’in bizi, bizim de MİT’i kullanmışlığımız vardır’ demişti. Bu konuda bir soruşturma başlatılmış mıdır? Söz konusu iddia ile ilgili soruşturulan bir MİT yetkilisi olmuş mudur?

1970’lerde MİT PKK’nin kurulması, güçlenmesi ve silahlanmasına destek oldu mu? Öcalan’ın eşi Kesire Yıldırım’ınMİT mensubu babasının ve yine Pilot Necati’nin PKK’ye hizmetleri ne olmuştur? Pilot Necati’nin PKK’nin kuruluş aşamasında Öcalan’a 10 milyon lira verdiği doğru mudur? Bu durumdan MİT haberdar mıdır? PKK’nin 80 öncesi bölgede özellikler KUK ve KAWA örgütü mensuplarını katletmesi bir MİT operasyonu mudur?

Son iki yılda yaşanan pusu, baskın ve saldırılarda MİT mensuplarının olası ihaneti araştırıldı mı? Dağlıca, Aktütün, 33 asker olaylarıyla ilgili soruşturulan herhangibir MİT mensubu oldu mu? Şemdinli bombalamasında Jandarma istihbarat raporlarına imza atmayan MİT mensuplarının provokasyondaki rolleri araştırıldı mı?

KCK sanıklarını hatırı sayılır bir kısmının MİT mensubu olduğu doğru mudur? PKK bu konuda bir araştırma yapmış mıdır?

Fikret Bila ‘röportajımda generallere sorduğum, Öcalan’la görüştünüz mü? Sorusuna cevap alamadım’ demesi ile ilgili neler yapıldı?

MİT arşivini açsa ve PKK’nin kuruluşuna ve bugününe dair varsa belgeleri ortaya koysa, ‘terörle mücadelede’ daha etkin sonuç alınamaz mı?

2004 yılında örgüt içinde bir tasfiye yaşandı ve bunu Duran Kalkan ‘Tasfiyeciliğin Tasfiyesi’ kitabında ayrıntılarıyla anlattı. O dönem tasfiye edilen İran yanlısı ekibin yerine kimler ikame edildi?

Yalçın Küçük Öcalan’a yönelik bir suikast planın deşifre edip örgüte bildirdiğini açıkça ifade etti. Peki o dönem Suriye Konsolosu olan akrabasının bu konuda bir rolü olmuş mudur?

Mehmet Eymür’ün başkan olduğu dönemde Kesire Öcalan’a bir suikast planladığı ve Mehmet Ağar’ın bunu engellediği iddiaları gerçeği yansıtmakta mıdır?

1972’de bildiri dağıttıktan sonra tutuklanıp 6,5 ay cezaevinde kalan Öcalan’ın tahliyesi sonrası askerliğini kim ertelemiştir? 13 Eylül 200 tarihinde Öcalan görüşme notlarında silahlı güçlerin tamamen sınır dışına çıkmasına genelkurmay yetkilisini kuşku ile baktığını açıkladı. Daha sonra Ergenekon operasyonlarıla tutuklanan bu isimleri kuşkularının sebebi soruşturuldu mu?

Yıllardır PKK’nin içindeki MİT uzantıları konuşuluyorken kurumsal koruma refleksi ile hareket edip suça bulaşanları yargıya teslim etmeyeceksek burada hukukun egemenliği nasıl sağlanacak?

Ergenekon işadamı, mafya, hukukçu, öğretim üyesi, terör örgütleri gibi pekçok kompartmanı olan tren gibi üstümüze gelmeye devam ediyor. Son yıllarda hızı azalmış olsa bile etkinliğini kaybetmediğini görmekteyiz. Çözümün her seferinde 1-2 maddeyi değil tamamıyla demokratik ve katılımcı bir anayasa ile çözülebileceği ortada iken günü kurtarma çabaları bir işe yaramayacaktır.

Kürt Hareketini salt Ergenekon güdümünde olarak tarif etmeye çalışmanın önemli bir paradoksu içinde barındırdığının farkındayım. Hareketi besleyen meşru özlem taleplerin göz ardı edilmemesini düşünüyorum. Lakin eski arkadaşlarıma da şunu sormadan edemeyeceğim; Bugüne kadar her dediğinizi yapan, canını, malını, köyünü, hayatını umutlarına bağlayan Kürt halkından özür dilemeyi düşünmüyor musunuz?

[email protected]
Taraf
İnternet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Taraf Gazetecilik Sanayi ve Ticaret A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.

Haberin puanı

0/10

Habere puan ver