Atatürk Amerika’ya neden mektup yazdı

19 Temmuz 2011 Salı 00:00 |

DOÇ. DR. HAKAN ÖZOĞLU * / Amerika Osmanlı’ya savaş açmadı çünkü...

Atatürk Amerika’ya neden mektup yazdı

Amerika’nın Türkiye ile ilişkilerin başlaması 1830’da imzalanan ilk Türk-Amerikan Antlaşması’na kadar gider. 19. yüzyılın ilk yarısında ortaya çıkan bu ilginin odak noktası “Congressional Church” adı altındaki misyonerlik faaliyetleridir. 1914 yılına gelindiğinde Osmanlı İmparatorluğu’nda faaliyet gösteren 200’e yakın misyonerin Kapitülasyonlara dayanarak Osmanlı İmparatorluğu’nda dokuz hastane ve altı yüz okulu idare ettiği görülmektedir. Bu okullarda eğitim gören öğrenci sayısı ise 25.000 kişi kadardı ki bu öğrenciler genellikle Osmanlı İmparatorluğundaki Hıristiyan azınlığa mensuptu.

İki ülke arasındaki iyi sayılabilecek ilişkiler 1917 yılında Amerika’nın Birinci Dünya Savaşı’na girmesi ile değişime uğrar. 8 Nisan 1917 yılında Amerikan Başkanı Woodrow Wilson, Osmanlı hükümetine Amerika’nın Osmanlı İmparatorluğu’nun müttefiki Almanya’ya savaş ilan ettiğini bildirmesi 20 Nisan’da Osmanlı hükümetinin Amerika ile diplomatik ilişkilerini kesmesine sebep olur. Buradaki en önemli nokta Amerika’nın Almanya ile savaş halinde olmasına rağmen Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilan etmemesidir. Bunun değişik sebepleri vardır ama en önemlileri arasında şunlar sayılabilir: Amerika’nın savaş ilanı ile Osmanlı topraklarında faaliyet gösteren misyonerleri ve aktivitelerini tehlikeye düşürmek istememesi, ve Amerika’nın bu savaştaki müttefikleri Fransa ve İngiltere’nin telkinleri. Bazı araştırmacılara göre Müttefikler Amerika’nın savaşa girmemesini, kaybetmesine kesin gözüyle baktıkları Osmanlı İmparatorluğu’nun savaş sonunda paylaşımı için Amerika’yı masaya oturtmamak olarak değerlendirmektedir ve bu saptama savaş sonrası diplomasi tarihi içinde doğruluğunu isbat etmiştir.

Sebep ne olursa olsun Amerika’nın Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilan etmemesi, Müttefikler tarafından hazırlanan ve Osmanlı topraklarını paylaşmayı öngören gizli anlaşmaların dışında kalması ve Kurtuluş Savaşı sırasında tarafsızlığını koruması Amerika’nın itibarını Türkler arasında artıran en büyük faktörler olmuştur. Öyle ki Kurtuluş savaşı sırasında Amerika’nın tarafsızlığı dolayısıyla mandasını isteyen Halide Edib gibi önemli şahsiyetler Mustafa Kemal’e başvurmuşlardır.

Bu arada 1919 yılında İstanbul’a atanan Amiral Mark L. Bristol’un Türkiye’de “Yüksek Komiser” sıfatı ile gösterdiği faaliyetler hatırlanmağa değerdir. Amerika’daki bazı Türkiye karşıtı çevreler tarafından Türk dostu olarak suçlanan Bristol aslında bölge dahilindeki çatışmalar konusunda tarafsız kalma politikası güden bir diplomattı. Osmanlı İmparatorluğu dağıldıktan sonra Anadolu’nun parçalanarak değişik devletlerin mandası altında toplanmasının çok zararlı sonuçlar doğuracağı kanaatindeydi ve bu yüzden de Amerika’nın bir Ermenistan mandasının sorumluluğunu almasını Amerikan çıkarlarına uygun görmüyordu. Eğer manda alınacaksa bunun bir bütün olarak Türkiye’yi kapsamasını istiyordu. Kurtuluş Savaşı bitip Amerikan mandasının gündemden düştüğü zamanlarda ise Amerikan menfaatlerinin Türkiye ile diplomatik ilişkilerin yeniden başlatılması olduğuna Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nı inandırmağa çalışıyordu.

Bristol’un tavsiyeleri Amerikan Başkanı Woodrow Wilson’un Ermenistan mandasını alma arzuları ile tamamen ters düşmekteydi. Başkan Wilson’un Türkler konusunda pek yüksek fikirlere sahip olmadığı ve Hıristiyan azınlığı Türk yönetiminden ayırma arzusunda olduğu bu yüzden Ermenistan mandası için Amerikan Kongresi’nde Türkiye aleyhinde çıkışlar yapması bilinen gerçeklerdendir. Bütün bunlara rağmen Amerikan Kongresi 1920 yılının Mayıs ayında bir Ermenistan mandasını reddetti. Woodrow Wilson‘dan sonra Amerika Başkanı olan Warren Harding (1921-23) Türkiye ile ilgili olarak tarafsızlık politikası gütmeğe başladı. 1923 yılında Başkan olan Calvin Coolidge ise yeni kurulan Türkiye devleti ile ilişkilerin normalleştirilmesine ve yeniden büyükelçilik düzeyinde diplomatik ilişkilerin kurulması konusunda çalışmaların hızlandırılmasına karşı çıkmamıştı. İstanbul’dan gelen raporlar Ankara’daki yeni rejimin Türkiye’de tek söz sahibi olduğunu belirttiği için 1924 yılında kendisine devrik Sultan Vahdettin tarafından gönderilen ve Kemalistleri, hükümetlerini ve Halifeliğin kaldırılması gibi faaliyetleri aşağılayan mektuba Başkan Coolidge cevap vermedi.

Bu arada 17 Şubat 1927 yılında Amiral Bristol ile Türkiye Dışişleri Bakanı Tevfık Rüştü arasında diplomatik ilişkilerin kurulması konusunda bir protokol imzalandı. Bu Türkiye’deki yeni rejimin Amerika ile iki eşit devlet statüsünde ilişkilere başlaması için önemli bir başlangıç sayılabilir. Amerika ile 6 Ağustos 1923 yılında Lozan Anlaşması çerçevesinde imzalanan fakat 21 Nisan 1930’a kadar Amerikan Senatosu tarafından onaylanmadığı için yürürlüğe bir türlü giremeyen Türk-Amerikan Dostluk anlaşması da böylece diplomatik ilişkilerin başlaması açısından bir engel teşkil etmekten çıkarıldı. Bunun sonucu olarak 19 Mayıs 1927 yılında Joseph Clark Grew Amerikan devletinin Türkiye Cumhuriyeti’ne ilk Büyükelçisi olarak göreve başladı. Washington ise Muhtar Beyi yeni rejimin ilk Türk Büyükelçisi olarak kabul etti. Bu bağlamda Mustafa Kemal’in 21 Kasım 1927’de Amerika Başkanı Calvin Coolidge’e gönderdiği ve yeniden Cumhurbaşkanı seçildiğini ilan eden mektup önem taşımaktadır. Amerikan arşivlerinde 867.001K31/30 numara ile kayıtlı olan bu mektubun bu günümüz Türkçesi şöyledir.

Sevgili ve çok kıymetli dostum Ankarada Kasım 1927 tarihinde toplanan TBMM’nin oybirliği ile ikinci defa olarak Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığına seçildiğimi ve Anayasanın verdiği yetkiye dayanarak iktidar mevkiini işgal edeceğimi size bildiririm

Yapılan seçimi bilgilerinize sunarken bu fırsattan istifade bütün çalışmalarımın Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında uğurlu kabul edilerek yeralan dostane ilişkilerin devamlı geliştirilip artırılmasına [kendimi] adayacağımı temin eder ve milletlerimiz için faydalı olan bu arzunun hayırlı bir fiile ulaştırılması hususunda pek kıymetli olan desteğinizden istifade ile bahtiyar olacağımı bildiririm

Bu kanaatledir ki hakkınızda beslediğim hürmetkar büyük güvene ve gerek şahsi saadetinize ve gerek Amerikan milletinin refah ve saadeti hakkındaki temennilerime itimad buyurmanızı rica ederim, sevgili ve çok kıymetli dostum.

Ankara’da 21 Kasım 1927’de düzenlenmiştir.

Peki Mustafa Kemal neden böyle bir mektubu kaleme aldı? Bence Atatürk bu mektup ile daha birkaç yıl öncesine kadar mandası altına girme konusu gündemde olan Amerikan Başkanı ile bağımsız bir devletin Cumhurbaşkanı olarak aynı sevide olduğunu ima etmek istedi. Bir Türk cumhurbaşkanının ABD’ye yazdığı ilk mektup bu açıdan sembolik olarak büyük önem taşımaktadır.

Sabık Sultan Vahdettinin yazdığı mektuba cevap vermeyen Başkan Coolidge bu mektuba cevap verdi mi? 11 Kasım 1928 tarihli ve 867.001 K31/34 sayılı rapordan anladığımıza göre Başkan Coolidge ABD Dışişleri Bakanlığı Protokol Dairesi’nin arzusu doğrultusunda tebriklerini ilettiği kısa bir mesajı orijinal imzası ile Mustafa Kemal’e gönderdi. Burada dikkati çeken başka bir konu Mustafa Kemal’in mektubunu 21 Kasım 1927’de yazmasına rağmen mektubun ABD yetkililerine Washington’daki Türkiye Büyükelçisi Muhtar Bey tarafından 12 Eylül 1928’de verilmesidir. Bu gecikmenin sebebi tam olarak bilinmemektir ama bunda sanıyorun Muhtar Bey’in ABD’ye tayini ve gidişindeki gecikmeler sebep oldu. Ayrıca ABD Başkanı’nın cevabını protokol ofisinin arzusu üzerine yazmasının da ne anlama geldiği spekülasyona açıktır. İlk akla gelen sebep Başkan Calvin Coolidge’in 1928 yılında ABD’deki Türkiye karşıtı lobilerin faaliyetlerin etkilendiği olmasına rağmen kesin bir bilgiye sahip değiliz. Buna rağmen cevabın yazılmış olması artık ABD’nin Türkiye’yi bağımsız bir müttefik olarak görmeğe başlamasının bir simgesi sayılabilir. Bu başlangıç iki ülke için de gelecekte, Soğuk Savaş yıllarında meyvalarını alacakları ve günümüze kadar iniş ve çıkışlarla gelen bir ilişkinin temellerini atmıştır. Günümüzde düşüş noktasına gelen bu ilişkileri düşünürken Cumhuriyet rejimi ile ABD arasındaki ilişkilerin nasıl başladığını hatırlatmak istedim.

Central Florida Üniversitesi

Taraf
İnternet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Taraf Gazetecilik Sanayi ve Ticaret A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.

Haberin puanı

0/10

Habere puan ver

zapkolik