Gördüğüm en iyi mülteci kampları

14 Kasım 2013 Perşembe 00:00 |

Brookings Enstitüsü’nden Elizabeth Ferris: Suriyelilerin kaldığı kamplar çok iyi ama Türkiye’nin önce “idare ederim” deyip, şimdi dünyadan yardım istemesi tuhaf

Gördüğüm en iyi mülteci kampları Brookings Enstitüsü’nden kıdemli araştırmacı Elizabeth Ferris, geçen ay Türkiye’ye gelip Gaziantep ve Kilis’te Suriyeli göçmenlerin kaldığı kampları ziyaret etti. Hem bu kamplarda hem de Hatay’da kamp dışında göçmenlerle konuştu. London School of Economics’le Brookings’in birlikte yürüttüğü “Ülke İçinde Yerinden Edilenler Projesi”nin Koordinatörü olan Ferris, yıllardır insani yardım alanında çalıştı, dünyanın pek çok yerinde göçmen kamplarını gezdi. Türkiye ziyaretinin ardından sorularımızı yanıtlayan Ferris’in izlenimlerini şöyle:

MODERN ÇAMAŞIRHANELER

Birkaç ay önce Ürdün ve Lübnan’daki Suriyeli mülteci kamplarını ve yerleşimlerini gezmiştim. Türkiye’deki kamplar açık ara iyi. Aslında farklı ülkelerde gördüğüm yaklaşık 100 kampın içinde en iyileri. Hizmetler harika, altyapı iyi, sağlık ve eğitim hizmetlerine erişimde örnek oluşturacak düzeyde. Mesela son derece modern çamaşırhaneler var. Ama en etkileyicisi okullar. Sınıf başına 15 öğrenci ve 2-3 öğretmen düşüyor.

PROBLEM KAMP DIŞINDA

AFAD’a (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) göre, 200 bin mülteci kamplarda 400 bini ise dışarıda ve dışardakiler çok dezavantajlı durumda. Pasaportla gelenler kayıtlı ve sağlık hizmeti alabiliyor. Ama çoğu kayıtlı değil, eğitim ve sağlık hizmeti almaları zor. Kira da büyük problem.

TUHAF DURUM

Kampların idaresi Türk hükümetinde. BMMYK (Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliği) kampları ziyaret ediyor ve istendiğinde teknik destek veriyor. Hükümetin mültecileri koruma ve destekleme sorumluluğu alması iyi. Ama, “Kampları ben idare edeceğim” deyip, birbuçuk yıl sonra “Finansal desteğe ihtiyacımız var” demesi tuhaf. Artan mülteci sayısıyla birlikte Türkiye’nin uluslararası yardıma ihtiyacı var ama bu yardım bazı şartlar altında gelir; kamplara giriş izni, raporlama, STK’lar için daha büyük rol, uluslararası standartlar... Bunlar da Türkiye’nin kabul etmekte zorlanabileceği şartlar.

Hükümet uluslararası STK’larla ilgili kayıt sürecinin iyi gittiğini söylüyor. Ama bu sürecin uzun ve zor olduğunu, bazı STK’ların da başarılı olamadığını duyduk. Uluslararası toplum Türkiye’yi daha fazla desteklemeli ama Türk hükümeti de STK’lara ve uluslararası kurumlara açık olmalı. STK’lar daha fazla foniçin güçlü destekçiler olabilirler.

BAZILARI KALACAK

Savaş uzadıkça, en azından bazı Suriyelilerin uzun vadede Türkiye’de kalma ihtimali artıyor. Onların Türkçe öğrenmesine yardımcı olmak, işgücü piyasasına erişimlerini iyileştirmek ve çocuklarının eğitim almasını garantilemek Türkiye’nin yararına. Mültecilerin eve dönme imkanı olur ve dönerlerse, bu yatırımlar toplumlarını yeniden inşa etmelerine yardımcı olacaktır. Dönemezlerse de, Türk toplumuna katkıda bulunma imkanları artacaktır.


“Eğitime dahil etme yolları olmalı”

DIŞARIDAKİLERİN en önemli problemlerinden birisi eğer pasaportlarıyla gelmemiş, kaydolmamış ve oturma izni almamışlarsa çalışmalarına izin verilmemesi. Ki bunun da son derece karmaşık bir süreç olduğunu duyduk ve ikâmet izni almış bir Suriyeli olduğunu bilen tek kişiyle karşılaşmadık. Bu demek oluyor ki, birikimleri biten Suriyeliler kayıtdışı olarak çalışmak zorunda. Bu da onları sömürüye açık hâle getiriyor. Kayıtdışı sektörde de iş bulamıyorlar.

Özellikle Suriyeli mülteci çocukların eğitim imkânlarından yoksun olmasıyla ilgili endişelerim var. Kamplardaki çocuklar eğitim alıyor ama ne tür bir diploma alacakları belli değil. Suriyeli öğretmenler tarafından kurulan Suriye müfredatına göre eğitim veren Suriye okulları olduğunu duyduk. Ama bunun onlara bir yararı olmayacak, çünkü bir noktada Türk üniversitelerine girmek isterlerse diplomaları kabul edilmeyecek. Ayrıca zaten pek çok Suriyeli çocuğun eğitime erişimi yok. Açık ki, dil engeli var, ama Suriyeli çocukları eğitim sistemine dahil etmenin yolları olmalı.


ÇOCUĞUNU BESLEYEMEZSEN...

Türk hükümeti kamp dışındaki Suriyeli mültecilerinin daha fazla desteklenmesi gerektiğinin farkında. Bu, sadece insani bir mesele değil, Türkiye’de kamu sağlığı ve güvenliğiyle ilgili sonuçları da olabilir. Türkiye’de Suriyeli akını nedeniyle suç oranlarında ciddi bir artış duymadık. Oysa Lübnan’da bu çok sık dile getiriliyor. Ama yerinden edilmişlik süreci uzadıkça ve kaynaklar tükendikçe böyle bir durum beklenebilir. İnsanlar çocuklarını besleyemeyince vahim şeyler yapabilir.


Türkiyeli- Suriyeli evliliği arttı

ÖNCEDEN de Türkiyeli erkekler, Suriyeli kadınlarla evleniyordu ama evlilikler son dönemde bu arttı. Bu, özellikle kadınların yaşı, Türkiye’de yasal evlenme yaşının altında olduğu zaman kötü. Çiftin çocukları olduğu zaman, otomatik olarak Türkiye vatandaşı olmadığı söylendi bize. Suriye vatandaşı olup olamayacakları da belirsiz.

TUĞBA TEKEREK
İnternet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Taraf Gazetecilik Sanayi ve Ticaret A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.

Haberin puanı

0/10

Habere puan ver

zapkolik