Katili ekranda gördüm

17 Kasım 2010 Çarşamba 00:00 |

12 Kasım 1994’te arabasında kurşunlanarak öldürülen Kürt avukat Medet Serhat’ın eşi Yurdanur, iki yıl sonra bir gün televizyon karşısında çığlık atmış: İşte kocamı öldüren buydu

Katili ekranda gördüm

Dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in “PKK’ya yardım edenler” ve dönemin etkili ismi Mehmet Ağar’ın “Bin operasyon”listesindeki isimlerden biriydi Kürt Avukat Medet Serhat. Kamuoyuna sadece Behçet Cantürk’ün avukatı olarak tanıtıldı ama o 49’lar davası dahil olmak üzere birçok hak ihlalinde savunma kürsüsündeki isimdi. 12 Kasım 1994’de İstanbul’da arabasında kurşunlanarak öldürüldü. Şoförü de ölmüş, yanındaki eşi ise 14 kurşun yarasına rağmen hayatta kalabilmişti. Hâlâ vücudunda kurşunla yaşayan acılı eş Yurdanur Serhat iki yıl sonra televizyon izlerken birden çığlık atmaya başladı. “İşte, Medet’i mi öldüren katil bu. ‘Yaktım çıranızı’ diye bize kurşun yağdıran bu”diye bağırıyordu. Televziyondaki kişi daha sonra kendisi de öldürülen çok sayıda caniyetin zanlısı ülkücü Tevfik Ağansoy’du.

Yurdanur Serhat, Medet Serhat’ın öldüğü ânı, hedef gösteren dergiyi, Behçet Cantürk’ü “Kaç, ikimizde listedeyiz”diye uyaran sürpriz ismi, AKP ve İstanbul Barosu’ndan ne istediğini Taraf‘a anlattı.


Nasıl Tanıştınış?

Ben de siyasetle ilgileniyordum. Medet’e çok yakın bir parti değildi Güven Partisi ama herkes Medet’i çok severdi. Kürt, Türk. Kamuran Bedirhan’ın kız kardeşi tanıştırdı bizi. Medet, Kürtlerin ezilmesine dayanamıyordu. Radikal bir Kürt değildi. Bir Kürdün başına gelen Türk’ün de başına gelse aynı derecede tepki gösterirdi. İnsandı. Devlet ona ‘Kürtçü komünist’ damgasını vurdu, istenmeyen insan edildi.


Avukatlık yapıyordu. Ne tür davalara bakıyordu?

Ceza avukatıydı. Eziyet görmüş kişilerden beş kuruş almazdı. Her ölüm haberi onu çok sarsıyordu. Ve hep “böyle olmamalı” diyordu. Başka bir yolu olmalı diye düşünürdü. Medet’in cenazesinde Şişli Camisi’nden Zincirlikuya’ya kadar insan akını oldu. Kürt, Türk hepsi yürüdü, ağladı arkasından.


Behçet Cantürk'ün avukatıydı değil mi?

Medet için mafya avukatı dediler. Hayır, kabul etmiyoruz bunu. Behçet’le Kürt olduğu için tanışırdı, evet arkadaşlardı. Bugün sadece barodan aldığımız 600 milyon lira emekli maaşı var Medet’in. Ne evimiz ne de arabamız var. Bu mu mafya avukatlığı? Behçet’in birçok avukatı vardı. Medet sadece birkaç davasına bakmıştı. Öldürülmeden dört-beş ay önce Behçet bize geldi. Karşılıklı oturuyorduk zaten. Kapıyı ben açtım. Bana “Albay” derdi. İçeri girdi. Çırağan’da Yahya Demirel’i görmüş. Medet’e “Ağabey seni ve beni ölüm listesine almışlar” dedi. Yahya Demirel, Behçet’i “yurtdışına kaç, canını kurtar” diye uyarmış.


Ne yapacaklarını mı konuştular?

Hayır. İnanmıyordu Behçet, gülerek söylüyordu. Behçet daha söylerken Medet, “Olur mu öyle şey” şeklinde konuştu. O da umursamadı. “Ağabey, belki bizi öldürürler ama ölürken yedisekiz kişiyi de biz kendimizle götürürüz” dedi. Gözüpek çocuktu Behçet. Zannediyordu ki dövüşerek öldürecekler. O konu orada kapandı.


Ve Cantürk öldürüldü. Ne düşündünüz, Medet Serhat tedirgin oldu mu?

Behçet öldürüldü. Hem de en güvendiği adamlar tarafından. Hüseyin Kocadağ öldürdü onu. Behçet’in eşi Hidayet Hanım, aslında o gün bana geldi. Behçet’ten haber alamıyordu. “Behçet’i öldürdüler diye bir his var içimde” dedi. Ben de “Yok canım, gelir” dedim. Gece yarısı öğrendik öldürüldüğünü. Adapazarı’na gittik, cesedini aldık. Diz çöktürülerek, ensesinden vurulmuştu. Behçet’i öldürenler kimse Medet’i de onlar öldürdü. Behçet’in ölümünden bir hafta sonra dönemin Aktüel dergisi, Medet’in fotoğrafını yayımlayarak “Listede sıra kimde?” diye bir haber yapmıştı. “Medet Serhat, her şeyin arkasında sen varsın ama görünmüyorsun” diye Medet’i hedef gösteriyordu. Medet’e “Hemen tekzip yayınlat” dedim. Bir gün sonra dergide dört-beş satırlık bir tekzip çıktı. Ama ok yaydan çıkmıştı. “Yurtdışına git” dedim. Bana, “Nereye gidersem gideyim, isterlerse öldürürler” dedi.


11 ay sonra da Medet Serhat kucağınızda öldürüldü . Nasıl oldu?

Bakırköy’de aile dostlarımızın bir düğününden dönüyorduk. Gece yarısını geçmişti, saat 01.00’e geliyordu. Maksim Gazinosu’nu geçtik, eve 100 metre kalmıştı. Şoför hızlanmaya başladı. Ben de Medet uyuyor diye seslenmedim. Arabadayken Medet, “Kendimi iyi hissetmiyorum” dedi ve kemerini çıkardı. Kafasını bacaklarıma koydu, uyudu. Solumuzdan bir araba kaldırımın üstünden gidiyordu. Noyan Sokağı’na dönecektik, araba önümüzde durdu. Dönemedik, takım elbiseli, yelekli, saçları düzgün kesilmiş, filinta gibi bir adam ön kapıyı açtı. Bir adım attı, tak, tak diye iki kurşun sıktı şoföre. Saniyelik oluyordu her şey. Hiç uyanmadı Medet. Uykudan ölüme geçti. Katil, “Yaktım çıranızı” diye bağırıyordu. Ben ellerimi Medet’in başına doğru kaydırdım. Yağmur gibi kurşunlar geliyordu. Medet’in başına doğru ateş ediyordu özellikle. At at bitmiyordu. 3,5,10... Şoför ölmüştü, arabanın da kapısı açık. Koşarak kaçtı, arkada iki kişi daha vardı. Katil gittikten sonra hemen Medet’in yaşayıp yaşamadığını anlamak için eğildim, nefes alıyor mu diye baktım. Şakağından kurşun girmişti. O hep geç kalan polis bu kez iki dakika geçmeden geldi. “Kurtarın” diye bağırıyordum. Parmağımdan giren kurşun yüzünden kapıyı açamıyordum. Medet’i de bırakamıyordum. Ekipler kapıyı açtı. “Yürüyebiliyor musunuz” diye sordular. Yürüyerek polis minibüsüne bindirdiler. Arkama baktım, Medet’i yere yatırmışlardı.


Hastaneye götürüldünüz?

Hemen Rumet’i düşünmeye başladım. Doktorlara “16 yaşında bir çocuğum var, yaşamak istiyorum” dedim. 14 kurşun yedim. Üç hafta hastanede kaldım, ameliyat üzerine ameliyat geçirdim. Yaşayacağımı düşünmemişler. Safra kesem, dalağım, midemin dörtte üçü yok... Kalbinin iki milim altından geçmiş kurşun, ince bağırsakta sekiz delik. Kalınbağırsağımdan da 12 santim almışlar.. Dört ay tedavi gördüm.


Katilin Tevfik Ağansoy olduğunu idda ettiniz...

Bu olaydan iki yıl kadar sonra televizyon izliyorduk ve birden haberlerde Tevfik Ağansoy’u gördüm. Kendimden geçtim. Ağlamaya başladım. “İşte, Medet’i mi öldüren katil bu.” “Yaktım çıranızı” diye bize kurşun yağdıran bu diye bağırıyordum. O gece tetiği çeken oydu. Sonra onu da öldürdüler. O, sadece bir tetikçiydi. Bu suikastları kim yaptırdı?Asıl onların hesap vermesi gerekiyor. Geçenlerde emekli paşa Atilla Kıyat, “93-97 arasında faili meçhuller devlet politikasıydı” dedi. Dönemin Başbakanı, İçişleri Bakanı, Emniyet Müdürü bu cinayetlerle ilgili neden konuşmuyor? Listeler neyin nesiydi? Trafik kazasında ölseydi kamu davası olurdu, o bile açılmadı.


Şikayetçi olmadınız mı?

1994’te ve 1997’de iki kez faillerin bulunması için şikâyette bulunduk. Ergenekon’a müdahil olmak için başvuruda bulunduk. 1.5 yıldır daha işleme bile konulmadı dosya. AİHM’e bile gitmedim. Sığınmacı olarak İsveç’e, İngiltere’ye gitmedim. Burada doğdum burada ölmek istiyorum. Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım..


Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yeni bir soruçturma başlatıldı sanırım?

Bu devlet benim devletim. Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı faili meçhul cinayetlerle ilgili soruşturma açmış. İstanbul Barosu neden kendi üyesinin ölümünün araştırmıyor? İnsan hakları savunucuları, sivil toplum örgütleri binlerce cinayetin aydınlatılmasını sağlamalı. Başbakanıma sesleniyorum, Cumhurbaşkanıma sesleniyorum. Bizim günahımız neydi? Medet’in öldürülmesi derin devlet olayıdır. Ben oyumu genel seçimlerde AK Parti’ye verdim. Referandumda yetmez ama evet dedim. Bu cinayetleri aydınlatsınlar. Neden bilmiyorum ama onlara güveniyorum.

 

Çiller’in listesindeydi

Kars’ta doğan Medet Serhat, ilkokulu Iğdır’da Azeri tanıdıklarının yanında okuyor. Liseyi Trabzon Lisesi’nde yatılı olarak okuduktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazanarak İstanbul’a geliyor. İki anneden on iki kardeşler. Üniversiteyi bitiren yalnız o. Medet Serhat, 27 Mayıs Darbesi’nden sonra “Komünist- Kürtçü” tutuklamalar diye kamuoyuna yansıyan 49’lar davasının idamla yargılanan, bu davadan beraat eden sanıklarından da biri. Bu davadan sonra avukatlığa devam ediyor. Medet Serhat, ceza davalarının yanı sıra 90’larda Behçet Cantürk’ün alacak verecek davasını da üstleniyor. Cantürk, PKK’ya yardım eden işadamlarından hesap sorulmasını öngören “Çillerin listesi” diye bilinen listenin tepesindeki isim. Ocak 1994 yılında öldürülen Cantürk’ten 11 ay sonra da Medet Serhat öldürüldü.

 

Babamın yastığını öperek bayramlaştım

Medet Serhat’ın bugün 33 yaşında olan oğlu Rumet “Herkes bayramlarda babasının elini öperken ben yastığını koklayarak, öperek bayramlaşırdım” diyor. Babası öldürüldüğünde daha 16 yaşında olan Rumet Serhat bugün 33 yaşında. Rumet, acılarını dindirmesi için Başbakan’a sesleniyor: “Size güvenmek istiyoruz. Babası annesinin kucağında katledilmiş bir çocuğum. Annemin yaşamasına sevinirken aynı anda babamın ölümüne üzüldüm. Bir çocuktan babasını almak hangi vicdana sığar? Geceleri, babamın yastığını koklayarak uyudum. Bayramda yastığını öperek bayramlaştım. Babam Kürt olduğu için öldürüldü. O dönem politik olarak işlenen cinayetler faili meçhul olarak kaldı. Medya, babamın öldürülmesini mafya içi hesaplaşma olarak gösterdi. Bugün “Ergenekon sanıklarının tutuklanması yanlıştır” diyen İstanbul Barosu, asil üyesinin faili meçhul cinayete kurban gitmesini neden araştırmıyor? Başbakanımız eğer duyuyorsa lütfen düşünsün. Faili meçhul değil bu cinayetler. Sadece adalete teslim edilmesi gerekenler var. Bu bir vicdan meselesidir. Size güvenmek istiyoruz.”

HELİN ALP/DİYARBAKIR
İnternet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Taraf Gazetecilik Sanayi ve Ticaret A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.

Haberin puanı

0/10

Habere puan ver

Önceki Haber

Günah benim günahım

Sonraki Haber

Borçluya çifte bayram