Savcı Doğan Öz neden öldürülmüştü?

11 Temmuz 2008 Cuma 00:00 |

HÜSEYİN ŞENGÜL* / Özel Harp Dairesi’nin örgütlediği sivil kesimlerin (ki, bunlar dönemin milliyetçi, dinci, ülkücü kesimlerinden oluşmaktaydı) üzerine giden, bir cinayet nedeniyle Ocak 1978’de bu kesimlerin kaldığı Site Öğrenci Yurdu’nda arama yaptıran, o dönemde yoğun olarak işlenen siyasi cinayetlerin kontrgerilla ile bağlantılarını yakalayan, “Kontrgerilla Genelkurmay Harp Dairesi’ne bağlıdır” diyen ve bir grup ülkücünün, Özel Harp Dairesi’nin sivil unsurları olduğunu ortaya koyan savcı Doğan Öz, 1978 yılında katledildi. Doğan Öz, o tarihlerde bile idam cezasına karşı tavır almıştı.

Savcı Doğan Öz neden öldürülmüştü?

 

Dünü bilmeyenler, bugünü anlayamazlar. Bugünlerde Ecevit Kılıç’ın “Özel Harp Dairesi” kitabını okumayı salık veriyorum.

Kitapta yeni bir şey yok. Kitap, bir derlemeden ibaret. 1970’leri yaşayanlar, kitapta anlatılan birçok olayı hemen hatırlayacaklardır. Hafızaları tazelemek ve o günleri yaşamayan kuşaklar için belgesel özelliği taşıyan bu kitap, bir derleme de olsa çok yararlı. Üstelik “Ergenekon” soruşturmasının sıcaklığında, kitaptaki konular, devlet-çete-darbe-özel kuvvetler vs. konusunda epeyi ufuk açıcı özelliklere sahip.

Bugünün bağımsızlıkçıları, Amerikan karşıtları, dünün “Bağımsız Türkiye”, “Amerika Defol” diyenleri öldürüyorlardı!

Dünün darbecileri, askerî cunta tezgâhları için her türlü haltı yiyebiliyor, katliam yaptırmaktan çekinmiyorlardı.

Onbinlerce kişi katledildi ve bugün en son Hrant katledildi.  

Memleketi tarlası gibi gören asker-sivil bürokratik iktidar, memleketi istediğim gibi sürer, ekerim; kime ne deme hukuksuzluğuna, keyfiyetine sahipler.

Bugün ise, yeterince sahipler mi, bilemiyorum?

Dünya çok değişti, değişiyor.

Amerikalıların Türkiye’de 1952 yılında TSK ile birlikte kurduğu “Özel Harp Dairesi”, bugünlerde kabuk değiştirmek zorunda.

İşte Özel Harp Dairesi’nin bir kesimi olan “Ergenekon” çetesinin tasfiyesinde, belki bu gerçeklik rol oynuyor.

Dünya değişiyor; artık dün gibi rahat at oynatılamıyor!

Dün de cesur, onurlu birkaç savcı vardı!

Özel Harp Dairesi’nin örgütlediği sivil kesimlerin (ki, bunlar dönemin milliyetçi, dinci, ülkücü kesimlerinden oluşmaktaydı) üzerine giden, bir cinayet nedeniyle Ocak 1978’de bu kesimlerin kaldığı Site Öğrenci Yurdu’nda arama yaptıran, o dönemde yoğun olarak işlenen siyasi cinayetlerin kontrgerilla ile bağlantılarını yakalayan, “Kontrgerilla Genelkurmay Harp Dairesi’ne bağlıdır” diyen ve bir grup ülkücünün, Özel Harp Dairesi’nin sivil unsurları olduğunu ortaya koyan savcı Doğan Öz, 1978 yılında katledildi.

Doğan Öz, o tarihlerde bile idam cezasına karşı tavır almıştı.

Yunanistan derin devletinin pislikleri üzerine giden savcı Cristos Sartzetakis, bir süre sonra Yunanistan Cumhurbaşkanı oldu.

Bizde ise, savcı Doğan Öz katledildi!

Ve başka savcılar susturuldu!

Dönemin Ankara’sının aktif ülkücülerinden İbrahim Çiftçi yakalanır ve bir tanığın teşhisi sonrasında, suçunu itiraf ederek, “Doğan Öz’ü ben öldürdüm” der.

Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden dava, 12 Eylül darbesi sonrasında Ankara 1 No’lu Sıkıyönetim Askerî Mahkemesi’ne gönderilir.

Askerî Mahkeme, İbrahim Çiftçi’ye dört kez idam cezası verir.

Askerî Yargıtay ise, kıytırık gerekçelerle üç kez idam kararın bozarak dosyayı geri gönderir. Mahkeme tekrar idam kararında ısrar edince, Askerî Yargıtay Daireler Kurulu, bu kez dosyayı esastan bozarak, İbrahim Çiftçi’nin beraatının gerektiğine karar verir.

Dosya yeniden Ankara 1 No’lu Askerî Mahkeme’ye geri gelir.

Mahkeme 25 Haziran 1985’te hukuk tarihine geçecek ibretlik bir karar verir: “Sanık İbrahim Çiftçi’nin maktul Doğan Öz’ü taammüden öldürdüğü mahkememizce sabit görülmüş, ancak Askerî Yargıtay Daireler Kurulu kararları mahkememizi bağlayıcı nitelikte bulunduğundan sanık İbrahim çiftçi hakkındaki 7/ 8’lik oy çoğunluğuna dayanan bozma ilamına uyularak, sırf bu hukuki zorunluluk nedeniyle sanık İbrahim Çiftçi’nin beraatına karar verilmiştir.” (Age. Sayfa 208)

İbrahim Çiftçi bir yerde “görevlidir”.

Şaşırdınız mı?

Ürperdiniz mi?

Normal mi gördünüz?

Ne var yani bu kararda mı diyorsunuz?

Buna tepkileriniz, Ergenekon Çetesi’ne bakışınızı da doğrudan etkiler.

Ne yazık ki, o kesim, değişen dünya koşulları nedeniyle eskisi kadar olmasa da, yine egemen!

Gelişmemizin, demokratikleşmemizin ayağına vurulan “Özel Harp Dairesi” prangası hakkında Ecevit Kılıç’ın kitabı, iyi bir derleme olmuş.

 

*Yazar / [email protected]

İnternet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Taraf Gazetecilik Sanayi ve Ticaret A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.

Haberin puanı

0/10

Habere puan ver