|
|
Bugün, bu dünyaya Charles Dickens’ın gelişinin 200’üncü yıldönümü. Tüm zamanların en popüler romancılarından sayılan Dickens, içinde yaşadığı toplumu değiştirebilmişti
|
Yazarların, şairlerin isimleri bu topraklarda, gün gelip de “zamanın ruhu” değişince siyasî erk tarafından üstü çizilmek üzere sokaklara, cadde başlarına ve kavşaklara verilir sadece ve çok geçmeden unutulur. Zaten bir yazarı yaşadığı sürece yazarlığından başka her şeyiyle, ölünce ise sadece yazdıklarıyla yargılamak yeğlenir. “Tanpınar İstanbul’u” demeye bile ekseri dilimiz varmaz. Yıllar önce Azra Erhat’ın “Homerosoğlu” diye Türkçeye bağışladığı bir kullanım da vardır hâlbuki. Keza Shakespeare dünyası, Kafkaesk metinler, Joyce’un Dublin’i olduğunu da biliriz. İşte Viktorya Dönemi de “Dickens İngiltere’si”dir kimilerince...
Viktorya Dönemi’nin en çok okunan yazarı Charles Dickens, bugün 200 yaşına basıyor. Britanya başta olmak üzere dünyanın pek çok yeri uzun süredir bugüne hazırlanıyor; “Bayramlar seyranlar mı dersin? Şenlikler cümbüşler mi?” Bütün bu heyecan dalgası boşuna değil, zira Dickens tüm zamanların en popüler romancılarından biri. Yaşadığı dönemde eli kalem tutan çok az insana nasip olabilecek bir şöhretin tadını çıkaran Dickens, Viktorya İngiltere’sini derinden etkiler. Mizah üstadı Dickens, Sanayi Devrimi’nin toplum üzerindeki etkilerini parçalanan hayatlar üzerinden sunar. Yarattığı infiale karşın, devrimci değildir, en fazla reformist olabilir. Nefes alıp veren 989 karakter yaratır; aralarında Hulusi Kentmen misali iyi kalpli ve yaşlı zengin tipleri hemen her romanında kullanır. Romanlarında zorluk çekenler ise ancak “deus ex machina” ile selamete kavuşur: Hasbelkader bir miras kalınca yoluna girer her şey. Yine de Dickens, her şeyden önce Noel’in babasıdır aslında...
Noel Baba öldü mü
Theodore Watts-Dunton, Dickens öldüğünde Londra sokaklarında bir çocuğun “Dickens öldü mü? Noel Baba da mı öldü yani” diye ağlamaya başladığını aktarır.
Haberin devamını okumak için tıklayın.