Demoklesin kılıcı olarak anti-semitizim damgası

Taraf - Istanbul - 13.01.2009
 
Share/Save/Bookmark Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült Bu haberi yorumla Arkadaşına gönder Yazdır  

ENVER GÜLŞEN* / İsrail eleştirisini anti-semitizm olarak damgalamak isteyenler, bilerek ya da bilmeyerek zulme destek verdiklerinin farkındalar mı acaba? İslamofobi vicdanları köreltiyor olabilir mi? Yoksa İsrail utanmaz şekilde katliamlarına devam ederken, apaçık bir “İsrail destekçisi” metnin anti-semitizme karşı bir metin olarak ortaya çıkarılması mümkün olabilir miydi?


İsrail’in Gazze’ye saldırıları devam ederken, her gün birçok insan ölürken ve ölenlerin sayısı bine doğru yaklaşırken, Türkiye’de yeni bir kırılma daha yaşanıyor. Darbeler, muhtıralar, Ergenekon tutuklamaları, Ermenilerden özür dileme kampanyası, 1 Mayıs olayları, Engin Çeber’in işkence sonucu ölmesi her birisi yeni birliktelikler ve yeni ayrılıklar yaşatıyor..

Gazze’nin İsrail tarafından acımasızca bombalanması, sivil, masum, çoluk çocuk yüzlerce insanın öldürülmesi, İsrail, harekâtına daha da yoğunlaştırarak devam ederken, hepimiz için yeni ayrışma ve birleşme noktası anlamına geliyor.

T
ARAF ANTİ-SEMİTİK Mİ

Bu ayrışmalardan birisini yaratan bir olay olarak bir bildiriyi ele almak istiyorum. İnsan hakları aktivisti olarak bilinen bir grup insan, Türkiye’de görüldüğünü iddia ettikleri anti-semitizm ve Yahudi düşmanlığına karşı bir bildiri hazırlayıp imza toplamaya başladılar. Bildirinin dili ve muhtemel tetikleyici faktörleri üzerine düşünmeden önce bildirinin kendimle ilgili bölümünü aktarmak isterim. “Savaş bahane, anti-semitizm her yerde” (www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?-ArsivTipID=9) başlığıyla hazırlanan bildiride, benim bu sayfada 29 Aralık 2008’de yayımlanan yazımdan “Adorno ‘Auschwitz’den sonra şiir yazılamaz’ derken, Auschwitz’de kurban olanların bugün cellat olduğunu görseydi ne hissederdi acaba?” bölümü alınarak yazım, anti-semitizm ve ırkçılık örneği olarak gösterilmiş. Bunun dışında yine aynı gün Taraf gazetesi’ndeki bir manşet; “Rab’bin sana bunu emretmiş olamaz” manşeti de yine anti-semitizme örnek olarak verilmiş. Yine bir başka gazetenin “Katil İsrail” manşeti de örneklerden birisi olarak gösterilmiş.

Öncelikle kayıtsız şartsız ifade özgürlüğüne inanan bir insan olarak bu ifadelerle bir bildiri hazırlanmasına ve ismimin bildiride geçmesine ifade özgürlüğü olarak baktığımı söylemeliyim. İfadeler benim için hakaret de olsa, sonuçta cevap verebileceğim her ifadenin dile getirilmesini bir düşünce özgürlüğü olarak görüyorum.

Sadece anti-semitizme değil, her türden ırkçılığa insanlığın en önemli belası olarak bakan ve milliyetçiliği dahi, eninde sonunda ırkçılığa ulaşan bir kaydırak olarak gören birisi olarak böyle bir suçlamanın benim yazım dolayımında benim için yapılabilmesinin muhtemel sebeplerini ele almam gerekiyor.

GERÇEK SUÇLUYU ARAMIYORUZ


İlgili bildiri net olarak; Filistin olaylarında tek suçlu olarak Filistin’i gösteren ve İsrail’i bugün yaptığı açık zulümde bile haklı göstermeyi amaçlayan bir bildiri. Anti-semitizme karşı yazıldığı söylenen bildiri ve bildiriyi imzaya açanların yazıları göz önüne alındığında bu kişilerin İsrail eleştirilerini dahi anti-semitizm kapsamında gördükleri net olarak anlaşılabiliyor.

Gazze yanarken, çoluk çocuk yüzlerce insan İsrail tarafından dünyanın gözleri önünde katledilirken, yaşayanlar da, susuz, elektriksiz, aç yaşamaya mahkûm edilirken hazırlanan bu bildiride kullanılan dilin açık bir İsrail savunusu bir anlam içermesi manidardır.

Oysa derin bir kaygıyla gözlediğimiz resim bu değil. Gündelik yaşamın diline çoktan yerleşmiş bir ezber gazetelerde, televizyonlarda ve sokaklarda intikam rüzgârları estiriyor. Savaş bahane edilerek, bizzat savaşın vahşeti yerine İsrail ve kolay bir geçişle Yahudiler şeytanlaştırılıyor. Çünkü bu savaşa karşı çıkma “hassasiyeti” gösterenlerin çoğunun ne yazılarında, ne eylemlerinde savaşın diğer müsebbibi Hamas’a dair ne bir itiraz, ne bir bilgi görülmüyor. “Yahudiler güvenilmez insanlardır. Bunun için eminiz ki Holokost onların üstüne yine gelecektir” diye konuşan ve yazan yöneticileriyle, Hamas’a dair hiçbir rahatsızlık sezilmiyor. İslami Cihad çığırtkanlarından liberal yazarlara, solun da büyük bir kısmını kapsayan bir yelpaze içinde Ortadoğu’nun (da) Yahudisizleştirilmesi ve İsrail’in haritadan silinmesinden başlayan talepler, savaşın gerçek nedenleri ve kaynakları yerine Yahudileri kınamak ve tarihi olguları değiştirmek ve indirgemeye kadar varıyor.

Yukarıda bir bölümünü aktardığım bildirinin tamamının içeriğinin çok daha korkunç bir dil taşıdığını düşünüyorum. Gazze’deki son katliamları bir savaş olarak gösterme ve bu savaşın müsebbibi olarak Hamas’a fatura çıkarılması hiçbir şey için olmasa orada ölen minicik bebeklerin hatıralarına saygısızlıktır bence.

Bildiriyi hazırlayanların tezine göre Ortadoğu Yahudileşsizleştirilmek isteniyor ve bütün bu olanlar bunun sonucu. 1948’den bu yana Filistin topraklarının yüzde 90’ına yakınını işgal etmiş, her gün yeni yerleşim yerleri açan ve şiddetten beslenen İsrail’in yaptığını meşrulaştıran bu bildiriye göre, bu kadar katliam ve zulüm karşısında dahi İsrail’i eleştirmek anti-semitizm ile eş anlamlı demek. Zaten bildiriyi hazırlayanların yazdıkları yazılarda bu açıkça da dile getirilmekte. İsrail eleştirisinin eninde sonunda anti-semitizme yol açacağı söylenerek İsrail’in kutsallaştırılması söz konusu. Üstelik bunu yapanların, şimdiye kadar insan hakları aktivisti ve solcu insanlar olarak bilinmeleri konuyu daha da ilginç hale getiriyor.

 METAFORDAN ANTİ-SEMİTİZM ÜRETMEK

Bildiride eleştirilen yazımın hangi içeriğiyle anti-semitist olarak ele alınmış olabileceğini düşünürken, bildirinin yazarlarının yazıları imdadıma yetişti. Aushwitz’i, Holocaust’u bir başka katliamla, zulümle metafor olarak bile benzeştirmek anti-semitizm demekmiş onlara göre. Her gün bebekler ölürken, Gazze açık bir ablukada tüm dünyanın gözü önünde ölüme terk edilirken, Gazze ile Aushwitz arasında kurulan analoji bile anti-semitist damgası yemek için yeterli olabiliyor.

Holocaust bir mite dönüşmüş vaziyette. Bu anlamda asla dokunulamaz, başka bir şeye benzetilemez ve asla anlaşılamaz. Bu anlamda Holocaust mağdurları zulüm yapabilme hakkını kazanmış olurlar. (Ama yaptıkları zulüm değildir, sadece kendilerine karşı tüm dünyada olan, Müslüman dünyasında daha da fazla olan düşmanlığa karşı meşru müdafaa yapıyorlardır!)Şaka değil, neredeyse savunulan bu.

İsrail, Gazze’de şimdiye kadar bine yakın insan öldürdü. Bir buçuk milyon insan aç, susuz ölümü beklemekte. Bu ortamda bile İsrail zulmünü eleştirememek, aslında büyük oranda bu propogandanın sonucu. Yani İsrail eleştirisi=anti-semitizm.

Yahudi düşmanlığı ile İsrail eleştirisi birbirinden tamamen farklı şeylerdir. Örnek olarak kendisi Yahudi kökenli bir aydın olan Roni Margulies’in yazısını (www. sesonline.net /php/genel_sayfa.php? KartNo=52763) verebilirim. Yazı, son zamanlarda okuduğum en vicdanlı yazıydı ve İsrail’i gayrimeşru ve terörist bir devlet olmakla itham ediyordu. Benim yayımlanan yazımda da bir kez dahi “Yahudi” kelimesi geçmiyordu. Doğuştan bir ırkın kötü ya da iyi olabileceğine inanmayan birisi olarak anti-semitist olmam mümkün değil. Bunun ne vicdanla, ne ahlakla, ne insafla ilgisini kuramam. Ancak, İsrail eleştirisine de sonuna kadar devam edeceğim. Benim için, İsrail terörist bir devlettir ve İsrail yandaşı kampanyalarda nasıl damgalanırsam damgalanayım bu mücadele benim için bir ahlak, vicdan ve insanlık görevidir. Bu adalet ve vicdan mücadelesi ise, İsrail zulmüne son verip hakkaniyetli bir çözüme razı oluncaya kadar devam edecektir.

İsrail eleştirisini anti-semitizm olarak damgalamak isteyenler, bilerek ya da bilmeyerek zulme destek verdiklerinin farkındalar mı acaba? İslamofobia vicdanları köreltiyor ve mazlumun dahi kimliğine göre muamele ettiriyor olabilir mi? Yoksa İsrail utanmaz şekilde katliamlarına devam ederken, apaçık bir “İsrail destekçisi” metnin anti-semitizme karşı bir metin olarak ortaya çıkarılması mümkün olabilir miydi? Samimi olarak söylüyorum: o metin cidden de anti-semitizme karşı bir metin olsaydı, örnek olarak benim yazımı anti-semitist olarak verselerdi bile metnin içeriğine imza verirdim. Ancak metnin anti-semitizme karşı değil, anti-İsrail’e karşı bir metin olduğu su götürmez bir gerçek ve bildiri, İsrail eleştirmenlerini tepelerindeki demokles kılıcıyla rahatsız edip susturmayı amaçlıyor bence.

* Araştırmacı-Yazar / envergulsen@gmail.com






 
  • Anasayfa
  • Tüm Haberler
  • YAZARLAR
  • Reklam
  • Künye
  • Okur Görüşleri
  • İletişim
  • Sık kullanılanlara ekle
  • Giriş sayfam yap
  • Taraf Gazetesi Haberleri
  • Taraf Gazetesi Yazarları
 

Telif Hakkı © 2008 Taraf Gazetesi - Tüm hakları saklıdır.

#