|
|
“Partiler demokrasinin vazgeçilmezidir” diyen Arınç muhalefete “Düşman olmayalım, rakip olalım. Hepinizin bayramı mübarek olsun” diye seslendi
|
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, AKP Genel Merkezi’nde partililerle düzenlenen bayramlaşma töreninde muhalefete seslendi.“Demokrasiye gerçekten inanan insanlar olarak, siyasi partilerin demokratik devlet içindeki yerini tekrar konuşmak istiyorum’’ diyen Arınç’ın sözlerinden bazı satırbaşları şöyle;
» Siyasi partiler olmalıdır ki düzenin adı demokrasi olsun. Bunların içinde elbette muhalefet ve iktidar olacaktır. Sadece iktidarların olduğu rejimlere demokrasi denmez. Muhalefetlerin de güçlü olması, muhalefetlerin de iktidarı yıpratması, yön vermesi, eleştiride bulunması, öneri getirmesi ve bunları toplum adına yapması gerekir, dolayısıyla sadece kendimizi değil, Türkiye’de siyaset yapan tüm siyasi partileri de demokratik hayatın vazgeçilmez öğeleridir, diyoruz
» CHP ile MHP ile Meclis içinde bulunan, temsil edilen DTP ile ÖDP ve diğer partilerle biz bir bütünüz. Biz birbirimizin düşmanı değil, birbirimizin rakibiyiz. Bugünün iktidarı, yarının muhalefeti olabilir. Bugünün muhalefeti yarının iktidarı olabilir. Onun için birbirimizi ölümüne yıpratmak, birbirimizi düşman ilan etmek, birbirimizi vatan hainliğiyle suçlamak, birbirimizi yok edilmesi gereken çok kötü varlıklar olarak görmek, siyasi partilere ve onların genel başkanlarına hiç yakışmıyor.
»Kötü bakışları, sert bakışları, birbirimizi taşla sopayla karşılamayı, birbirimizi yok edilmesi gereken düşmanlar olarak göstermeyi, kürsülerde konuşurken ellerimizi kollarımızı sallayarak sanki birbirimize vuracakmış gibi hareketleri bırakın.
» Buradan Sayın Baykal’a da, Sayın Bahçeli’ye de, Sayın Türk’e de sayıları 50’ye varan tüm siyasi parti liderlerine gönülden bir şey söylemek istiyorum: Hepinizin bayramları mübarek olsun.
Birbirimize el sallayarak bayramlaşmak yeterli olur mu
Konuşmasında domuz gribine de değinen Arınç şunları söyledi: “Bildiğiniz gibi bu bayramda Sağlık Bakanımızın, yetkililerin sık sık yaptığı bir uyarı var. Bilmem buna ne kadar uyacağız bugün. Diyorlar ki, bayramlaşmalarda lütfen el sıkışmayın, hele hele hiç öpüşmeyin. Yani toptan böyle bulunduğumuz yerden hepinizin bayramını tekrar tekrar tebrik etsek, sonra birbirimize el sallasak yeterli olacak mı? Salih Kapusuz Bey, ‘olmaz’ diyor. Çünkü o Başbakan’dan yana, ben Sağlık Bakanı’ndan yanayım.
Ben işin ehline müracaat ederim. Hele doktorların önünde bir şey ifade etmem mümkün değil. ‘Sen şusun, bunu içeceksin’ derse, ben yaparım. Nitekim bu yaz ciddi bir rahatsızlık geçirdiğimde, onlar ne tavsiye ettilerse yaptım. Büyük Atatürk bile ne demiş? ‘Beni Türk hekimlerine emanet edin’ demiş. Biz hekimlerimize, hekimlerin başında bulunan Prof. Dr. Recep Akdağ’ın tavsiyelerine uymak mecburiyetindeyiz. Aşı olursunuz, olmazsınız o herkesin kendi bileceği iş. Ama bu tavsiyeler madem ki bir sağlık ekibinden geliyor, ben şahsen uymaya çalışırım. Ama emir büyük yerden... Salih Bey diyor ki ‘hayır öyle olmayacak, benim dediğim gibi olacak’ diyor. O ne derse onu yapalım. Ben kendimi korumaya gayret edeyim.’’