1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 08 Şubat 2012 Çarşamba 08:42
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  

90 yıldır kanayan yara: Filistin -4 - Taraf / AYŞE HÜR - Istanbul - 09.01.2009

90 yıldır kanayan yara: Filistin -4   İntihar saldırıları için ilk fetva 1983’te Lübnan’daki Hizbullah eylemleri için İranlı mollalarca verilmişti. Bugün en büyük destek Vahabi ulemadan geliyor. Anlaşılan, ‘bir kısas olmadan bir insanı öldüren bütün bir kâinatı öldürmüş gibidir’ ayeti, Filistin için geçerli değil.

Share/Save/Bookmark Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült

İsrail-Türkiye ilişkileri

Ocak 1950’de Seyfullah Esin’in ataşe olarak Tel-Aviv’e gönderilmesiyle başlayan gayrı resmî ilişkiler, 6 Mart 1950’de İsrail’in tanınmasıyla resmîleşmişti. Bu adım Türkiye’nin Batı Bloğu ve NATO’ya dahil olma politikalarıyla uyumluydu. MOSSAD, aynı yıl Türkiye’de bir istasyon açmıştı.

Türkiye 1951’de Mısır’ın İsrail gemilerini Süveyş Kanalı’ndan geçirmeme kararını protesto eden Batı ülkelerine katıldı. Türkiye ile Mısır’ın ilişkisi bu yüzden gerildi ama Türkiye İsrail’deki temsilcisini geri çekerek ortamı yumuşattı. Ancak İsrail’le ticari, askerî ve istihbarat ilişkileri sürdü. Bu dönemde, Türkiye İsrail’e mülteci geçişine izin verdi.

Haziran 1954’te ABD’yi ziyaret eden Başbakan Adnan Menderes Arap ülkelerini İsrail’i tanımaya davet etti. Mısır Başkanı Nasır, Türkiye’nin İsrail yanlısı politikalarının Arap dünyasında nefretle karşılandığını açıkladığında Türkiye bunlara aldırmadı, çünkü o sırada Batı ülkelerinin Ortadoğu’daki mutemet adamı olmayı hayal ediyordu. Yine de, Arap ülkelerinin tepkisini çekmemek için İsrail’le ilişkileri düşük profilli yürütmeyi tercih etti.

Süveyş Krizi


1955’te Bağdat Paktı kurulurken, Türkiye, İsrail’in 1947 sınırlarına çekilmesi karşılığında İsrail’i pakta davet etti ama İsrail’in efsanevi başbakanı Ben Gurion bunu kabul etmedi.

6/7 Eylül 1955 yağmasından sonra ilk iş İsrail’e, ‘Yahudilere karşı herhangi bir ön yargı olmadığı’ yolunda garanti vermek oldu. Ama 1956’da Mısır Süveyş Kanalı’nı millileştirdiğinde kamuoyu baskısıyla İsrail’i kınamaya mecbur kaldı ve Tel-Aviv’deki ataşesini çekti. Bir de ‘Filistin sorunu çözülünceye kadar’ geri göndermeyeceği tehdidini savurdu ancak, bu lafta kaldı.

1958’de Irak Kralı Faysal’ı deviren Albay Abdülkadir Kasım’ın, Arap milliyetçiliğinin bayrak ismi Cemal Abdülnasır ile yakınlaşması hem İsrail’i hem de Türkiye’yi benzer nedenlerle endişelendirmişti. İsrail etrafını sarılmış hissetmişti, Türkiye ise Kasım’ın, uzun süredir sürgünde yaşayan Molla Mustafa Barzani’yi (Mesut Barzani’nin babası) askerleriyle birlikte Irak’a dönmesine izin vermesinden rahatsızdı. Türkiye, epeydir Kürtlere para ve silah veren, peşmergeleri eğiten İsrail’in Kürtler üzerindeki etkisinden yararlanmak istiyordu.

Film gibi


Türk-İsrail zirvesi macera filmlerine konu olacak şekilde gelişti. O tarihte doğrudan Türkiye uçuşu olmayan El Al’ın bir uçağı İstanbul üstündeyken motorunda arıza çıktığı gerekçesiyle İstanbul’a indi. Uçaktaki İsrail Başbakanı David Ben Gurion ile Dışişleri Bakanı Golda Meir başka bir uçakla gizlice Ankara’ya götürüldü ve Türkiye Başbakanı Adnan Menderes’le buluştu. Aslında plan az daha Yeşilköy’deki kontrol kulesinin telaşı yüzünden suya düşüyordu. Çünkü kule görevlisi, İsrail uçağının arızasını ciddiye almış, piste itfaiye ve cankurtaran araçları yığmıştı. Neyse, Ankara araya girmişti de, önemli konuklar sağ salim Ankara’ya ulaştırılmıştı. Ankara’daki toplantıda MOSSAD ile MİT arasında yeni anlaşmalar yapıldı. Bu ittifaka İran’ın gizli polisi SAVAK da dahil edildi. Elbette arka planda CIA vardı. Böylece hem Nasırcılığa, hem Kürt tehlikesine, hem Sovyetler Birliği’ne ve komünistlere karşı güçlü bir cephe oluşturulmuştu.

Altı Gün Savaşı


1959’da İsrail Tarım Bakanı Moşe Dayan, Türkiye’ye tarım konusunda yardımcı olabileceklerini açıkladığında Türkiye’de bazı çevreler tedirgin oldu çünkü böyle bir teklifin yapıldığı ilk ülke Türkiye’ydi. Halbuki aynı dönemde MOSSAD Kıbrıs’taki Türk direnişçileri eğitmeye başlamıştı.

İki ülke arasındaki ilişkiler 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra da aynı minval üzerine devam etti ama 1964’te Kıbrıs dolayısıyla ABD ile yaşanan ‘Johnson Mektubu’ krizi, ABD’ye mesafe koyarken İsrail’e de uzak durma fırsatını vermişti.

1967’deki ‘Altı Gün Savaşı’ sırasında Nasır, Akabe Körfezi’ne İsrail gemilerinin girişini yasakladığında Türkiye İsrail’i desteklemedi ama İsrail’e yaptığı tek baskı Mısır’dan aldığı Sina Yarımadası ile Suriye’den aldığı Golan Tepeleri’nden çekilmesini istemek oldu.

Filistin konusunda en ciddi tavır, 11 Eylül 1967’de Başbakan Süleyman Demirel ile Ürdün Kralı Hüseyin Ankara’da buluştuğunda konuldu. İki lider, İsrail’in işgal ettiği topraklardan çekilmesini ve Kudüs’le ilgili BM kararlarının uygulanmasını isteyen bir bildiri yayınladılar. Ardından Demirel Sovyetler Birliği’ni ziyaret etti ve Türkiye’nin İsrail’in işgal politikalarına karşı duruşunu tekrarladı. Bu dönem, Türkiye’nin Araplarla İsrail arasında ilk kez dürüst bir hakemlik görevi yaptığı dönemdi.

Elrom cinayeti ve Balyoz Harekâtı


16 Mayıs 1971’de İsrail’in İstanbul Konsolosu Efraim Elrom, Türk Halk Kurtuluş Cephesi adlı solcu örgüt tarafından kaçırıldı. Elrom, 22 Mayıs’ta bir apartman dairesinde ölü bulundu. 23 Mayıs günü İstanbul’da sıkıyönetim ilan edildi ve bütün şehir didik didik arandı. Olayın failleri hariç pek çok solcu tutuklandı, binlerce kitaba el kondu. Türk solunun bilinçaltında, Balyoz Harekâtı adlı bu sindirme kampanyası ile İsrail ister istemez ilişkilendirildi.

Silah alımına devam


6 Ekim 1973’te Mısır, Süveyş Kanalı’nın doğusundaki Bar-Levi Hattı’nı geçip İsrail ordusunu gafil avladığında Türkiye epey rahatlamıştı çünkü dünyada petrol krizi vardı ve Türkiye, petrol için Arap ülkelerine ve OPEC’e göbekten bağlıydı. Ancak, arka plandaki stratejik ortaklıktan dolayı olsa gerek, OPEC’in baskılarına boyun eğip de İsrail’le ilişkilerini kesmedi. Nitekim 1974’te Kıbrıs Harekâtı yapılırken iki ülkenin istihbaratının sıkı işbirliği yaptığı söylendi. Ancak, Başbakan Bülent Ecevit Kasım 1975 tarihinde BM’de Arap ülkeleri tarafından hazırlanan ‘Siyonizm’in ırkçılıkla eşdeğer olduğunu’ söyleyen karar tasarını destekleyerek İsrail’i bir kez daha ters köşeye yatırdı. Bununla da kalmadı, bir kaç ay sonra Türkiye Filistin Kurtuluş Örgütü’nü (FKÖ) Filistin halkının temsilcisi olarak tanıdığını açıkladı. Ancak, her zamanki faydacı tavrıyla İsrail’den Safir füzelerini, Hetz tanklarını, Uzi makinelilerini almaya devam etti.

Türkiye, 1978’deki Camp David ‘Barışı’ndan sonra Araplara yakın durmaya başladı.

Haberin devamını okumak için tıklayın.

Share/Save/Bookmark Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült

Diğer haberler:
 
Diğer Yazı Dizisi Haberleri:
 Seyid Rıza’nın kızına öğrenci genç bakıyor
 Katliamı yaşayan tanıklar anlatıyor-2
 KATLİAMI YAŞAYAN TANIKLAR ANLATIYOR-1
 TOKİ depremzedelere dört bin konut yapacak
 Birlikte ama ‘ayrı’ yaşadık
 Türkleri daha hâlâ misafir sanıyorlar
 Peşimizden gelecekseniz, parola ‘hakuna matata’
 ‘Beş Büyükler’in peşinde...

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 08.02.2012
Ortadoğu
YA DA
Yasemin Çongar - 08.02.2012
Suriye’de Rus planı ve askerî seçenek
PAZARTESİ KONUŞMALARI
Neşe Düzel - 08.02.2012
Taha Akyol: Amaç, muhalefetsiz bir rejim kurmak
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 08.02.2012
En samimiyetsiz iddia : ‘yersiz’ ve ‘zamansız’
BAKIŞ ACISI
Lale Kemal - 08.02.2012
-
AÇILIM
Emre Uslu - 08.02.2012
-
MEO VOTO
Mithat Sancar - 08.02.2012
AKP: Hangi tarz-ı siyaset
SOLDUYU
Roni Margulies - 08.02.2012
Yehova ve Enkidu
TELESİYEJ
Telesiyej - 08.02.2012
Kapalı kapılar ardında konuşmayın sakın ve yaşasın tam demokratik Türk aileleri!
GÜNDEM DIŞI
Bülent Şirin - 08.02.2012
Hiç play-off’a girenle girmeyen bir olur mu!
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 08.02.2012
Piyasalar hâlâ ‘Ocak’ havasında
PARALEL HAYATLAR
Levent Yılmaz - 08.02.2012
Ali Artun’un Sanat Tarihi başöğretmeni olarak portresi
HÜR VE HESAPSIZ
Sedat Tunalı - 08.02.2012
Sürecin asıl kaybedeni Bursaspor ve Anadolu futboludur!
CADININ BOHÇASI
Esmeray - 08.02.2012
Biip RTÜK!..
İMZA
Kerem Altan - 08.02.2012
Etkisiz tepki
ŞARZÖR
Ayça Şen - 08.02.2012
Tin ve tiner işleri
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Haber: 90 yıldır kanayan yara: Filistin -4
08.02.2012 08:42:39