|
|
ÖZLEM DEMİRTAŞ BAGDONAS* / ‘Ben de Gazzeli’yim’ çıkışı empatiden kopup toplu karalamaya dönüşmedikçe kalıcı çözüm getirebilecek tek duruş olacaktır. ‘Gazzeli’ olmak için ne İslam dünyasına mensup ne de Ortadoğulu olmaya gerek var. ‘Öncelikle insanım’ diyebilen her kişi, şiddetin ta kendisine, karşıdır.
|
İsrail-Filistin çatışmasının neredeyse ‘normalleşmeye’ başladığı bir zamanda ‘patlak veren’ Gazze’ye yönelik saldırı, çatışmanın sebeplerinden ziyade insani sonuçlarına kilitledi tüm dünya kamuoyunu. Bu elbette bir ‘ilk’ ya da ‘tek’ değildi; ama medyanın bu trajediyi tüm canlılığıyla gözler önüne sermesiyle hepimiz ‘Gazzeli’ olduk.
Oysa görünüşteki bu mutabakatın ardında derin farklılıklar vardı. Gazzeli olmak kimilerince İsrail’in sivilleri hedef alan saldırısına dur demekle eş tutulurken, kimilerince ise Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkını savunmakla eş değer olarak kullanıldı. Kimilerince de, İsrail’in dünya haritasından silinmesini ve hatta Yahudilerin toplu katlinin vacip olduğunu savunmakla özdeşleştirildi. İşte bu yüzden de, İsrail’in bölgede izlemekte olduğu siyaset ve dönem dönem yinelenen saldırıları kadar tedirgin edici bir diğer nokta şu: Gazze’deki olaylara yönelik başlayan ve gelişen bu tepki, tüm bu dramdan sorumlu mutlak bir ‘şeytan’ arayışına yönelirken, çatışmanın sorumlusunu etnik ya da dini bir kimliğe dayandırdıkça, verilen tepki de şeytan taşlamasına dönüyor. Dolayısıyla, ezilenin yanında olmakla başlayan haklı ve insani duruş, böyle bir genelleme ve ötekileme yoluna gittikçe, savunduğu mazlumu da zalime dönüşmeye teşvik ediyor.
ŞİDDETE SON VERİLMELİ
Gazze’de yaşananlar salt mekanik bir hadiseden ibaret görülebilseydi, olayı açıklama çabasında olan her kişi de, tarafların davalarının haklılık yahut haksızlığına değil, aktörlerin rasyonel hareket ettikleri prensibinden hareketle, edimlerinin diğer olası seçenekler içinde neden en iyisi olduğunu tartışmaya yönelecekti. Bu çerçeveden bakıldığında da ortada trajik bir durum söz konusu. Ancak burada trajik olan, çıkarlarının barıştan yana olmasına rağmen, tarafların savaşı tek yol olarak görmeleriyle, çıkarlarına aykırı hareket etmeleri. Sebep ise basit ama değiştirilmesi bir o kadar da imkânsız: Ulusararası anarşik düzen ve bu yüzden de engellenemeyecek olan silahlanma. Dünyayı böyle bir rasyonellikle gösteren bu ‘realist’ gözlükler Ortadoğu’ya çevrildiğinde, elbette barış adında bir çözüm de göstermeyecektir meraklısına. Çünkü Hamas İsrail’e füze attıkça, ya da atabilme potansiyeline sahip oldukça, İsrail de meşru müdafaa için, tehlikeleri onlar ortaya çıkmadan dahi yok etmeye kilitlenecektir.
Haberin devamını okumak için tıklayın.