1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:39
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  

Ben de Gazzeli'yim derken ‘önce insan' olmak - Taraf / herTaraf - Istanbul - 25.01.2009

Ben de Gazzeli’yim derken ‘önce insan’ olmak   ÖZLEM DEMİRTAŞ BAGDONAS* / ‘Ben de Gazzeli’yim’ çıkışı empatiden kopup toplu karalamaya dönüşmedikçe kalıcı çözüm getirebilecek tek duruş olacaktır. ‘Gazzeli’ olmak için ne İslam dünyasına mensup ne de Ortadoğulu olmaya gerek var. ‘Öncelikle insanım’ diyebilen her kişi, şiddetin ta kendisine, karşıdır.

Share/Save/Bookmark Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült


İsrail-Filistin çatışmasının neredeyse ‘normalleşmeye’ başladığı bir zamanda ‘patlak veren’ Gazze’ye yönelik saldırı, çatışmanın sebeplerinden ziyade insani sonuçlarına kilitledi tüm dünya kamuoyunu. Bu elbette bir ‘ilk’ ya da ‘tek’ değildi; ama medyanın bu trajediyi tüm canlılığıyla gözler önüne sermesiyle hepimiz ‘Gazzeli’ olduk.

Oysa görünüşteki bu mutabakatın ardında derin farklılıklar vardı. Gazzeli olmak kimilerince İsrail’in sivilleri hedef alan saldırısına dur demekle eş tutulurken, kimilerince ise Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkını savunmakla eş değer olarak kullanıldı. Kimilerince de, İsrail’in dünya haritasından silinmesini ve hatta Yahudilerin toplu katlinin vacip olduğunu savunmakla özdeşleştirildi. İşte bu yüzden de, İsrail’in bölgede izlemekte olduğu siyaset ve dönem dönem yinelenen saldırıları kadar tedirgin edici bir diğer nokta şu: Gazze’deki olaylara yönelik başlayan ve gelişen bu tepki, tüm bu dramdan sorumlu mutlak bir ‘şeytan’ arayışına yönelirken, çatışmanın sorumlusunu etnik ya da dini bir kimliğe dayandırdıkça, verilen tepki de şeytan taşlamasına dönüyor. Dolayısıyla, ezilenin yanında olmakla başlayan haklı ve insani duruş, böyle bir genelleme ve ötekileme yoluna gittikçe, savunduğu mazlumu da zalime dönüşmeye teşvik ediyor.

ŞİDDETE SON VERİLMELİ


Gazze’de yaşananlar salt mekanik bir hadiseden ibaret görülebilseydi, olayı açıklama çabasında olan her kişi de, tarafların davalarının haklılık yahut haksızlığına değil, aktörlerin rasyonel hareket ettikleri prensibinden hareketle, edimlerinin diğer olası seçenekler içinde neden en iyisi olduğunu tartışmaya yönelecekti. Bu çerçeveden bakıldığında da ortada trajik bir durum söz konusu. Ancak burada trajik olan, çıkarlarının barıştan yana olmasına rağmen, tarafların savaşı tek yol olarak görmeleriyle, çıkarlarına aykırı hareket etmeleri. Sebep ise basit ama değiştirilmesi bir o kadar da imkânsız: Ulusararası anarşik düzen ve bu yüzden de engellenemeyecek olan silahlanma. Dünyayı böyle bir rasyonellikle gösteren bu ‘realist’ gözlükler Ortadoğu’ya çevrildiğinde, elbette barış adında bir çözüm de göstermeyecektir meraklısına. Çünkü Hamas İsrail’e füze attıkça, ya da atabilme potansiyeline sahip oldukça, İsrail de meşru müdafaa için, tehlikeleri onlar ortaya çıkmadan dahi yok etmeye kilitlenecektir. Aynı şekilde, Hamas’ın da askeri saldırıları önlenemez; çünkü İsrail’in askeri silahlanması devam ettikçe ve Hamas da İsrail’in baş düşmanlarından görüldükçe, Hamas da füze saldırılarını kendi varoluşunun tek yolu olarak görmeye devam edecektir.

Nitekim, gerek İsrail’in gerek Hamas’ın füze saldırılarını gerekçelendirme yoluna gidenler, kendi tuttukları tarafın değil de, iş karşı tarafın saldırılarını açıklamaya geldiğinde, bu rasyonelci gözlükleri çıkarmayı seçtiler. Ve bu yüzden de realist görünen birçok açıklama, gerekçelendirmekten ziyade haklılaştırma çabası içine girdi. Hedefin yanlış saptanmasıyla da, kendini aklama çabaları çirkin ve tutarsızca sürdürülen bir karalama kampanyasına dönüştü. İsrail kendi saldırısının sebebini meşru müdafaa ve İsrail güvenliğinin sağlanması olarak açıklarken, Hamas’ı bu rasyonel çerçevenin dışında tutarak saldırısını haklılaştırmaya çalıştı. Buna göre Hamas’ın füze saldırılarının altında yatan tek sebep vardı: İslamî terör. Aynı şekilde, Hamas’a göre (açıklamalarından bazıları temel olarak alındığında) kendi saldırılarının sebebi İsrail’in Filistin topraklarını işgal altında tutması iken, İsrail’in Gazze’ye saldırısının tek sebebi vardı: Yayılmacı Siyonizm. Bu da Hamas’ın, kendi saldırılarını gerekçelendirirken bir taraftan da ‘aklama’ gayesiyle, İsrail’e gönderilen füzeleri de ‘mutlak iblis’e karşı sürdürülen savaşın bir parçası olarak sunmasına neden oldu.

Karşı tarafa taşlanması zorunlu bir şeytan vasfı yakıştırıldıkça diyalog bir çözüm olamıyor elbette. Ve her sözde barışın ertesinde yine aynı trajediyle yüzleşiyoruz. Oysa bu kısır döngüden kurtulmak için atılması gereken ilk adım Gazze’de yaşanana insani bir trajedi olarak bakmak ve hedefi tespitte de ölçüyü kaçırmamak. Elbette, adalet beklentisi olan her şahsın beklentisi, insan haklarına yapılan bu tecavüzün önce durdurulması, şu ana kadar İsrail’i sadece kınamakla yetinmiş olan uluslararası örgütlerin somut bir yaptırım yoluna gitmesi, ve benzer trajedilerin yinelenmemesi için gerekli koşulların oluşturulması yönündedir.

İNSAN OLMANIN ERDEMİ


İsrail’in hâlâ işgal altında tuttuğu Gazze’yi bugün adeta bir kan gölüne çevirmesi, İsrail yönetimi tarafından hangi rasyonalite ve gerekçeye dayandırılsa dayandırılsın, Gazze’deki sivillerin ‘yaşama’ bir yana ‘var olabilme’ haklarının ayaklar altına alınmasını haklılaştıramaz. Ancak buna bir son verebilmek, saldırının sebeplerini Yahudilik, Musevilik, ya da İsrail’in Ortadoğu’daki varlığında aramakta değil, nefret söylemine dönüşen bu tip genellemelere karşı çıkmakta yatıyor. Bu yüzden de Gazze’deki saldırı ve işgale artık yeter derken, tepkiyi İsrail halkına, İsrail halkının etnik ve dini kimliğine, ya da İsrail devletinin siyasi varlığına değil, İsrail’in uluslararası hukuku ve insan haklarını çiğneyen bu fütursuz siyasetine yöneltmek gerekiyor. Eğer karşı çıktığınız İsrail’in Filistin halkının tümüne terörist muamelesi yapmasıysa, aynı metoda başvurarak Filistin halkının haklarını savunamazsınız.

Bu yüzden, ‘ben de Gazzeliyim’ çıkışı empatiden kopup toplu karalamaya dönüşmedikçe kalıcı çözüm getirebilecek tek duruş olacaktır. ‘Gazzeli’ olmak için ne İslam dünyasına mensup ne de Ortadoğulu olmaya gerek var. ‘Öncelikle insanım’ diyebilen her kişi, şiddetin ta kendisine, bunun durdurulamamasına ve trajik olanın normalmiş gibi gerekçelendirilmesine karşıdır. Bu yüzden, ‘önce insanım’ diyen her kişi, saldırı hangi gerekçeyle sürdürülüyor olursa olsun, saldırıya maruz kalan hangi etnik ve dini kökene mensup olursa olsun, saldırıyı yapan hangi devlet olursa olsun, suçsuzların kendilerini haksızca içlerinde buldukları bu dramın sürdürülmesine karşıdır. Her ne kadar ortada apaçık bir asimetri söz konusu olsa dahi, olaya insani açıdan bakan her kişi, aynı şekilde, Hamas füzelerinin İsrail’deki sivilleri vurmasına da karşıdır. Çünkü ‘önce insanım’ diyen her kişi, öncelikle, sorunların sadece silahla çözülebileceği savına ve savaşı körükleyen ve farklı grupları tehdit unsuru olarak yansıtan korku siyasetine karşıdır. Geçici ateşkesin sürmekte olduğu bugünlerde kalıcı çözüm hâlâ uzak gözüküyor; ancak bu imkânsız değil. Eğer gerçekten de çözümse dileğimiz, Gazzeliliğe bir de bu açıdan yaklaşmakta ve vereceğimiz tepkileri de kimlik siyasetine dönüştürmemekte fayda var. Tabiî ki, önce insansak...

* Dr.; Fatih Üniversitesi Öğretim Görevlisi / ozlem.bagdonas@gmail.com

Share/Save/Bookmark Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült

Diğer haberler:
 
Diğer Her Taraf Haberleri:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  Risale-i Nur bağlamında Anayasa değişikliği
  Referandum metni ne diyor, söylemleri ne diyor
  Halk 12 Eylül’de neyi oylayacak
  VESAYETE HAYIR DEMOKRATİK DEĞİŞİME EVET
  Paket ‘kamu çalışanına’ grev yasağı getirmiyor
  BM sadece ‘başörtüsü yasağı’ndan bahsetmedi

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Haber: Ben de Gazzeli'yim derken ‘önce insan' olmak
03.09.2010 06:39:48