Dursun Çiçek’le birlikte sabah saatlerinde Beşktaş Adliyesi’ne getirilen dört muvazzaf askerden biri Beykoz Poyrazköy’de Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı SAT komandolarının kullandığı arazide ele geçirilen cephanelikle ilgili yapılan soruşturma kapsamında tutuklandı. Mahkemeye sevkedilen diğer üç asker serbest kalırken Poyrazköy soruşturmasının “İrticayla Mücadele Eylem Planı” soruşturmasıyla birlikte yürütülmesi, silahlar bu planın parçası mıydı sorularını akıllara getirdi.
Hatırlanacağı gibi önceki gün “İrticayla Mücadele Eylem Planı”nın imha edilmesinde görev aldıkları iddia edilen beş erle birlikte, üç asker adliyeye gelmişti. Bu askerlerden ismi açıklanmayan bir yarbay Poyrazköy’deki mühimmatla ilgili tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Buna benzer bir sahne de dün yaşandı. “İrticayla Mücadele Eylem Planı”yla ilgili ifade vermek üzere savcılığa gelen Albay Dursun Çiçek’in yanında beş asker daha vardı. Bu askerlerin, Poyrazköy cephaneliğiyle ilgili ifade vermek üzere savcılığa geldikleri öğrenildi. Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılardan Murat Yönder tarafından sorgulanan beş askerden ikisi tutuklanma isteğiyle mahkemeye sevkedilirken, iki asker ise “denetimli serbestlik” şartıyla serbest bırakıldı. Bu askerler, 15 günde bir bağlı bulundukları karakola gidip imza verecekler. Bir asker ise herhangi bir işleme tabi tutulmadan serbest bırakıldı. “İrticayla Mücadele Eylem Planı”nda Fettullah Gülen’in evlerine silah ve mühimmat bırakılması, bu kişilerin silahlı terör örgütü kapsamına alınarak Askerî Savcılıkça soruşturma açılması yönünde eylem yapılacağı anlatılıyordu.
Poyrazköy ihbar mektubunda
“İrticayla Mücadele Eylem Planı”nın orijinalini savcılara gönderen meçhul subay mektubunda Poyrazköy’deki cephaneliğe de değinmişti. Mektupta şöyle denmişti: “Toplumun genelinde bilinen ve dedikodu şeklinde kulaktan kulağa yayılan TSK ile ilgili birçok konuyu (PKK’ya yardım, uyuşturucu, fişleme, suikast, örtülü operasyonlar vb) olayların olduğu bölgelerde görev yapanlar, medya aracılığı ile öğrendi. Ancak medyanın bilmediklerini ben ve benim gibi Genelkurmay Bilgi Destek Daire Başkanlığı bünyesinde görev yapan arkadaşlar yani bu faaliyetleri bizzat planlayan ve icra eden kişiler çok yakından biliyoruz. Bilgi destek personeli olarak bizzat olayların içerisinde (Aktütün’de, Dağlıca’da, Poyrazköy’de, Çukurca’da ve daha birçok yerde) olduğumuz için gerçekler tüm çıplaklığıyla bilinmektedir.”