|
|
NEZİR AKYEŞİLMEN * / Bu açıklamalar ışığında başlıktaki sorunun cevabı da şu hadis olsa gerek: “Milliyetçilik yapan, onun için savaşan veya onun yolunda ölen bizden değildir”
|
İslamvemilliyetçilik arasındaki sorunlu ilişki, değişik tarihi ve ideolojik nedenlerle bugüne kadar ne Müslümanlar ne demilliyetçiler tarafından sorgulanmıştır. Hem kuramsal hemde tarihsel gelişim yönüyle İslamvemilliyetçilik çatışırken, hatta birbirini tehdit olarak görüyorken, Müslüman toplumlarda önemli bir kesimhep mahcupmilliyetçi oldu. Bu ilişkide temel bir sorun olduğunu hissettiler, anladılar, fakat resmî endoktrinasyonla almış oldukları formasyon sonucu “millî din” örneğin Türkiye’de (Türk İslamı, Türk-İslamsentezi gibi gayri İslami kavramlaştırmalar gibi) düşüncesinden bir türlü kurtulamadılar. Bu süreçte Müslümanlarmilliyetçiliği ve milliyetçiler de İslamı kullana kullana birbirine benzeştiler, hatta ve hatta süreç içinde geliştirilen batıl inançlar ve hurafelere dayalı ezberler dini kılıflara sokuldu. Temelde zıt olan dini (evrensel, manevi, kapsayıcı, ahlaki ve insani) vemilli (yerel, evrenseli reddeden, dışlayıcı, çıkarcı ve ırki) değerler retoriği bu çarpık anlayışın ürünüdür. Doğrudur, İslam’da makul ölçüde bir patriyotik duygudan bahsetmekmümkün olsa bile dil, renk, ırk, kan ve soy birliğine dayalımilliyetçilik açıkça reddedilmektedir.
İslamvemilliyetçilik birçok noktada çelişir ve birbirini reddeder. 22 Temmuz 2009 tarihinde Yenişafak’ta “İslamve Milliyetçilik Birlikte Yaşarmı?” başlıklı yazımda şu nedenler sıralanmış: Birincisi Albert Einstein'in bir çocukluk hastalığı olarak tanımladığı milliyetçilik, üstünlük fikrine ve hâkimolma veya hegemonya düşüncesine dayanır. Oysa İslam bütün insanların eşit olduğuna vurgu yapar. Zira bir Hadiste Hz. Peygamber bütün insanların bir tarağın dişleri gibi eşit olduğunu vurgular. Veda Hutbesi’nde de bu düşünceyi güçlendirecek şekilde, Arab’ın Arap olmayana ve beyazların siyahlara bir üstünlüğünün olmadığını ifade eder.
Haberin devamını okumak için tıklayın.