|
|
TANSEL PARLAK * / Leyla Zana “Silah kürdün sigortasıdır” deyiveriyor. Ben, Kürtlerin, dolayısıyla benim ve aslında Türklerin de sigortasının Leyla Zana’nın şahsı olduğunu düşünenlerdenim
|
Doksanlı yıllar, Kürdistan’da doğup büyüyen birçok çocuk gibi benim için de birçok şeyin tek bir sözcüğe sığdırıldığı yıllardı. Bunlardan biri de hâlâ tedavülde olan “gitmek” sözcüğüydü. Kürtçesi daha kısadır. Birinin gidişi söz konusu olunca “Çu” yani “Gitti”deriz. Dünyanın yükünü, yılların birikimini sırtında taşır bu harfler.
“Çu” sözcüğünün önüne Türkçe’de -da/ -de ekini karşılayan “jî” ekiyle bir isim eklendi mi, herkes kimin nereye gittiğini bilirdi. Misal, “Bülent jî çu” yani “Bülent de gitti”, ya da “çuye”, yani gitmiş.
Benim büyüdüğüm ilçede o yıllar, başka yerlere göre daha “ucuz atlatıldığından” olsa gerek ki seyrek duyardım bu sözcüğü. Bizde birinin “gittiği” haberi geldiği zaman tepkiler ikiye ayrılırdı. Birincisi “zaten belliydi gideceği”, ikincisi ise ya bir soru cümlesi: “Hakikaten mi?” ya da bir hayret belirtisi “Yok yaa...” olurdu. Ben en çok ikinci grupta olan tepkilerle karşılaşıyordum.
Bize ne zaman birinin “gittiği” haberi gelse, evde hep bir hayret ve hayıflanma oluyordu. Hayret edilirdi, çünkü gidenler, genelde sessizliği, sakinliği ve herkesin beğenisini kazanmış efendiliğiyle, iyiliğiyle bilinen gençlerdi... Hayıflanılırdı, çünkü bilinirdi gideni nelerin beklediği...
İşte son otuz yılımız, bu insanlardan ölmeye ve öldürmeye hazır militanlar yaratmakla geçti. Düşünsenize, normal hayatında bir tavuk kesmeyecek gençler gidip hiç tanımadıkları, çoğu Kürt meselesinin K’sini bile bilmeyen, bir an önce evine, normal hayatına, ailesine, sevgilisine, işine, eşine, arkadaşına dönmek için şafak sayan, zorla askere alınmış gençleri öldürdüler. Ve aynı gençler tarafından öldürüldüler. Evine döneceği günü iple çeken, belki hayatında eline ilk defa silah almış binlerce genç, hiç tanımadığı, hayat hikâyesi, ailesi, arkadaşları, dili, köyü, tarihi hakkında, neden dağ başında böyle bir hayatı seçtiği hakkında hiçbir fikri olmayan binlerce genci öldürdüler.
Aslında olan biten o kadar açık ki, nihayetinde belki birçoğu dünyanın en zararsız insanları olan binlerce gençten birer katil yarattı bu memleket.
Haberin devamını okumak için tıklayın.