|
|
YRD. DOÇ BURAK BİLGEHAN ÖZPEK * / RTÜK’ün kendisine atfettiği rol gibi, devlet 28 Şubat’ta vatandaşını adam etmeye kararlıydı
|
Sıradan bir gazete okuyucusu olarak, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) bazı video klipleri ve dizileri erotik bulduğu için televizyon kanallarına ceza yağdırdığı haberlerine istemeden de olsa muhatap oluyorum. Bu haberlerin canımı sıktığını ve beni, düşünmek gibi, istemediğim eylemlere yönelttiğini fark ettim. Bu haberlere kadar, ülkenin siyasal sorunları hakkında kederlenmeyi çok önceden bırakmıştım ve sadece kendi özgürlük dairemi korumaya çalışıyordum. Bunu yaparken, devletin hâkim olduğu alanlardan itinayla kaçıyorum. Ankara’da yaşamama rağmen bir devlet memuriyetine girmeyi reddediyor, ana haber bültenlerini ve açık oturumları izlemiyorum. Casablanca filmini gösterirken, sigara içen Humprey Bogart’ın yüzünü kararttıklarından beri ulusal televizyonlar yerine, dvd satın almayı ya da kiralamayı pahalı ama daha namuslu bir iş olarak görüyorum. Belediye tesislerinde ya da kamu kuruluşlarının lokallerinde içki satılmaması da benim sorunum değil. Zira daha pahalı olmasına rağmen şehrin içki satma ruhsatı olan mekanlarına gidiyorum ve terfi edip edemeyeceğim stresi olmadan içebiliyorum. Ergenlik dönemi, özel televizyon kanallarının kurulmasına denk gelen her Türk genci gibi, o yılların erotik yayın kuşağını özlemle ananlardanım. Ancak, şu anda Tutti Frutti gibi yarışmaların ve Emmanuella gibi filmlerin ulusal kanallarda gösterilmemesini de bir rejim problemine dönüştürüp ve üzerinde düşünerek kendimi yormak istemiyorum. Zira, ayda 4.99 TL vererek abone olduğum uydu kanalı beni bu konuda düşünmek ve ülkenin genel gidişatı üzerinde yorum yapmak gibi zahmetlerden kurtarıyor. Geldiğim noktaya baktığımda, 80li yılların henüz başlarında doğmuş birisi olarak, ilk gençlik yıllarımda bana sunulan ve çok rahat eriştiğim özgürlüklerimi artık satın aldığım bir dönemde olduğumu görüyorum.
Haberin devamını okumak için tıklayın.