|
|
Efes Pilsen Blues festivali 24 ekimde başlıyor. Bu yılki festivalin konukları ise piyano dehası Eddie Bo, John Lee Hooker’ın oğlu John Lee Hooker Jr. ve bol ödüllü müzisyen Watermelon Slim...
|
FUNDA KARAKAYA
Türkiye’de farklı şehirleri en çok gezen festivallerden Efes Pilsen Blues Festival bu manadaki gurur kaynağımız... Blues müziğini sadece büyük şehirlere hapsetmeyip Anadolu’nun çeşitli yerlerindeki müzikseverlere de sevdiren, dinleten ve onları usta caz ve blues sanatçılarıyla buluşturan Efes Pilsen Blues Festival bu yıl da dopdolu programıyla 24 ekimde başlayacak.
3 Aralık’a kadar devam edecek olan festival, 24’ünde Mersin’de başlayıp 21 farklı şehirde ve 25 konserle blues rüzgârları estirecek.
19.su gerçekleşen Efes Pilsen Blues Festival, bu yıl da blues müziğinin efsane isimlerini ağırlıyor. Dünya çapında piyano dahisi olarak tanınan Eddie Bo, müziği geleneksel blues ve new age funk arasında bir sentez özeti olarak kabul edilen John Lee Hooker Jr. ve hayatının tüm renklerini müziğine taşımayı başaran Watermelon Slim blues fırtınası estirecek.
BLUES İLE NERDEN NEREYE
Amerika kıtasında doğan bir müzik türü olan blues’un kökleri Afrika’ya dayanıyor. Bir zamanlar köle olarak Amerika kıtasına getirilmiş olan siyahlar, özellikle Batı Afrika’nın yerel müziklerini Amerika’daki müzik türleriyle harmanlayarak kısa sürede popülerleşen ve bütün dünyaca tanınan blues’un doğmasını sağladılar. Blues, geniş kitlelere yayılırken her ulustan müzisyeni de etkiledi. Avrupa’dan Uzakdoğu’ya geniş bir alanda dinlenilmeye başlandı. Jazz, bluegrass, rhythm&blues, hip hop, country gibi pek çok tür blues ile harmanlandı. Günümüzde pop şarkılarında bile blues’un büyük etkisi görülüyor.
Blues İngilizce’de hüzün anlamına geliyor. Bu terimin müzik terminolojisine girişi ise epey eski. Ancak siyahların yaşamlarındaki hüzünden doğan blues, aslen gözü yaşlı, depresif bir müzik türü değildir. Tam tersine en hüzünlü konular bile blues şarkılarında yaşamın birer cilvesi olarak anlatılır ve yaşama sevinci hiç bitmez. Blues, aslen hüzne karşı bir duruştur.
Blues müzisyenlerinin en önemli özelliklerinden biri müthiş sahne performansları... Blues müzisyenleri sahnede nerdeyse dinleyicileriyle bütünleşerek doğaçlama performanslar sergileyebiliyor, yeni liriklere ve tınılara ulaşabiliyorlar. Blues, yazılı notalarla sınırlı kalmadığı için alabildiğine özgür, müzisyenlerine alabildiğine yaratıcılık olanağı sağlayan bir tür.
PİYANO DAHİSİ EDDIE BO
New Orleans’ta doğmuş olan sanatçı, caz dünyasında efsane olarak tanınan bir aileden gelmektedir. Okuduğu müzik okulunda düzenleme ve kompozisyon eğitimi alan Eddie Bo, burada eşsiz bir piyano stili kazanmış ve Art Tatum ve Oscar Peterson’dan etkilenerek müthiş sesler yaratmayı başarmıştır. Eddie Bo, annesi Profesör Longhair’in çalış stilinden de fazlasıyla etkilenmiştir.
50 yıla yayılmış müzik kariyeri olan Bo, çok üretken bir şarkı sözü yazarı olmakla birlikte yıllarca unutulmayacak olan Check Mr. Popeye, It Must Be Love, I’m Wise ve Etta James tarafından seslendirilen My Dearest Darling şarkılarının yazarıdır.
Çok yönlülüğü ve profesyonelliğiyle çağdaş New Orleans müziğine katkısı çok büyüktür. Şarkıcı olarak türünün tek örneğidir. Piyanist olarak da bir dahi olan sanatçı, dünya çapında birçok müzisyene ilham kaynağı olmuştur.
Bo’nun ilk zamanlarda çıkardığı 45’liklerin hepsi tekrar basılmıştır. Müzik hayatı boyunca birçok insana ve kendi birkaç albümüne de prodüktörlük yapmış olan sanatçı, çıktığı Avrupa turnelerinde stadyum konserleri vermiş ve izlenme rekorları kırmıştır.
JOHN LEE HOOEKER JR.
John Lee Hooker Jr., Detroit doğumlu. Efsanevi John Lee Hooker’ın oğlu olan sanatçı, blues ile uğraşmaya genç yaşta başlamış. 8 yaşındayken Detroit’in WJKB radyosunda çalan Jr, o zamandan beri babasının yolunu izleyip dünya çapında bir müzisyen olmak istediğini anlatmıştı. Babasıyla birlikte turneye çıkan Hooker, Detroit Fox Theather’da Jimmy Reed gibi ünlü müzisyenlerle daha 16 yaşındayken sahne almayı başarmıştı. 1972 yılında 18 yaşındayken babasıyla Live at Soledad Prison albümünde şarkı söyledi.
Blues adamı olarak hayatını sürdürürken hayatını raydan çıkartan uzun yıllar geçirdi. Alkol, uyuşturucu, boşanma, hapis ve ölüm hayatını zorlaştırmış olsa da Blues’a ve Almight’a olan inancı onu hayata geri döndürmeyi başardı. Ailesinin, arkadaşların ve ona inanmaktan hiç vazgeçmeyen müzisyenlerin desteğiyle, kendi duygularını kendi müziğiyle anlatmayı başardı.
Sanatçı ilk albümü olan Blues with a Vengeance’ı kendisi için kefaret kutlaması olarak nitelendiriyor. 2004 yılında çıkan bu albümüyle blues dünyasına hızlı bir giriş yapan John Lee Hooker Jr., Traditional Blues dalında Grammy ödülüne aday gösterildi. Ardından birçok ödüle ve adaylığa layık görülen sanatçı Jimmy Reed, BB King, Taj Mahal, Koko Taylor, Charlie Musslewhite, Etta James ve John Lee Hooke gibi dünya çapında müzisyenlerle de sahne aldı.
Sanatçının 2. Albümü Cold As Ice eleştirmenlerce beğenilerek blues’un yükselen yıldızlarından dendi ve stili R&B, caz, funk ve down home blues olarak tanımlandı.
Jr. Hooker’ın 3. ve son albümü All Odds Against Me, 12 şarkıdan oluşuyor. İlk defa bu albümde sadece orijinal ve değişk şarkılara yer veren Hooker, bu albüm tanıtımı için çıktığı geniş çaplı turne kapsamında Türkiye’nin de konuğu oluyor.
NAM-I DİĞER WATERMELON SLIM
Asıl adı Bill Homans olan sanatçı bu ismi sonradan almıştır. Aralık 2006’da “albüm bağlayıcı” nitelikte 6 ödüle –en iyi sanatçı, en iyi albüm, en iyi grup, en iyi şarkı ve en iyi organizatör- aday gösterilmiştir. Bu başarıya daha önceden sadece BB King, Bobby Guy ve Robert Crazy ulaşmıştır. 2006 yılında çıkardığı albümü Mojo Magazine tarafından Top Blues Cd’leri arasında 1. sıraya yükselmiştir. Aynı zamanda Independent Music Award tarafından yılın blues albümü ödülü ve Blues Critic Award tarafından 2006’nın en iyi albümü ödülünü de almıştır.
Nisan 2007’de Watermelon Slim, The Workers ile The Wheelman albümünü çıkardı. 5 yıl içinde çıkardığı 4. albüm olmakla beraber, Roots Music Blues listelerinde 2. sırayı almış ve Billboard Blues listelerinde en iyi 10’da yer almıştır.
Boston’da doğan sanatçının abisi klasik müzik çalan bir müzisyen ve babası özgürlükçü bir avukattı. Slim, Vietnam’da savaşa katıldıktan sonra savaş karşıtı eylemci olmuş, daha sonra ki 30 yıl içerisinde de kamyon şoförlüğünden, karpuz yetiştiriciliğine kadar değişik işlerde çalışmış, bu sırada tarih ve gazetecilik okumuştur.
2002 yılında geçirdiği kalp krizi sonrasında hayatına ve müziğine yeni bir yön vermiştir.