|
|
Fransa’da Café’lerin sayısındaki azalma, kültürün artık eski canlılığını kaybettiğinin işareti olarak görülebilir.
|
Avrupa kültürü, entelektüel, hatta siyasi hayatı geleneksel olarak “café”lerle özdeşleştirilir. Birçok açıdan “modern çağın” temeli “café”lerde atıldı da denebilir. Modern siyasetin dönüm noktalarından olan 18. yüzyılın sonundaki Fransız Devrimi’ni planlayan politika çevreleri, modern sanatın temelini atan 19. yüzyıl edebiyatçıları, sanatçıları “kahve kültürünün” parçasıydı. 18. yüzyılda Londra’daki bazı kahveler, her siyasi görüşten gazeteleri bulundurması ve her türlü siyasi görüşün dile getirildiği platformlar olarak “liberal” düşüncenin gelişimine katkıda bulunmuşlar. 1940’lardaysa, Avrupa’nın kahveleri, Nazilere karşı direnişin ilk örgütlendiği yerler olmuştu. Yazar Honoré de Balzac’ın değişiyle, “Caféler, halkın parlamentosu”ydu.
Köşeleri başkaları kapıyor
Café kültürünün beşiği sayılan Fransa’da son 15 yılda, geleneksel kahvelerin sayısı 150 binden 40 bine düştü. 1960’taysa, Fransa genelinde 200 bini aşkın café vardı. Oysa şimdinin Fransası, 50 yıl öncesine göre çok daha zengin, insanların yemeiçme kültürüne ilgisi daha büyük. Dahası, Fransa’nın “Ulusal Caféler, Brasserieler ve Diskotekler Federasyonu”nun verilerine göre, günde iki café kepenklerini bir daha açmamak üzere indiriyor.
Haberin devamını okumak için tıklayın.