|
|
HÜSEYİN ERGÜN * / Fakirliği paylaştırmak ve sesleri kısmak olarak özetlenecek Sovyet modeli ölmüştür
|
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan...
1- Oya Baydar’ın, sosyalizm tanımı şöyle: Sosyalizm,“İnsanlığın, eski çağlardan beri süren; dinlerin yeryüzünden gökyüzüne taşıyıp yaşamdan ölüm sonrasına ertelediği büyük ütopyasının bu dünyada gerçekleştirilebilmesi çabasıdır.” Bu tanımda en sevdiğim husus, öteden beri varolma, “evvel benem ahir benem“ vurgusudur. Bir başka ifade ile, sosyalizmin, adı konmadan evvel de özgürlük ve eşitlik hayalleri ve talepleri olarak var olduğu ve gelecekte de var olacağı fikridir.
İnsanlık, üretime geçişinden beri, tarım toplumu (köleci toplum ve feodalizm), sanayi toplumu (kapitalizm) aşamalarını yaşamıştır ve bilişim toplumu aşamasını yaşamaktadır. Bu toplum biçimleri, birilerinin, bir takım kişilerin ve/veya örgütlerin tasarımı değildir; teknolojik devrimin tetiklemesi ile bir sonraki toplum biçiminin bir öncekinin içinde filizlenmesi ve serpilip gelişerek başat konuma gelmesidir. Bir başka deyişle, bir toplum biçimi yok olurken öteki tarih sahnesine girmiştir. Tabii halen dünyada, tarım ve sanayi uygarlıklarından kalıntılar da varlıklarını sürdürmektedirler; ama başat ve sürükleyici olan bilişim uygarlığıdır.
Geniş yığınların özgürlük, eşitlik ve refahtan adil pay talepleri kapitalizmle başlamadı. “Sosyalizm”, öteden beri varolma bağlamında, daha adı konmadan ve tabii adı konduktan sonra, bu üç uygarlık içinde de varoldu. Sosyalizm, tarım toplumunda, yani daha adı konmadan, hayaller ve talepler şeklinde vardı. Bunlar da tarım toplumunun egemen ideolojisi (din) çerçevesinde merhamet kavramıyladile getiriliyordu: merhamet talep etmek ve merhamet etmek.
Sanayi toplumunda (kapitalizmde) hayaller ve taleplere hak iddiaları da eklendi ve sosyalizm projelere dönüştü. Çünkü, Marksizm, artı değer teorisiyle siyaseti ilintilendirdi. Böylece, emeğin üretilen mal veya hizmet içindeki payını ifade eden “hak”kavramı ortaya çıktı. Merhametin yerini hak kavramı alınca; hayaller ve taleplere, daha iyi bir toplum kurma iddiaları eklendi. Bununla, sosyalizm kapitalizmden sonra gelecek bir toplum biçimi olarak tasavvur ve takdim edildi. Böylece, iktidarı ele geçirerek sosyalizmi kurma projesi gündeme geldi.
Sosyalist toplumu kurmak iddiası, kapitalizmin (burjuvazinin) yapmakta olduğundan daha iyisini yapabiliriz demekti. Bunu yapacak olan işçi sınıfıdır ve yapılacak olanlar da bellidir. Peki nedir yapılacak olan? Buna iki yanıt verildi:
i. Sovyet Modeli (komünizm ve/veya “komünist” sosyalizm): Ekonomide üretim araçlarının kamusal mülkiyeti ve merkezi planlama; siyasette proletarya diktatörlüğü. Bu model 20. yy’ın ilk yarısında dünyanın üçte birinde egemen oldu.
ii. Sosyal Demokrasi (demokratik sosyalizm): Çok partili bir rejimde iktidara gelerek, piyasa ekonomisi içinde geniş yığınlara sosyal haklar ve demokratik hak ve özgürlükler sağlamak. Bu model, çok partili rejimlerde iktidara gelerek, iktidarı paylaşarak veya muhalefet olarak yaşamaya devam etmektedir.
Yirminci yüzyılın sonuna yaklaşırken, bu iki modelden biri, 1989’da Berlin duvarının yıkılışı ve 1991’de Sovyet Sisteminin dağılması ile çöktü. Çöken modelin bir daha dirilmesi olasılığı yok. Bugün sosyalizm dediğimizde anlaşılan Sosyal Demokrasi veya aynı şey demek olan “demokratik sosyalizm”dir. Bunun dışında bir model veya aklı başında bir model önerilmedi. Ya da ben bilmiyorum. Dolayısıyla, Demokratik Sosyalizm, bilişim çağında gerçek bir meydan okumadır.
İnsanlık, 20. yy’ın son çeyreğinde, Bilimsel ve Teknolojik Devrim, Küreselleşme ve Sovyet Sisteminin çökmesi gibi üç köklü değişiklik yaşadı. Böylelikle, Marx tarafından “kapitalizm” diye adlandırılan üretim tarzı, dolayısıyla toplum (yaşama) biçimi bir başka toplum biçimine evrildi.
Haberin devamını okumak için tıklayın.