|
|
ÖMER EKŞİ * / AK Parti istisnasız herkesi, her azınlık gurubunu, her sosyal ve kültürel çevreyi, her katmanı dikkate almalı ve temas kurmalıdır
|
AK Parti üzerine kafa yoranlar, karizmatik lideri önderliğinde bu partinin, siyasetin reklam ayağını çok iyi kullandığı noktasında genel olarak ortak görüş ifade ederler.
Bazı karşıtları bu görüşlerini “AKP medyayı toptan satın almış” diyerek katmerlendirmek isterken, yandaşları gurur duyup, daha çok çalışmak yerine, özellikle seçim dönemlerinde kendi mahallelerine çekilerek bir an önce sürecin tamamlanmasını beklerler.
Başbakan Erdoğan’ın her seferinde bir öncekinden daha yükseklere taşıdığı performansı ve partinin beyin takımının her defasında kendini yenileyen siyasal iletişim dili sayesinde, bugüne kadar “seçimlik” parti teşkilatları büyük oranda muradlarına erdiler.
Ancak, Türkiye’nin kaderini etkileyecek 12 Eylül referandumuna sayılı günler kala, birilerinin AK Parti teşkilatlarına bu gidişatın doğanın bir kanunu olmadığını hatırlatması gerekiyor.
Madem karşıtları, Başbakan’ın ısrarla reddetmesine rağmen bu referandumu, Türkiye’nin ve dolayısıyla tüm toplumun meselesi olarak görmek yerine “AKP’nin meselesi” olarak görüyor ve akla ziyan argümanlarla da herkese göstermeye yelteniyorsa, AK Parti teşkilatlarının da hiç olmadığı kadar bu dezenformasyonun karşısında çaba göstermesi icap ediyor demektir.
Aksi takdirde tarihin coşkun akışı içinde talih yüzlerine gülmek yerine sille atmayı tercih edecektir.
Bazı küçük illerin ardından geçtiğimiz günlerde İstanbul’a yapmış olduğum bir ziyarette, bu düşüncelerimi destekleyen birçok etkenle karşılaştım ve kanaatimce bu referandumun sonucunu doğrudan İstanbul’da ortaya konacak performans ve dolayısıyla tablo belirleyecektir.
Şehrin merkezi hemen her köşesine, bilbordlara, cephelere vs yerleştirilen “evet” içerikli duyurular, ilk bakışta insana “İstanbul ‘evet’ diyor” galiba dedirtiyor.
Bu durum AK Parti’nin reklam silahını kullanmaktaki maharetini bir defa daha teyit etse ve “evet” diyecek olanlara psikolojik bir rahatlama sağlasa da birebir diyaloglarda tablonun hiç de öyle olmadığını çok geçmeden anlıyorsunuz.
Hele bu diyalogları bazılarının küfür yerine kullandıkları “tuzu kuru” çevrelerle/kimselerle yaptığınızda, itiraz noktalarının “hayır”ın da ötesinde anlamlar taşıdığına tanık oluyorsunuz.
Kanaatimce, sadece bu referandumla sınırlandırmadan Türkiye’nin ve tabii ki AK Parti ile benzer pozisyonda siyaset yapmakta olan ve yapacakların politik seyrini belli ölçüde, bu çevrelerle sağlanacak temas belirleyecektir.
Haberin devamını okumak için tıklayın.