|
|
ENVER GÜLŞEN* / İsrail eleştirisini anti-semitizm olarak damgalamak isteyenler, bilerek ya da bilmeyerek zulme destek verdiklerinin farkındalar mı acaba? İslamofobi vicdanları köreltiyor olabilir mi? Yoksa İsrail utanmaz şekilde katliamlarına devam ederken, apaçık bir “İsrail destekçisi” metnin anti-semitizme karşı bir metin olarak ortaya çıkarılması mümkün olabilir miydi?
|
İsrail’in Gazze’ye saldırıları devam ederken, her gün birçok insan ölürken ve ölenlerin sayısı bine doğru yaklaşırken, Türkiye’de yeni bir kırılma daha yaşanıyor. Darbeler, muhtıralar, Ergenekon tutuklamaları, Ermenilerden özür dileme kampanyası, 1 Mayıs olayları, Engin Çeber’in işkence sonucu ölmesi her birisi yeni birliktelikler ve yeni ayrılıklar yaşatıyor..
Gazze’nin İsrail tarafından acımasızca bombalanması, sivil, masum, çoluk çocuk yüzlerce insanın öldürülmesi, İsrail, harekâtına daha da yoğunlaştırarak devam ederken, hepimiz için yeni ayrışma ve birleşme noktası anlamına geliyor.
TARAF ANTİ-SEMİTİK Mİ
Bu ayrışmalardan birisini yaratan bir olay olarak bir bildiriyi ele almak istiyorum. İnsan hakları aktivisti olarak bilinen bir grup insan, Türkiye’de görüldüğünü iddia ettikleri anti-semitizm ve Yahudi düşmanlığına karşı bir bildiri hazırlayıp imza toplamaya başladılar. Bildirinin dili ve muhtemel tetikleyici faktörleri üzerine düşünmeden önce bildirinin kendimle ilgili bölümünü aktarmak isterim. “Savaş bahane, anti-semitizm her yerde” (www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?-ArsivTipID=9) başlığıyla hazırlanan bildiride, benim bu sayfada 29 Aralık 2008’de yayımlanan yazımdan “Adorno ‘Auschwitz’den sonra şiir yazılamaz’ derken, Auschwitz’de kurban olanların bugün cellat olduğunu görseydi ne hissederdi acaba?” bölümü alınarak yazım, anti-semitizm ve ırkçılık örneği olarak gösterilmiş. Bunun dışında yine aynı gün Taraf gazetesi’ndeki bir manşet; “Rab’bin sana bunu emretmiş olamaz” manşeti de yine anti-semitizme örnek olarak verilmiş. Yine bir başka gazetenin “Katil İsrail” manşeti de örneklerden birisi olarak gösterilmiş.
Öncelikle kayıtsız şartsız ifade özgürlüğüne inanan bir insan olarak bu ifadelerle bir bildiri hazırlanmasına ve ismimin bildiride geçmesine ifade özgürlüğü olarak baktığımı söylemeliyim. İfadeler benim için hakaret de olsa, sonuçta cevap verebileceğim her ifadenin dile getirilmesini bir düşünce özgürlüğü olarak görüyorum.
Sadece anti-semitizme değil, her türden ırkçılığa insanlığın en önemli belası olarak bakan ve milliyetçiliği dahi, eninde sonunda ırkçılığa ulaşan bir kaydırak olarak gören birisi olarak böyle bir suçlamanın benim yazım dolayımında benim için yapılabilmesinin muhtemel sebeplerini ele almam gerekiyor.
GERÇEK SUÇLUYU ARAMIYORUZ
İlgili bildiri net olarak; Filistin olaylarında tek suçlu olarak Filistin’i gösteren ve İsrail’i bugün yaptığı açık zulümde bile haklı göstermeyi amaçlayan bir bildiri. Anti-semitizme karşı yazıldığı söylenen bildiri ve bildiriyi imzaya açanların yazıları göz önüne alındığında bu kişilerin İsrail eleştirilerini dahi anti-semitizm kapsamında gördükleri net olarak anlaşılabiliyor.
Haberin devamını okumak için tıklayın.