|
|
1990’larda Bolu Komando Tugayı iken pek çok insan hakkı ihlalinden sorumlu tutulan emekli general Ertürk, Beyaz Holding’in ortağı olmuş. Emekli Tümgeneral Yavuz Ertürk, Lice-Kulp-Muş bölgesinde 1990’lardaki birçok katliamdan ötürü Türkiye’yi AİHM’de üç trilyon cezaya mahkum ettirdi. O Ertürk bugün Beyaz Holding bünyesindeki bir güvenlik şirketinin hissedar yöneticisi. Zahit Akman da RTÜK üyeliğine kadar aynı yönetimdeydi
|
Almanya’daki Deniz Feneri e.V. derneğine yönelik yolsuzluk davasının Frankfurt Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde yapılan dünkü duruşmasında savcılık, toplanan bağışlardan 16 milyon 186 bin avronun amaç dışında yerlerde kullanıldığının belirlendiğini, sanıkların dolandırıcılık yapmak ve haksız kazanç elde etmek suçlarından cezalandırılmalarını istedi.
Duruşmada savcı Kerstin Lötz, Mehmet Gürhan’ın altı yıl, Firdevsi Ermiş’in iki yıl tecilli hapisle, Mehmet Taşkan’ın da üç yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarını istedi. Savcı sanıklardan Firdevsi Ermiş’in gözaltı süresini ve itiraflarını dikkate alarak tahliyesini talep etti.
Sanık avukatları ise yaptıkları savunmalar sonunda Mehmet Gürhan için beş yıl, Mehmet Taşkan ve Firdevsi Ermiş hakkında ise 16 ay tecilli hapis cezası istediler. Ermiş ve Taşkan’ın avukatları müvekkillerinin gözaltında tutuldukları zamanı dikkate alarak tahliyelerini istediler.
“KARAMAN’LA AKMAN’I KARIŞTIRMA” • Firdevsi Ermiş’in avukatı Hanno Durth, Ermiş’in bu dava için kendisinden önce tutmuş olduğu avukat İlknur Baysu’nun Ermiş’e “Bu işe Zekeriya Karaman ve Zahid Akman’ı karıştırma” dediğini iddia etti. Avukat Durth, bu nedenle Ermiş’in Baysu’yu avukatlığından azlederek kendisini tuttuğunu ifade etti. Durth, müvekkiline bu davadaki ifadeleri nedeniyle “itirafçı, hain” dendiğini oysa Ermiş’in bu ifadeleriyle 21 bin kişinin bağışlarına haksız yere el koyanları ortaya çıkartan cesur bir insan olduğunu söyledi.
Mehmet Taşkan’ın avukatı Ury Popper ise Taşkan’ın yönetici, karar verici olmadığını, suçun oluşmasında iradesi olmadığını iddia etti. Taşkan’ın sadece suçun iştirakçisi olarak hüküm giyebileceğini iddia eden avukat Popper, bu nedenle 16 ay tecilli hapisle cezalandırılmasını istedi.
İYİ NİYET FAKTÖRÜ • Mehmet Gürhan’ın avukatı Jörg Haseneier, toplanan bağışların yıllar geçtikçe arttığını ve bu paralarla daha fazla insana yardım etmek için bir takım şirketler kurulduğunu kaydetti. Haseneier, paraların bu şirketlere borç olarak verildiğini ve bu paraların şirketler kara geçtikten sonra tekrar geri ödeneceğini belirterek, Gürhan’ın Almanya’da üzerine kayıtlı sadece bir tek gayrimenkul olduğunu ve bunun kendisinin iyi niyeti olduğuna kanıt olarak görülmesi gerektiğini savundu. Haseneier, mahkeme heyetinden bu nedenle cezanın beş yıla indirilmesini talep etti.
BAŞ SORUMLU KARAMAN • Savcı Lötz ise konuşmasında Almanya’daki sanıkların asıl failler olmadığını, asıl faiilerin Türkiye’de olduğunu belirterek, tüm yapılanlardan Türkiye Deniz Feneri kurucularından Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman‘ı sorumlu tuttu. Savcı buradaki sanıkların iş başında görüldüklerini ancak tüm yönetim ve kontrolün Türkiye’den yapıldığını ve Zekeriya Karaman isminin ön plana çıktığını kaydetti. Savcı Lötz tüm bu yaşananlardan Türkiye’de Zahit Akman, İsmail Karahan, İsmail Çelik ve Harun Kapuyoldaş’ın da sorumlu olduğunu iddia etti.
“BİR KURUŞ CEBİME GİRMEDİ” • Sanıklardan Mehmet Gürhan mahkemede yaptığı son konuşmasında yaşanan olaylardan dolayı ‘Vicdanım rahat; dedi. Gürhan, 1999’da Deniz Feneri Almanya derneğini iyi niyetle kurduklarını ve durumun bu hale geleceğini bilmediğini belirterek şöyle konuştu: “Amacım dernek başkanı olarak daha fazla fakir ve yardıma muhtaç insanlara yardım etmekti. Şirketimiz ortaklarına sormadan bir takım hereketlerde bulunduk. Sormadığım için üzgünüm. Sormam gerekirdi, iyi niyetle çıkılan bu yolda daha sonra yanlış yapacağımızı tahmin edemedik. Bağışçılarımızdan özür diliyorum” dedi.
“VİCDANIM RAHAT” • Gürhan, amacının insanlara zarar vermek olmadığını dile getirerek, “Kötü niyetle yapılmış bir iş yok. 16 milyon avrodan bir fenig bile cebime girmedi. Bu benim iyi niyetimin göstergesi. Din, dil, ırk farkı gözetmeden şahsi düşüncelerimle bunları ilişkilendirmedim. Vicdanım da rahat. Ancak bundan sonra yapılacak herhangi bir bağışta, bağışçılara kötü intiba bıraktığım için de özür diliyorum” dedi.
Haberin devamını okumak için tıklayın.