|
|
M. UTKU ŞENTÜRK * / Bizim toplumda “ölünün arkasından konuşulmaz”. Rauf Denktaş da bu çervede dokunulmazlık halesi ile çevrelendi. Oysa, TMT’nin “2. Adam”ıydı
|
Bizim toplumda “ölünün arkasından konuşulmaz”. Ataerkil toplum yapısı ve İslam buna izin vermez. Tehlikeli bir alandır ölünün arkasından konuşmak. Ama bu konuşma şekli olumlu ise elbette buna karşı bir duruş sergilenmez toplumda. Her körü badem gözlü yapmak toplumsal bir ödev, toplumsal bir görevdir. Ölünün arkasından konuşulmaz, daha doğrusu kötü konuşulmaz. Bu yazılı olmayan toplumsal bir kuraldır. Eğer bir ölünün ardından söz edilecekse methiyeler düzülmelidir, bir dokunulmazlık halesi çevreler merhumu. Her ölen günahlarından arınır, her ölü cennete gider, yaptığı hatalar, günahlar, kötülükler, aptallıklar unutulur, pür-i pak olur.
Geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Rauf Denktaş da bu çervede dokunulmazlık halesi ile çevrelendi. Sağından soluna, Kemalistinden, mütedeyyinine herkes, her çevre bu yazılı olmayan toplumsal kurala riayet ederek “Kıbrıs Davasının Yılmaz Savunucusu” Denktaş’a karşı son görevlerini ifa ettiler.
1949-57 yılları arasında İngiliz sömürgeci yönetiminin mahkemelerinde savcılık yapan “mümtaz devlet adamı” Denktaş, 1958’de Özel Harp Dairesi’nin sonunda Rumların EOKA örgütüyle mücadele amacıyla “Türk Mukavemet Teşkilatı”nı kurmasıyla görevinden istifa etti. KKTC Meclisi’nin resmî sitesi Denktaş’ı TMT’nin kurucuları arasında tanıtıyor. (http://www. m.gov.nc.tr/cm/mb/Rauf.htm)
Dönem boyunca bir dizi “karanlık işe” imza atan TMT’nin perde arkasındaki “2. Adam” olan Denktaş, daha sonraları Dr.
Haberin devamını okumak için tıklayın.