|
|
MİNE YILDIRIM * / Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) dersleri, kapsayıcı olması yönünde atılan adımlara karşın, Türkiye’nin uluslararası ve anayasal insan hakları yükümlülükleri açısından sorunlu olmaya devam ediyor
|
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) dersleri, kapsayıcı olması yönünde atılan adımlara karşın, Türkiye’nin uluslararası ve anayasal insan hakları yükümlülükleri açısından sorunlu olmaya devam ediyor. Yeni Anayasa’nın özgürlükçülüğüne dair önemli bir ölçüt, DKAB dersleri meselesi konusunda ne yapacağı olacaktır. Başbakan Erdoğan’ın “dindar bir nesil yetiştirmek istiyoruz” ifadesi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın çocuk ve gençlere yönelik projeleri (2012-2016 projesi kapsamında) ve hükümetin DKAB derslerinin devamı konusunda kararlılığı ile beraber okunduğunda “dindar bir nesil yetiştirmek” için eşgüdümlü bir projenin hayata geçirilmekte olduğunu söylemek mümkün hale geliyor.
Aslında DKAB dersleri devletin hem taraflı hem de tarafsız olamayacağının en güzel örneği. Bu dersle ilgili en büyük sorunlardan biri hem “din dersi” hem de “dinler hakkında bir ders” olmaya çalışmasıdır. Oysa din dersi olsa izlenmesi gereken yol farklı, dinler hakkında bir ders olsa izlenmesi gereken yol farklı olacaktır.
Bilgi sahibi bir değerlendirme yapabilmek için öncelikle dersin niteliklerine bakmak gerek. DKAB dersi ilköğretim ve liselerde zorunludur, sadece Hıristiyanlar ve Museviler muafiyet hakkına sahiptir. Buna göre, Bahailer, ateistler, agnostikler, Budistler, vs. ve herhangi bir nedenden ötürü çocuklarının bu dersi almasını istemeyenlerin çocukları da bu derse girmek zorundadır. DKAB dersleri kitaplarının içeriğine bakıldığında, öğrencileri, İslam dinini- bu dinin tüm öğrenciler tarafından benimsendiğini varsayarak- anlamak ve uygulamak üzere yetiştiren niteliklere sahip olduğu görülecektir. İbadet uygulamaları, dua, namaz ve oruç dahil olmak üzere, dersin önemli bir parçasını oluşturuyor. Bunlara ek olarak, Diyanet İşleri Başkanlığı’yla işbirliği içinde, çocukların camiye götürülmesi (Çocuk Cami buluşmasında olduğu gibi- ve artık bunun giderek artan sistematik bir uygulama haline geleceğini düşünebiliriz) gibi uygulamalar bu eğitime farklı boyutlar katıyor. Danıştay’ın DKAB derslerine ilişkin kararlarında, haklı bir şekilde saptadığı gibi bu dersler “Din Kültürü” değil, “belirli bir dinin öğretilmesini amaçlayan din derslerdir”.
Haberin devamını okumak için tıklayın.