|
|
Kürtler’in kadim sesi Şivan Perwer 1976’dan beri doğduğu topraklara dönemiyor. Türkiye’deki son konserini yıllar önce Urfa’da vermişti. “Dört devletin yasakladığı bir sanatçıyım” diyen Perwer’le Almanya’da konuştuk
|
?ivan Perwer’le Bonn’daki ?ivan Perwer Kültür ve Sanat Vakfı’nın merkezinde görüştük. Beş katlı merkezde hâlâ inşaat çalışmaları devam ediyor. Dört yıl önce kurulan vakıf, Alman devleti tarafından resmen tanınıyor. ?ivan Perwer sorularımızı yanıtlamadan önce kısaca vakıf hakkında bilgi veriyor. Kürt müziği ve sanatıyla ilgili çalışmalar yapmak için oluşturulan vakfın bünyesinde bir müzik okulu, kayıt stüdyosu ve konser salonu da bulunacak.
Hep yasaklı olan, Kürtlerin bu kadim sesine “yasak” sözcüğünün kendisi için ne ifade ettiğini sorarak başlıyoruz söyleşiye.
Ben dört ülkede dinlenen, dört devletin yasakladığı bir sanatçıyım. Tabii Kürtler’in olduğu her yerde dinleniyorum. Başka uluslardan insanlar da beni seviyor, dinliyor. Ama en çok Kürtler’in yoğun olarak yaşadığı Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de dinleniyorum. Bu dört devlet de beni yasakladı. Birkaç yıldır Irak Kürt Federe Yönetimi Bölgesi’nde bu yasak kalktı. Ama ondan önce en sıkı yasağı Saddam rejimi uyguluyordu bana. Benim kasetlerimi, albümlerimi dinledikleri için bir çok insanın başı belaya girdi. İşkence gördüler, hapse atıldılar hatta öldürüldüler. Bazı Kürt kadınları ağlayarak anlatıyordu bana; oğlunun ya da kocasının sadece benim türkülerimi dinlediği için asıldığını. “Yasak” sözcüğünün ne anlama geldiğini en iyi ben bilirim herhalde.
‘GECEYİ TARLADA GEÇİRDİM’ •
Kaç yıl oldu gurbet?
1976’nın haziranında çıktım Türkiye’den. O günden beri doğduğum topraklara ayak basmak nasip olmadı. İran Kürdistanı’na gidemedim henüz. Birkaç kez Suriye üzerinden güneye gittim. Suriye yetkilileri tutuklamıyorlardı beni ama hemen gönderiyorlardı. Orada uzun süre kalmamı istemiyorlardı. Hatta birkaç kez konser için başvurdum, kabul etmediler.
Yurt dışına çıkışınız nasıl oldu?
Kaç kaç çıktım desem yeridir. İlk kez 1976 yılında Ankara’da sahneye çıktım. O zaman Gazi Üniversitesi’nde matematik okuyordum. Kürt kökenli milletvekillerinin düzenlediği bir gecede spontane çıktım. İstanbul’da yaşayan Kürt kökenli bir türkücüyü davet etmişlerdi, Atakan Çelik. Sahneye çıktıktan sonra seyirci Kürtçe parçalar söylenmesini istedi. Çelik de, “xazale xazale” diye başladı ama Türkçe devam etti. Bu zoruma gitti. Arkadaşlara “Bana bir saz bulun, sahneye çıkmak istiyorum” dedim. Bazı arkadaşlar çok sevindi, bazıları Kürtçe söylemenin tehlikeleri için beni uyardı. Dedim ne olursa olsun, getirin sazı! ?ivan Perwer diye beni anons ettiler. Ben sahneye çıktım ve dedim ki “Size gerçek ‘xazale’yi söyleyeceğim. “Xazale” Kürtçe bir türküdür.
Haberin devamını okumak için tıklayın.