|
|
Nahit Sıktı Örik’in Kıskanmak adlı romanını beyazperdeye uyarlayan Zeki Demirkubuz: Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler’inden etkilendim
|
Bu yılki Altın Portakal Film Festivali’nde görücüye çıkan, bugün de vizyona giren Kıskanmak’ı, yönetmeni Zeki Demirkubuz’la konuştuk.
Yazgı’da Camus’nün Yabancı’sından etkilenmişliğinizi saymazsak ilk defa uyarlama yapıyorsunuz, bu Demirkubuz sinemasının herhangi bir yöne evrildiğini gösteriyor mu?
Öyle bir şeyin hesabı çok kolay yapılamaz. Bu içiçe geçmiş, karmaşık bir süreçtir. Kendini bir proje olarak görmeyen, kendini özel bir yere koyup da “Benden ne beklenir acaba” diye hareket etmeyen bir yönetmen bunu düşünmez. Bu kendiliğinden gelen bir süreçtir. Bu bugün böyledir, yarın araya başka bir şey girer, ya da üstüste edebiyat uyarlamaları da olabilir. Bir kere en son filmim, bu yüzden en sona koyulabilir. Ama şöyle bir anlamı olduğu söylenebilir, daha önceki yedi filmin tecrübelerini doğru olarak yansıttığım bir film. Teknik olarak da farklı, daha önceki filmlerimin gerektirmediği bir prodüksiyon gerektirdi. Mesela sanat yönetmenliği denen kurumla ilk defa ciddi anlamda bu filmle tanıştım, bu daha önceki filmlerden farklı bir sorumluluk gerektiriyor. Bir de ilk defa prodüksiyon ortaklığı yaptık. Bu da bir tecrübe oldu benim için.
Filmde genel bir kıskançlık duygusu yansıtılıyor, oysa romanda Seniha’nın ağabeyine olan kıskançlığı üzerinde durulmuş, romanı okumayan bir seyirci farklı kıskançlık hallerinin anlatıldığını düşünebilir.
Bir defa isimle ilgili bir şey var, “kıskanmak” kelimesi insanı belli bir beklentiye sokuyor. İsim aslında son ana kadar tartıştığım, emin olmadığım, hatta bir ay öncesine kadar değiştirmek istediğim bir isimdi. Nahit Sırrı Örik’e duyduğum saygı yüzünden, başından beri Kıskanmak diye duyulduğu ve filmin ismi de bir tür iletişim aracı olduğu için böyle oldu, bunu değiştirmekte geç kaldık. Fakat ben bunu filmin başında sorun etmiş olsaydım kıskanmak ismini koymazdım.
Kıskanmak durumu romanda ve filmde farklı şekillerde beliriyor diyebiliriz.
Kendi yazdığım sahnelerle ortaya koymak istediğim şey şu aslında. “Kıskanmak” bir duygudur ve bir filmde bu duygunun kendisi de anlatılabilir. Ama her insanın bilebileceği ve her insanda doğası gereği var olan bir duyguyu yeniden anlatmaya gerek görmedim. O yüzden ben kıskanmanın tezahürleri, bu duygunun yaratabileceği trajedilerle ilgili bir film düşündüm. Bu duyguyu taşıyıp, buna hâkim olamamanın sonuçları ile ilgili bir film yapmak istedim. Böyle olunca da romanda uzun uzun anlatılan şeylere çok ilgi göstermedim ve bunun doğru olduğunu da düşünüyorum.
Haberin devamını okumak için tıklayın.