Çizgili mizahın büyük ustası Turhan Selçuk’u kaybettik. Onun karikatür dünyamızdaki eşsiz yeri hep var olmayı sürdürecek.
60. Sanat Yılı, tüm dostlarının biraraya gelmesi ile dokuz yıl önce güzel bir toplantıyla kutlanmıştı. O buluşmada herkes sevgili Turhan için duygu ve düşüncelerini dile getirmişti. O gün onun için söylediklerimi tekrar hatırlamak ve sizlerle paylaşmak istiyorum.
“Sizlere bu akşam Turhan Selçuk’un önemli bulduğum üç ödülünden söz etmek istiyorum.
Onun 60 yıllık sanat yaşamının 40 yılına tanık olma şansına sahip biriyim. Bu bana konumuz üzerinde düşünmek, eleştirmek ve “al baştan yapma” imkânı verdi. Modern karikatürü hep, 20’inci yüzyıl sanatı saymışımdır. Hatta o aslında bu yüzyılın ikinci yarısına ait gibidir. 1950’lerde, yani II. Dünya Savaşı sonrasında, yeni çizgi, yeni bir dünyanın, yeni yorumunu yapmaya çalışıyordu.
Gerek dünyada gerek ülkemizde, bu yeni sanatın ilk çarpıcı örnekleri eşzamanlı olarak ortaya çıkmıştır. Siyasal ya da genel adlandırmayla editoryal karikatür ise eskiden beri vardı. 50’li yıllarda da çiziliyordu. Ben siyasal karikatürleri pek sevmezdim.
Onların çizgisi de, çizerleri de farklıydı. Oysa Turhan güçlü kalemi ile ve sanatsal bir çizgiyle sanatsal karikatürlerin kısaca yeni bir anlayışın ilk örneklerini verenler arasındaydı. Ne var ki o yıllar ülkemizde, şiddetli demokrasi mücadelesinin yaşandığı zamanlardır.
Haberin devamını okumak için tıklayın.