|
|
RANA ŞENOL* / Amerika’da da Türkiye’deki gibi öğrenci ‘and’ı var. ABD’de bir veli ‘and’da geçen ‘Tanrı’ kelimesinin çıkarılması için açtığı davayı kazanırken; Türkiye’de ‘Türküm, doğruyum, çalışkanım’ diye başlayıp ‘Ne mutlu Türküm diyene!’ diye biten ‘and’ın kaldırılmasını ya da değiştirilmesini isteyen 42 öğretmen hakkında 6 aydan 2 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmış. ABD ile Türkiye’nin farkı da bu.
|
New York’ta okullar açıldı. Yine başlayacak okul etkinlikleri, bir veli olarak katılmam gereken bir yığın merasim, konser, toplantı. Kara kara bunları düşünürken, birden aklıma okuldaki her etkinlik öncesi maruz kaldığım o işkence anı geldi. Hep birlikte ayağa kalkılıp sağ eller kalplerin üzerine konularak bir öğrenci tarafından taşınan bayrağa dönülüp hep bir ağızdan and içilir. Her okul etkinliğinin değişmez açılış tablosudur bu.
Amerikan bayrağına bağlılık yemini olan bu öğrenci andının sözlerini bilirim ama inatla katılmam; dudaklarımı oynatıyor numarası da yapmam diğer göçmen ana-babalar gibi. Sadece ilgi ve hafif bir hoşnutsuzlukla, burada doğmuş birer asimilasyon ürünü olan çocuklarımın and içişini izlerim sessizce. Evet benim çocuklarım tam asimile. Gayet iyi anlayıp konuşabildikleri bir dili, Türkçeyi, aksanlı konuştukları için ihmal eden, konuşmak istemeyen, kendi köklerinden kopuk, yaşadıkları topluma tamamen uymaya pek hevesli tipik ilkokul öğrencisi ikisi de.
ABD KİMLİKLERİ İNKÂR ETMİYOR
Yaşadıkları ülke, onları kimliklerini inkâr etmeye zorlamıyor ama onlar Amerikalı olmak istiyorlar. Üstelik benim aksi yöndeki tüm bilinçli mücadeleme rağmen. Asimilasyon psikolojisi böyle bir şey işte; içten içe işliyor azınlık çocuklarının ruhuna. Belki de bunu çok yakından gördüğüm için bu derece hassasım Türkiye’deki azınlık çocuklarının o asimile olmuşluk durumuna. Daha da kötüsü Türkiye’dekilerin buna zorlanıyor olmalarına.
Farklılıkları bir zenginlik sayan Amerika’da insanlar etnik kimliklerine sahip çıkabiliyor. Hatta kimlikleri en önemli varlıkları Amerikalıların. Latin Amerika kökenlilerin çocukları bir kelime İngilizce bilmeden okul çağına gelebiliyor örneğin. Ama o çocuklar Türkiye’deki bazı Kürt çocukları gibi daha ilk günden dayak yiyerek başlamıyorlar okul yaşamına. Aksine, okul daha fazla yardımcı oluyor bu çocuklara. Bir bakıyorsun üç aya kalmadan çocuk hâkim olmuş İngilizceye, şakır şakır konuşuyor. Bu çocukların okula başladıkları ilk günle ilgili hafızalarına kazınan anı, kendi kimliklerini onlara sanki kötü, cezalandırılması gereken, yasak bir şeymiş gibi algılatan acı bir tokat olmadığı için de bu çocuklar büyüdüğünde herkesten çok Amerikalı! Kendileri olabildikleri, kendi kültürlerini özgürce, baskı görmeden, yargılanmadan, damgalanmadan yaşayabildikleri bir ülkeyi sevmesinler de ne yapsınlar? Bu kez onlar buraya ait olmak istiyorlar işte. Buna zorlanmadıkları halde; belki de bu yüzden.
BAYRAĞA BAĞLILIK ANDI
Haberin devamını okumak için tıklayın.