|
|
Sosyalistler 17 yıl sonra Elysée Sarayı’na girerken, Sarkozy de siyaseti bıraktı
|
François Hollande pazar günkü seçimleri kazanarak De Gaulle’ün kendisi için biçtiği yarı-başkanlık sistemine dayalı 1958 anayasasıyla başlayan V. Cumhuriyet döneminin ikinci Sosyalist Cumhurbaşkanı oldu. Elysee Sarayı’nın ilk Sosyalist mukimi François Mitterrand tam 31 yıl önce “solda birlik” sağlayarak seçilmiş ve önemli reformlara (ölüm cezasının kaldırılması, yerelleşme yasası vb) imza atmasının yanı sıra anayasaya getirdiği yepyeni yorumla V. Cumhuriyet’te kurucusundan sonra en büyük izi bırakan devlet adamı olarak tarihe geçmişti. De Gaulle, Cumhurbaşkanı’nın kendi programını uygulamak için halktan meclis çoğunluğunu alamaması halinde istifa etmesini öngörmüştü. Mitterrand ise böyle bir durumu, halkın ülkeyi farklı siyasi ailelere mensup bir Devlet Başkanı ile bir Başbakan’ın birlikte yönetmesini (cohabitation) yeğlediği şeklinde yorumlamış; bu yorumla hem kendisi ardı ardına iki dönem görev yapmış, hem de “cohabitation” siyasetin olağan bir kurumuna dönüşmüştü.
Yedişer yıldan iki dönemle V. Cumhuriyet’in en uzun süre görevde kalan Cumhurbaşkanı unvanına sahip olan Mitterrand, sadece Sosyalistlerin değil aynı zamanda Fransa’nın önemli siyasi figürlerinden biri oldu. Ama Mitterrand’ın ardından 1995’te yapılan seçimlerde Lionel Jospin’in, sağın adayı Jacques Chirac karşısında yenilgiye uğramasından bu yana Sosyalist Parti (PS) adayları cumhurbaşkanı seçimlerini kazanamadı. Hatta 2002’de tekrar aday olan Jospin, ilk turda aşırı sağcı Jean-Marie Le Pen’i geçemeyerek ikinci tura dahi kalamadı ve aldığı ani kararla siyasi yaşamına noktayı koydu. Oysa 1995 genel seçimlerinden zaferle çıktıktan sonra Chirac’ın Başbakanı Jospin için her şey çok güzel başlamıştı.
Jospin hükümetinin ilk üç yılının işsizlikteki rekor düşüş sayesinde ve haftada 35 saat çalışma düzeninin getirdiği popülariteyle başarılı oldu denebilir. Ancak Jospin’in hükümet içinde birliği sağlayamaması bir yerde sonun başlangıcı oldu. Bu dönemde derinleşen parti içi bölünmeler 2005’te “Avrupa Anayasası” referandumunda su yüzüne çıktı. 1997’de Jospin yerine PS Birinci Sekreteri görevine seçilmiş olan Hollande “evet”, “2 numara” Laurent Fabius’ün başını çektiği partinin ağır toplarıysa “hayır” oyundan yana tutum aldı. Hollande parti içi referandum düzenleyerek “evet” oyunun partinin görüşü olarak çoğunluğu almasını sağladı ama buna uyulmadığı referandumda belli oldu.
2005’te partinin başına yeniden seçildikten sonra Fabius’ü görevinden alan Hollande, PS içinde birliği sağlamak için çaba gösteren isimlerin başında geliyor. O yıl olağanüstü kongre düzenleyerek parti içi demokrasi açısından önemli reformlara da imza atıyor. Ancak başlattığı bu yenilenme süreci eski partneri Segolene Royal’in 2007’de Sarkozy karşısında yenilgiye uğramasını önleyemiyor.
PS Birinci Sekreterliği’ni Martine Aubry’ye bırakan Hollande, geçen yılki seçmene açık ön seçimi de Aubry’ye karşı kazanarak Sarkozy’nin bu seferki rakibi oluyor. Başarısında parti içinde olduğu gibi, dışında da herkesi biraraya getirme uğraşının rol oynadığını kabul etmek gerekir. Sarkozy’ye karşı bütün solu ve merkezi biraraya getirmek kuşkusuz bu başarısının belkemiğini oluşturuyor.