|
|
ELİF AYDOĞDU * / Uzaktan Rakel Dink’in insanın eline batan iğne misali, ince ince işleyen, ‘bizi acılarla akraba ettiler’ diyen sesi geliyordu
|
En sevdiğim türküdür Sarı Gelin... Duyduğum anda nedendir bilmem önce burnumun içinde bir titreyiş olur, yüreğim başka türlü atar, sesim içime kaçar, yaşlar süzülür sessizce, başımı eğerim. Hiç bilemedim bu türkü içimde nereye dokunur ki; ne zaman, nerede, hangi halde dinlersem dinleyeyim bunları yaşarım.
Bugün okudum bu dizeyi ve hemen not ettim. Evet, sen “Gitmekle kalmadın, benimle bir şarkının arasını açtın...”* Yine seviyorum, yine dinliyorum hem de bulabildiğim tüm dillerde ama düşünmeden edemiyorum, birgün bu şarkıda senin için de ağlayacağım için mi ben en başından ağlıyordum. Yoksa içinde parçaları bir türlü birleşmeyen kendi hikayem de mi var?
Ben İzmirliyim, utanmam yani uluorta ne gülmekten ne de ağlamaktan... Öyle sokaklarda şen kahkahalar attığım gibi pat diye de ağlarım, yüreğim gelivermişse ağzıma, dudaklarımı titretmeye, gözümü seğirtmeye başlamışsa, eğerim kafamı ağlarım içime içime...
Benim bir de koca bir utancım var, kimselere diyemediğim. Hayatımın en büyük utancı... Hayatımın en büyük ‘keşke’si... Ben bilmem ki İstanbul’u, şimdi bile yeni yeni öğreniyorum. 18-19 Ocak 2007 tarihlerinde Cumhuriyet Caddesi ve Halaskârgazi Caddesi’nde randevularım arasında dolaşıp duruyordum. İş görüşmelerim vardı. Bir türlü kapı numaralarının akışını anlayamadığımdan Halaskârgazi tarafı ile Cumhuriyet Caddesi arasında mekik dokudum Perşembe ve Cuma günleri.
Saat 13.00’deki randevum Agos’un tam karşısındaki apartmanlardan birinde imiş. Sonradan fark ettim. Görüşme bittikten sonra 15.00’deki randevuma kadar birbuçuk saatim vardı. Yolun karşısına geçtim eski İstanbul apartmanlarının dış cephelerini, kapılarını, merdivenlerini, trabzanlarını hayranlıkla izliyordum.
Haberin devamını okumak için tıklayın.